<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Sigorta Postası</title>
    <link>https://www.sigortapostasi.net</link>
    <description>Sigorta ve Bireysel emeklik dünyasına dair her şey burada</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 24 Aug 2026 02:34:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Aracınızdaki kemirgen hasarını sigorta karşılıyor mu?]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/aracinizdaki-kemirgen-hasarini-sigorta-karsiliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/aracinizdaki-kemirgen-hasarini-sigorta-karsiliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otomobillerde giderek daha fazla görülmeye başlanan kemirgen sorunları, sigortaların bu tür hasarları kapsamamasına ilişkin tartışmaları kızıştırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Motor arıza lambası yanması ve tekleme şikayetiyle aracını servise getiren bir müşteri, kimsenin duymak istemeyeceği bir teşhisle karşılaştı. Motor bölmesine giren keskin dişli bir kemirgen kablo demetinin büyük bir kısmını yemişti.</p>

<p>Motor1.com'un haberine göre, tamir masrafı yaklaşık 3 bin 200 dolara çıktı. Ancak fabrika garantisi bunu karşılamadı ve bunun nedenini bir bayilik servis müdürü açıklamak zorunda kaldı.</p>

<p>Chrysler Jeep bayilerinde çalıştığı günleri belgeleyen 'Mrs Boss Barr' adında bir kanalı olan servis müdürü, iki dakikalık telefon görüşmesinin kaydını yayınladı ve bu kayıt şu ana kadar 96 bin 800'den fazla izlenme elde etti.</p>

<p>Kanalın sahibi paylaştığı açıklamada, garantinin kemirilmiş kabloların masrafını karşılamadığını belirterek müşterinin içine düştüğü umutsuz durumu ortaya çıkardı.</p>

<h2>"OLDUKÇA SIK YAŞANAN BİR DURUM"</h2>

<p>Baar görüşmenin başında teşhisi koyarak arabada bir kemirgen sorunu olduğunu açıkladı. "İşte bu da ateşleme sorununa neden oluyor." diyen Baar, birkaç konektörün kemirildiğini ve en az bir sensörün tamamen fişinin çekili bırakıldığını söyledi.</p>

<p>Bu hasarın fabrika garantisi kapsamında olmadığını belirten Baar, "Fabrika garantisi yalnızca üretici hatalarını kapsar, ki bu açıkça bir üretici hatası değil." diye bildirdi.</p>

<p>Ona göre bunun yerine sigorta şirketini aramak daha doğru. "Çoğu zaman, muafiyet tutarınıza bağlı olarak, sigortanız bunu adeta mücbir sebep olarak değerlendiriyor ve eğer 500 dolarlık bir muafiyetiniz varsa, ödeyeceğiniz tek şey bu olur, çünkü şu anki tahmine göre hasar neredeyse 3200 dolara ulaşıyor."</p>

<p>Ayrıca Baar, müşterinin şanssız olmaktan ziyade mevsimlerin kurbanı olduğunu da açıkça belirtti. "Yalnız değilsiniz, bu oldukça sık yaşanan bir durum. Kemirgenler sonbaharda veya kışın sonunda çok fazla geliyor, oraya yuva yapmayı seviyorlar. Bu yüzden de birçok arabanın içinde canlı veya ölü fareler gördük." diye bildirdi servis müdürü.</p>

<h2>SORUNUN KAYNAĞI HONDA'NIN TASARIMI OLABİLİR</h2>

<p>Yorumlar sigorta konularından oldukça hızlı bir şekilde uzaklaştı ve bunun yerine tellerin sarılı olduğu malzemeye odaklandı.</p>

<p>Derek takma adıyla yorum yapan bir kişi, hasarın bir kazadan ziyade bir tasarım sonucu olduğunu savunarak, üreticilerin kemirgenler için açıkça daha çekici olan soya bazlı tel yalıtımına bilerek geçtiklerinde, kemirgen hasarının tamamen dışsal bir olay olmaktan çıkıp, bir tasarım kararının öngörülebilir bir sonucu haline geldiğini ileri sürdü.</p>

<p>Otomobil üreticilerinde çalıştıklarını söyleyen iki kişi, bu faktörün önemi konusunda farklı görüşlere sahipti. Biri, çalıştığı iki üretici arasında soya bazlı malzeme kullanan için daha çok kemirgen hasarı nedeniyle kablo demeti değişimi yaptığını söyledi. İgor takma adıyla yorum yapan bir kişi ise bu teoriden ikna olmadığını belirterek "İkisinde de kemirgen hasarı oluyor, en sonuncusu yakıt hortumuydu. Bunun soya bazlı olmadığına eminim. Plastikleri de bolca kemiriyorlar." diye yazdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu argüman daha önce federal mahkemede test edildi. Araç sahipleri, çeşitli üreticilere karşı toplu davalar açtı. Başlıca dava, davacıların 2022'de gönüllü olarak davayı geri çekmesinden önce Kaliforniya'da altı yıl sürdü. Benzer davalar American Honda, Kia, Ford ve FCA'ya karşı da açıldı. Hiçbir üretici sorumlu bulunmadı.</p>

<p>Ancak üreticiler bu fırsatı değerlendirerek bir önlem sunmaya başladılar. Honda'nın 2022 yılında Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi'ne sunduğu bir servis bülteninde, teknisyenlere, bir koşum takımındaki kemirgen hasarını onardıktan sonra etkilenen bölgeleri kemirgen kovucu bantla sarmaları gerektiği belirtiliyor. Bu bantın mekanizması, "İçinde acı biberlerin aktif bileşeni olan kapsaisin var. Bu, herhangi bir hayvanın gelecekte sorun çıkarmasını engelleyecektir." denilerek açıklanıyor.</p>

<p>Dendz adlı bir yorumcu, kendi deneyiminden yola çıkarak aynı bandı tavsiye etti ve çoğu mağazanın sipariş verebilmesi için resmi bir parça numarası taşıdığını belirtti.</p>

<h2>SİGORTA KEMİRGENLERİ KAPSAMALI MI?</h2>

<p>Sigorta konusuna gelince, hizmet müdürünün tavsiyesi bazı poliçelerin sunduğu teminatlarla örtüşüyor. Sigorta Bilgi Enstitüsü, kapsamlı sigortayı "hırsızlık veya başka bir araç veya nesneyle çarpışma dışında bir şeyden kaynaklanan hasar nedeniyle oluşan kayıpları tazmin eden" bir sigorta olarak tanımlıyor. Ancak kapsamlı sigortanın isteğe bağlı olması nedeniyle yorumlardaki sonuçlar oldukça farklılık gösterdi.</p>

<p>Sektördeki birçok kişi bu iddiaların rutinleştiğini belirtti. Yılda yaklaşık 20 kemirgen hasarı talebiyle 22 yıldır ilgilenen bir yorumcu, yalnızca birinin reddedildiğini, "çünkü sadece sorumluluk sigortaları vardı" dedi. Claire Peifly takma adıyla yorum yapan bir servis yazarı, bir sigorta şirketinin bir elektrikli araçtaki yüksek voltaj kablosunun değiştirilmesi için 12 bin dolara yakın ödeme yaptığını söyledi.</p>

<p>Clarence adlı bir yorumcu ise tam tersi bir deneyim yaşadığını ve masrafları kendi cebinden ödediğini, bunun üzerine diğerlerinin onun kapsamlı bir sigortası olmadığını öne sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Birçok kişi tarafından sorulan bir diğer soru ise, kemirilmiş bölüm yerine neden tüm kablo demetinin değiştirildiğiydi. Bayiliklerinin her onarımın, parça ve işçilik dahil olmak üzere, garantili olmasını gerektirdiğini söyleyen bir yorumcu, bu durumun sadece kablonun hasarlı kısımlarının değiştirilmesini imkansız kıldığını açıkladı. "Onarmayı çok istesek de değiştirmek zorunda kalıyoruz." diye belirtti yorumcu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/aracinizdaki-kemirgen-hasarini-sigorta-karsiliyor-mu</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/08/kemirgen.png" type="image/jpeg" length="61684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ raporu sağlık sigortasının stratejik rolünü bir kez daha ortaya koydu]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/dso-raporu-saglik-sigortasinin-stratejik-rolunu-bir-kez-daha-ortaya-koydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/dso-raporu-saglik-sigortasinin-stratejik-rolunu-bir-kez-daha-ortaya-koydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DSÖ'nün 2026 Küresel Kanser Durum Raporu, kanser vakalarının 2050'ye kadar 35 milyona ulaşabileceğini ortaya koyarken, ülkelerin üçte birinden daha azında kanser tedavisinin evrensel sağlık sigortası kapsamına alınması, sağlık güvencesindeki eşitsizlikleri yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın (IARC) hazırladığı <strong>"2026 Küresel Kanser Durum Raporu"</strong>, kanser vakalarının hızla artarken sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizliklerin sağlık sigortasının önemini daha da artırdığını ortaya koydu.</p>

<p>Rapora göre, kanser her yıl yaklaşık <strong>20,6 milyon yeni vaka</strong> ve <strong>10 milyon ölüme</strong> neden olarak kalp ve damar hastalıklarının ardından dünyanın en yaygın ikinci ölüm nedeni olmayı sürdürüyor. DSÖ, gerekli önlemlerin alınmaması halinde yıllık yeni kanser vakalarının <strong>2050 yılına kadar 35 milyona ulaşacağını</strong> öngörüyor.</p>

<p>Raporda dikkat çeken en önemli başlıklardan biri ise kanser teşhis ve tedavisine erişimde ülkeler arasındaki ciddi farklılıklar oldu. DSÖ, bugün ülkelerin <strong>üçte birinden daha azında kanser bakımının evrensel sağlık sigortası paketleri kapsamında yer aldığını</strong> belirterek, milyonlarca kişinin ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine ulaşamadığını vurguladı.</p>

<p>Gelir düzeyine bağlı sağlık hizmeti farklılıkları da raporda çarpıcı verilerle ortaya konuldu. Yüksek gelirli ülkelerde meme kanseri teşhisi konulan kadınların <strong>yüzde 87'si</strong> beş yıl hayatta kalabilirken, düşük gelirli ülkelerde bu oran <strong>yüzde 42</strong> seviyesinde kalıyor. Rapor, sağlık sigortası kapsamının genişletilmesinin ve kanser bakımına erişimin artırılmasının hayatta kalma oranlarını doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer aldığını ortaya koyuyor.</p>

<h2>Sağlık sistemlerinde kapsayıcı sigorta vurgusu</h2>

<p>DSÖ, kanserle mücadelede yalnızca tedavi hizmetlerinin değil, erken tanı, teşhis, ilaç, rehabilitasyon ve destekleyici bakım hizmetlerinin de sürdürülebilir finansmanla desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti. Raporda, insan odaklı sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve sağlık sigortası kapsamının yaygınlaştırılmasının kanserle mücadelede öncelikli adımlar arasında yer aldığı belirtildi.</p>

<h2>Kanser yükü bölgeler arasında farklılık gösteriyor</h2>

<p>Rapora göre Asya, 2024 yılında dünya genelindeki kanser vakalarının <strong>yüzde 50,7'sini</strong>, kanser kaynaklı ölümlerin ise <strong>yüzde 56,5'ini</strong> oluşturdu. Avrupa ise dünya nüfusunun yaklaşık <strong>yüzde 9'una</strong> sahip olmasına rağmen küresel kanser vakalarının <strong>yüzde 21'ini</strong>, ölümlerin ise <strong>yüzde 20'sini</strong> oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde ise vaka sayıları görece düşük olmasına rağmen, sağlık hizmetlerine erişim sorunları nedeniyle ölüm oranlarının daha yüksek seyrettiği ifade edildi.</p>

<h2>Önlenebilir riskler öne çıkıyor</h2>

<p>Raporda, dünya genelindeki kanser vakalarının yaklaşık dörtte birinin önlenebilir risk faktörleriyle ilişkili olduğu belirtildi. İnsan papilloma virüsü (HPV), hepatit B ve C, <em>Helicobacter pylori</em> enfeksiyonları, tütün ve alkol kullanımı, yüksek vücut kitle indeksi ile fiziksel hareketsizlik, kanser yükünü artıran başlıca nedenler arasında gösterildi.</p>

<h2>"Kanserden kurtulmak gelir düzeyine bağlı olmamalı"</h2>

<p>DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, rapora ilişkin değerlendirmesinde kanser tedavisine erişimdeki eşitsizliklerin kabul edilemez olduğunu belirterek, "Kanser, neredeyse hepimizi etkileyen son derece kişisel bir hastalıktır. Ancak bir kişinin kanserden kurtulup kurtulamayacağı asla nerede doğduğuna veya ne kadar kazandığına bağlı olmamalıdır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Rapor, kanser yükünün giderek arttığı küresel sağlık ortamında, sağlık sigortası sistemlerinin güçlendirilmesi ve kanser bakımının daha kapsayıcı hale getirilmesinin hem sağlık politikaları hem de sigorta sektörü açısından önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri olacağına işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/dso-raporu-saglik-sigortasinin-stratejik-rolunu-bir-kez-daha-ortaya-koydu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/07/thumbs-b-c-d359fcf36b92b4b68c8c04d2730777ae.jpg" type="image/jpeg" length="45530"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Olası Hantavirüs salgınında hangi sigortalar devreye girer?]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/olasi-hantavirus-salgininda-hangi-sigortalar-devreye-girer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/olasi-hantavirus-salgininda-hangi-sigortalar-devreye-girer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Özakıncı, vaka sayılarındaki artış nedeniyle Covid- 19’dan sonra ‘yeni bir pandemi mi geliyor?’ sorusuna neden olan hantavirüs vakalarının ortaya çıkarabileceği sigorta risklerine dikkat çekti. Özakıncı, “Konu, sigorta sektörü açısından yalnızca tıbbi yayılım ihtimaliyle değerlendirilemez” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde gündeme gelen hantavirüs vaka­ları, özellikle Covid-19 tecrübesi sonrasında “ye­ni bir pandemi riski” endişe­sine yol açtı. Ancak mevcut bilimsel değerlendirmeler, hantavirüsün Covid-19 ben­zeri geniş çaplı ve hızlı yayı­lan bir pandemi yaratma ih­timalinin düşük olduğunu gösteriyor. Hantavirüste bu­laş dinamiğinin daha sınırlı, vaka kümelerinin daha izle­nebilir ve kontrol önlemleri­nin daha kolay olduğunu ifa­de eden Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yö­netim Kurulu Üyesi Gökhan Özakıncı, mevcut bilgiler ışı­ğında hantavirüsün “yüksek ölüm oranlı ancak düşük ya­yılım potansiyelli” bir sağlık riski olarak değerlendirilme­si gerektiğini söyledi.</p>

<h3><strong>“Yalnızca tıbbi yayılım ihtimaliyle değerlendirilemez”</strong></h3>

<p>Bununla birlikte sigorta sektörü açısından konunun yalnızca tıbbi yayılım ihtima­liyle değerlendirilemeyece­ğini söyleyen Özakıncı, “Co­vid-19 döneminde görüldüğü üzere, bir salgının ekonomik etkisi çoğu zaman hastalığın kendisinden daha geniş so­nuçlar doğurabiliyor. İş dur­ması, seyahat iptalleri, etkin­lik iptalleri, liman ve sınır kı­sıtlamaları, tedarik zinciri aksaklıkları, sağlık giderleri ve sorumluluk talepleri sigor­ta piyasasının birçok bran­şını doğrudan etkileyebilir. OECD, Covid-19 döneminde iş durması zararlarının bü­yük bölümünün poliçe sahip­leri üzerinde kaldığını; çün­kü çoğu iş durması teminatı­nın fiziksel hasar şartına bağlı olduğunu veya salgın/virüs kaynaklı kayıpları açıkça te­minat dışı olarak belirtmiştir. Sigorta sektörü açısından dü­şük ihtimal, etkisiz risk anla­mına gelmez” diye konuştu.</p>

<h3><strong>Kâr kaybı sigortalarının </strong><strong>önemi ortaya çıkıyor</strong></h3>

<p>Hantavirüsün daha geniş bir salgına dönüşmesi halin­de ilk etkilenecek branşlardan birinin sağlık sigortaları ola­cağına işaret eden Özakıncı, “İkinci önemli alan iş durma­sı ve kâr kaybı sigortalarıdır. Eğer hantavirüs nedeniyle bir işletme kapatılır, tesis karan­tinaya alınır veya faaliyetler durdurulursa, teminatın ça­lışması için poliçede açık bir ‘bulaşıcı hastalık’, ‘non-dama­ge business interruption’ veya ‘civil authority’ teminatı bu­lunması gerekir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Taşıyıcı sorumluluk poliçeleri </strong><strong>gündeme gelebilir</strong></h3>

<p>Seyahat sigortaları ve denizcilik/taşımacılık sigortalarının da bu tür olaylardan etkilenebildiğini belirten Özakıncı, son vakaların bir gemi seyahatiyle bağlantılı olmasının, cruise, yolcu taşımacılığı, liman operasyonları ve uluslararası tahliye süreçlerinde riskin ne kadar karmaşık hale gelebileceğini gösterdiğini vurguladı. Özakıncı, “Seyahat iptali, tıbbi tahliye, karantina giderleri, konaklama uzaması, repatriasyon ve acil sağlık desteği gibi teminatlar bu senaryoda ön plana çıkar. Ancak yine poliçelerde salgın ve pandemi istisnalarının bulunup bulunmadığı belirleyici olacaktır. Sorumluluk sigortaları açısından ise işveren sorumluluk, genel sorumluluk, otelcilik, turizm, sağlık kuruluşları ve taşıyıcı sorumluluk poliçeleri gündeme gelebilir. Bir işletmenin gerekli hijyen, izolasyon, bilgilendirme veya risk yönetimi tedbirlerini almadığı iddiası ile tazminat talepleri oluşabilir. Ancak bu taleplerde illiyet bağı, kusur, mevzuata uygunluk ve poliçe istisnaları kritik rol oynar” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/olasi-hantavirus-salgininda-hangi-sigortalar-devreye-girer</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/07/yolcular-dunyaya-dagildi-ulkeler-hantaviruse-karsi-hangi-onlemleri-aldi-son-durum-ne-vvve.jpg" type="image/jpeg" length="88322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Jeopolitik rahatlama sigortayı rahatlattı: Primler düşüyor ama risk sıfırlanmıyor]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/jeopolitik-rahatlama-sigortayi-rahatlatti-primler-dusuyor-ama-risk-sifirlanmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/jeopolitik-rahatlama-sigortayi-rahatlatti-primler-dusuyor-ama-risk-sifirlanmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, ABD ile İran arasında varılan mutabakat sonrası Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin yeniden artmaya başladığını, bu gelişmenin en hızlı ve belirgin etkisinin ise savaş riski sigorta primlerinde görüldüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, ABD ile İran arasında varılan mutabakat sonrası Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin yeniden artmaya başladığını, bu gelişmenin en hızlı ve belirgin etkisinin ise <strong>savaş riski sigorta primlerinde görüldüğünü</strong> söyledi.</p>

<p>Engin, kriz döneminde sigorta maliyetlerinin ve savaş riski primlerinin tarihi seviyelere ulaştığını hatırlatarak, jeopolitik gerilimin azalmasıyla birlikte <strong>sigorta primlerinde hızlı bir gevşeme sürecine girildiğini</strong> ifade etti. Buna karşın bu düşüşün navlun fiyatlarındaki gibi sınırlı değil, daha belirgin ve hızlı bir normalleşme eğilimi gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Ancak Engin’e göre sigortada yaşanan bu gerileme, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor:<br />
“Hürmüz gibi kritik geçiş noktalarında risk primi sıfırlanmıyor, sadece daha düşük bir bantta yeniden fiyatlanıyor.”</p>

<p>Bu nedenle sigorta piyasasında kriz öncesi seviyelere tam dönüş beklenmezken, <strong>yeni denge daha yüksek tabanlı bir risk primiyle oluşuyor</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Engin, armatörler ve büyük lojistik şirketlerinin de bu yeni dönemde sigorta maliyetlerini daha iyi yönetebilmek için sözleşme yapılarında değişikliğe gittiğini belirtti. Kriz döneminde yapılan yüksek maliyetli poliçelerin yeniden müzakere edildiğini, yeni kontratlarda ise <strong>daha esnek, endeks bağlantılı ve sigorta riskini dağıtan modellerin öne çıktığını</strong> söyledi.</p>

<p>Küresel ölçekte sigortacılık sektörünün artık yalnızca geçici jeopolitik dalgalanmalara değil, <strong>kalıcı risk algısına göre fiyatlama yaptığına</strong> dikkat çeken Engin, özellikle Kızıldeniz hattındaki güvenlik algısının tamamen ortadan kalkmamasının sigorta primlerinde aşağı yönlü hareketi sınırladığını ifade etti.</p>

<p>Engin ayrıca, kriz döneminde alternatif rotalara yönelimin (örneğin Ümit Burnu hattı) sigorta ve toplam taşıma maliyetlerini artırarak piyasada yapay bir kapasite sıkışıklığı yarattığını, normalleşmeyle birlikte bu etkinin azalmasının sigorta tarafında da daha rekabetçi bir fiyatlamayı desteklediğini vurguladı.</p>

<p>Son olarak Engin, küresel tedarik zincirlerinde sigortanın artık yalnızca bir maliyet kalemi değil, <strong>stratejik risk yönetimi aracına dönüştüğünü</strong> ve lojistik kararların merkezinde yer aldığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/jeopolitik-rahatlama-sigortayi-rahatlatti-primler-dusuyor-ama-risk-sifirlanmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/03/hurmuzde-guncel-durum-tankerler-risk-altinda-sigorta-maliyetleri-12-kat-artti-gecikmeler-devam-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="90491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere’den Rus “Gölge Filo”ya operasyon: Sigorta ve finans ağını hedef aldı]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/ingiltereden-rus-golge-filoya-operasyon-sigorta-ve-finans-agini-hedef-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/ingiltereden-rus-golge-filoya-operasyon-sigorta-ve-finans-agini-hedef-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere, Rusya’nın “gölge filosuna” yönelik operasyonunda sigorta ve finans yasağını kritik bir yaptırım aracı olarak öne çıkarırken, 500’den fazla geminin İngiliz sularına girişi yasaklandı. Başbakan Starmer, operasyonun Rusya’ya açık bir mesaj olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Starmer, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, "Manş Denizi'ni geçmeye çalışan Rusya'nın gölge filosuna ait bir petrol tankeri bu sabah, benim emrimle engellendi." ifadesini kullandı.</p>

<p>Operasyonun, Rusya ve onun Ukrayna'ya yönelik yürüttüğü savaşa destek verenlere karşı hatırlatma olduğunu belirten Starmer, operasyonda yer alan silahlı kuvvetler personeline teşekkür etti.</p>

<p>Kamu yayıncısı BBC'nin operasyonun detaylarına dair haberine göre, tanker, donanmaya bağlı komandolar ile Ulusal Suç Ajansına bağlı güçler ve hava desteğiyle İngiltere'nin güney sahili açıklarında durduruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Smyrtos isimli, Kamerun bandıralı tankere yönelik operasyon 6 saat sürdü. Savunma Bakanlığı, geminin İngiltere açıklarında tutulacağını ve inceleneceğini açıkladı.</p>

<p>İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya'nın petrol ambargosundan etkilenmemek için başka ülkelerin bayraklarını taşıyan 700'den fazla gemiyle "gölge filo" oluşturduğunu ve bu şekilde petrol ticaretinin yüzde 75'ini yaptığını savundu.</p>

<p>Bakanlık, operasyonun Fransa ile koordineli şekilde düzenlendiğini kaydetti.</p>

<p>İngiltere, uyguladığı yaptırımla Rus gölge filosunda yer aldığını belirttiği 500'den fazla gemiye İngiliz sularına girmelerini ve limanlarına demirlemelerini yasaklamıştı.</p>

<p>Yaptırım kararıyla, İngiliz firmalarının ve vatandaşlarının bu gemilere sigorta yapması, finansman sağlaması ve mal alım-satım işlemlerine aracılık yapması da engellenmişti.</p>

<p>Başbakan Starmer, mart ayında yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Rus gölge filosuna bağlı gemileri durdurabilecek seviyede olduğunu belirtmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/ingiltereden-rus-golge-filoya-operasyon-sigorta-ve-finans-agini-hedef-aldi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/06/6a2f2ff82f7e003fbb8a9441.jpg" type="image/jpeg" length="45998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumu tartışılıyor]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/isvicrede-10-milyon-nufus-siniri-referandumu-tartisiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/isvicrede-10-milyon-nufus-siniri-referandumu-tartisiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsviçre'de "ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılmasını öngören girişim" için 14 Haziran'da yapılacak halk oylaması öncesi derin görüş ayrılığı yaşanıyor, anketlere göre referandumun neredeyse başa baş geçeceği ifade ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre'de sağcı İsviçre Halk Partisinin (SVP) desteklediği "10 Milyonluk İsviçre'ye Hayır" önerisi için referandum yaklaşırken bu teklif etrafında tartışılan konut kiraları, yabancı iş gücü, nüfus yoğunluğu, kamu hizmetlerinden daha iyi yararlanma ve yaşam standartlarını güvence altına alma konusundaki tartışmalar derinleşiyor.</p>

<p>Öneriye ilişkin partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kampanyaları sürerken anketlerde oldukça "kutuplaştırıcı" olarak nitelenen oylamaya ilişkin lehte ve aleyhteki oranların neredeyse eşit veya bıçak sırtı olduğu dikkati çekiyor.</p>

<p>İsviçre Yayın Kurumunun (SBC) yaptırdığı son ankete göre girişimin karşıtları yüzde 52 ile üstünlüğü ele geçirirken "10 Milyonluk İsviçre'ye Hayır" girişimi yüzde 45 destek görüyor ve yüzde 3 ise hala kararsız durumda.</p>

<p>YouGov İsviçre Araştırma Enstitüsünün yayımladığı son ankete göre ise oy kullanma hakkına sahip olanların yüzde 51'i, girişimin amaçlarına karşı çıkarken yüzde 43'ü ise destekliyor ve yaklaşık yüzde 6'sı henüz karar vermemiş durumda.</p>

<p>AA muhabiri, İsviçre'deki bazı parti ve milletvekillerinden girişime ilişkin değerlendirmelerini aldı.</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ac92f087b513f9814fa65179624d7c7d.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ac92f087b513f9814fa65179624d7c7d.jpg" width="1200" /></a></figure>

<h2>"Bu girişim, ikili ilişkilerin temel yönlerini sorguladığı için AB ile ilişkileri de zorlayabilir"</h2>

<p>İsviçre Yeşil Liberal Partisinden (GLP) yapılan açıklamada, bu girişime karşı olunduğu bildirildi.</p>

<p>İsviçre'nin konut, altyapı ve ulaşım alanlarında nüfus artışıyla bağlantılı zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ancak bu sorunlar, katı bir nüfus sınırlamasıyla çözülemez. İsviçre, ekonomik, bilimsel ve sosyal olarak Avrupa ve daha geniş dünya ile yakından bağlantılıdır. Ülkemiz, nitelikli işçilerden, uluslararası değişimden ve açık ilişkilerden büyük ölçüde faydalanıyor. Genel kısıtlamalar yerine altyapıya daha fazla yatırım, konut inşaatı için daha hızlı onay prosedürleri, daha iyi mekansal planlama, hedefli ve iyi yönetilen bir göç politikası gibi akıllı çözümlere ihtiyacımız var."</p>

<p>Açıklamada, girişimi destekleyenlerin nüfusu sınırlamanın, konut, ulaşım ve çevre üzerindeki yadsınamaz baskıyı azaltabileceğini savunmasına ilişkin endişelerin ciddiye alındığı ifade edilerek, önerinin kabulüyle dezavantajların avantajlardan daha ağır basacağı savunuldu.</p>

<p>Önerinin kabulü halinde İsviçre'nin büyük ekonomik risklerle karşı karşıya kalacağına işaret edilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:</p>

<p>"Sağlık, araştırma ve sanayi de dahil birçok sektör, yurt dışından gelen nitelikli işçilere bağımlıdır. Katı bir sınır, iş gücü kıtlığına yol açabilir ve İsviçre'nin refahı ile yenilikçilik kapasitesini zayıflatabilir. Ayrıca bu girişim, ikili ilişkilerin temel yönlerini sorguladığı için Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri de zorlayabilir. İsviçre, Avrupa pazarına erişime ve istikrarlı uluslararası ortaklıklara büyük ölçüde bağımlı."</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/0a2b51f499d56b187131b70a16410541.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/0a2b51f499d56b187131b70a16410541.jpg" width="1200" /></a></figure>

<p>Açıklamada, GLP'nin pragmatizm ve gerçekçiliğe dayalı alternatif yaklaşımı desteklediği, buna göçü etkin şekilde yönetme ile yabancıların entegrasyonunu güçlendirmenin yanı sıra İsviçre'de altyapıyı ve yaşam kalitesini iyileştirmenin de dahil olduğu belirtildi.</p>

<p>Bu girişimin, İsviçre ile AB arasındaki ilişkiler için önemli sonuçlar doğurabileceğine işaret edilen açıklamada, "İnsanların serbest dolaşımı, İsviçre ile AB arasındaki ikili anlaşmaların önemli bir parçasıdır. İsviçre'nin göçmenliğe güçlü sınırlar koyması gerekirse mevcut anlaşmalarla çatışmaya girebilir. İsviçre'nin AB ile istikrarlı ve güvenilir ilişkilere ihtiyacı var. AB, açık ara en önemli ticaret ortağımız. Siyasi belirsizlik, özellikle ihracat odaklı şirketleri, araştırma kurumlarını ve iş gücü piyasasını etkileyecek." ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Açıklamada, girişime karşı İsviçre halkı arasında duygusal ve yoğun tartışma yaşandığı, vatandaşların büyük siyasi konularda oy kullanmaya alışkın olduğu belirtildi.</p>

<p>İsviçre'de açıklık, uluslararası işbirliği ve nitelikli göçün, ülkenin refahının önemli temelleri olduğu konusunda güçlü farkındalık bulunduğunun altı çizilen açıklamada, "Bu halk girişiminin özelliği, temelde İsviçre'nin dünyadaki yerini nasıl gördüğü ve ülkenin AB ile geleneksel işbirliği yolundan uzaklaşmasının gerekip gerekmediğiyle ilgili olmasıdır." görüşü paylaşıldı.</p>

<p>SVP'den Federal Parlamento Üyesi Nicolas Kolly de "Bu girişimi destekliyorum çünkü İsviçre, 2000'den bu yana komşu Almanya'ya göre yaklaşık 16 kat daha hızlı demografik büyüme yaşadı. Bu hızlı büyüme, konut, altyapı, ulaşım ve çevre üzerinde önemli bir baskı oluşturdu. Girişim, ülkemizin yaşam kalitesini ve uzun vadeli istikrarını korumak için daha sürdürülebilir ve dengeli demografik gelişmeyi yeniden sağlamayı amaçlıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Girişimin en büyük avantajının, İsviçre'nin sınırlı topraklarına ve altyapı kapasitesine uyarlanmış daha sürdürülebilir demografik politika izlemesine olanak sağlaması olduğunu savunan Kolly, bazı iddiaların aksine girişimin yine de İsviçre'ye yılda yaklaşık 40 bin yeni insanın gelmesine izin vereceğini savundu.</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/9ab9bd472196ec78e22866c52868d198.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/9ab9bd472196ec78e22866c52868d198.jpg" width="1200" /></a></figure>

<p>Kolly, "(Girişim) Özellikle kentleşme nedeniyle kişi başına düşen tarım arazisinin 2000'den bu yana yaklaşık yüzde 25 azalması nedeniyle konut ve çevre üzerindeki mevcut baskıyı azaltmaya yardımcı olacak. En büyük zorluk, İsviçre'nin uluslararası ortaklarıyla dengeli ve yapıcı ilişkileri sürdürürken bazı göç mekanizmalarını uyarlamak olacaktır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Girişimin yakın gelecekte İsviçre ile AB arasındaki ilişkileri doğrudan değiştirmeyeceğini savunan Kolly, ilk önlemlerin ancak İsviçre nüfusu 9,5 milyona ulaştığında ve muhtemelen 2030'dan sonra uygulanacağını belirtti.</p>

<p>Kolly, "(Öneri kabul edilirse) İlk düzenlemeler, esas olarak iltica politikası ve aile birleşimiyle ilgili olacaktır. Kişilerin serbest dolaşımıyla ilgili önlemler ancak daha sonraki bir aşamada, özellikle mevcut koruma maddeleri aracılığıyla ele alınabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>İsviçre halkının, çok çeşitli siyasi konularda düzenli oy kullanmaya alışkın olduğuna dikkati çeken Kolly, bu girişimin demografi, ekonomi, çevre ve ülkenin gelecekteki örgütlenmesiyle ilgili önemli soruları içerdiğini, dolayısıyla önemli bir kamuoyu tartışmasının yapıldığını ifade etti.</p>

<p>İsviçre Hür Demokrat Partiden (FDP) Federal Konsey Üyesi Laurent Wehrli de "Hızlı nüfus artışı, zorlukları beraberinde getirir ancak sert bir nüfus sınırı getirmek, bu girişimin savunucularının dile getirdiği sorunların hiçbirini çözmeyecektir. Bu öneri, İsviçre'nin rekabet gücüne, refahına ve güvenliğine ciddi zarar verecektir." dedi.</p>

<p>Anayasa'ya eklenmesi önerilen metin çok katı ve kısıtlayıcı olduğu, İsviçre'nin refahı ile güvenliğini tehlikeye atacağı için bu öneriyi desteklemediğinin altını çizen Wehrli, bu teklifin AB ile ilişkileri de etkileyeceğini savundu.</p>

<p>Wehrli, "(Öneriyle ilgili) Değişiklikler, demograflara göre 2035'te İsviçre nüfusu 9,5 milyona ulaştığında yürürlüğe girecek. Bu durum, İsviçre ile AB arasındaki birçok mevcut anlaşmanın sona ermesine yol açacak, İsviçre için ciddi ekonomik ve güvenlik sonuçları doğuracaktır. Örneğin, İsviçre, Avrupa'da güvenlik ve sınır yönetimi için en yaygın kullanılan sistem olan Schengen Bilgi Sistemi (SIS) gibi kritik kolluk kuvvetleri veri tabanlarına erişimini kaybedecek. Dolayısıyla İsviçre, daha az güvenli olacak ve nüfusu yalnızca düzensiz bir şekilde korunacaktır." diye konuştu.</p>

<p>Anketlerin, İsviçre halkının çok bölünmüş olduğunu gösterdiğine işaret eden Wehrli, herkese önerilen anayasa metnini dikkatlice okumaları ve bu önerinin "tek bir sorunu dahi çözmeyeceğini" anlamaları çağrısında bulundu.</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ab679bcc2f16f192a0e9bb9b0edb304e.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ab679bcc2f16f192a0e9bb9b0edb304e.jpg" width="1200" /></a></figure>

<h2>Öneriye göre nüfusun 9,5 milyonu aşması halinde yasal adımlar gerekecek</h2>

<p>Hem hükümet hem de parlamento, nüfus artışını sınırlamayı amaçlayan girişime karşı çıkmasına rağmen karşı öneri sunmadı.</p>

<p>SVP, "sürdürülebilirlik girişimi" olarak adlandırılan bu öneriyle, İsviçre'nin daimi ikamet eden nüfusunun 2050'den itibaren 10 milyonu aşmamasını veya düzensiz göçü önleyerek yalnızca doğumların ölümlerden fazla olması nedeniyle bu sayıya ulaşmasını sağlamayı hedefliyor.</p>

<p>Referandumda oylanacak öneriye göre, nüfusun 2050'den önce 9,5 milyonu aşması halinde Federal Konsey ve Parlamento, özellikle "iltica ve aile birleşimi alanında" bu sınıra uyulmasını sağlamak için önlemler almak zorunda kalacak.</p>

<p>Girişim metnine göre İsviçre, istisna veya koruma maddeleriyle ilgili olarak "nüfus artışını teşvik eden uluslararası anlaşmaları" yeniden müzakere etmek durumunda kalacak.</p>

<p>SVP'nin desteklediği referandum kampanyasını yürütenler, nüfusun aşırı şekilde artışının altyapıyı zorladığı, kira fiyatlarını artırdığını ve ulusal kimliği değiştirdiğini savunuyor.</p>

<p>Federal Konsey ve parlamentonun çoğunluğuna göre ise bu girişim, sorunları çözmenin aksine yeni problemlere neden olacak.</p>

<p>Girişimi destekleyenler, bu önerinin göçü kontrol altına almak ve sınırlamak için mantıklı olduğunu ileri sürüyor.</p>

<p>İsviçre'nin nüfusunun halihazırda 9,1 milyon civarında olduğu biliniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/isvicrede-10-milyon-nufus-siniri-referandumu-tartisiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/06/1778227414617-thumbs-b-c-ca-5-a-95-fa-35-c-4-ffaa-9238-dd-9008-b-673-d-8.jpg" type="image/jpeg" length="18188"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul ve hastanelere şart oldu: 'Silahlı saldırgan' sigortası]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/okul-ve-hastanelere-sart-oldu-silahli-saldirgan-sigortasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/okul-ve-hastanelere-sart-oldu-silahli-saldirgan-sigortasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de artan siyasi ve kurumsal saldırılar, "aktif nişancı" sigortasına olan talebi rekor seviyeye taşıdı. 2020'den beri iki kat büyüyen bu pazar; geleneksel poliçelerin yetersiz kaldığı bireysel şiddet olaylarına karşı şirketlere finansal, hukuki ve güvenlik odaklı kapsamlı bir koruma sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD genelinde siyasetçilere, iş insanlarına ve kamusal alanlara yönelik artan saldırılar özel bir sigorta türüne olan talebi hızla artırdı.</p>

<p>Eskiden sadece belirli alanlara hitap eden "silahlı saldırgan" sigortası artık ekonominin neredeyse her sektöründe rağbet görüyor.</p>

<p>Sektör uzmanları bu pazarın 2020 yılından bu yana iki katına çıktığını belirtiyor. Bu yıl itibarıyla yıllık prim ödemelerinin 100 milyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor.</p>

<p>Şirketler artık sadece mülklerini değil aynı zamanda itibarlarını ve çalışanlarının güvenliğini de koruma altına almak istiyor.</p>

<p>Brookfield ve Blackstone gibi dev şirketlerin bu ürüne yönelmesi şiddet olaylarının yarattığı finansal risklerin ne kadar ciddileştiğini gösterdi.</p>

<h2>OKULLAR VE HASTANELER İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLDU</h2>

<p>Silahlı saldırgan sigortası ilk olarak 2010'lu yıllarda okullar ve hastaneler gibi riskli kamu kurumları için geliştirildi.</p>

<p>Ancak günümüzdeki poliçeler sadece fiziksel yaralanmaları değil kriz yönetimi ve mağdur tazminatlarını da kapsıyor.</p>

<p>Geleneksel terör sigortaları genellikle belirli bir siyasi veya dini motif şartı ararken bu yeni ürün her türlü saldırıda devreye giriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Terör sigortaları çoğu zaman sadece mülk hasarını karşılıyor. Buna karşılık aktif nişancı poliçeleri şirketlere 24 saat kesintisiz güvenlik hizmeti ve psikolojik destek gibi kritik imkanlar sunuyor.</p>

<p>Şirketler bu yolla hem yasal sorumluluklarını azaltıyor hem de çalışanlarına güvenli bir ortam vaat ediyor.</p>

<h2>ZENGİNLERE ÖZEL POLİÇE</h2>

<p>Sigorta brokerleri talebin artık günlük hale gelen okul saldırılarından ziyade yüksek profilli hedeflere yönelik olaylarla tetiklendiğini söyledi.</p>

<p>Blackthorn CEO'su Julian Vero "Amerika'da her gün okul saldırıları yaşanıyor ancak bu durum bizde bir talep artışına neden olmuyor. Bize gelen ilgiyi asıl bu tür özel olaylar tetikliyor. Bu son yaşananların ardından çok sayıda müşterimizle kapsam altına alınmaları gerekip gerekmediğine dair sayısız görüşme yaptık" diye konuştu.</p>

<p>Uzmanlar artık tehlikenin sadece örgütlü yapılardan değil aynı zamanda memnuniyetsiz çalışanlardan veya bireysel saldırganlardan geldiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sözcü</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/okul-ve-hastanelere-sart-oldu-silahli-saldirgan-sigortasi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 19:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/05/6750a6a6ad495a050e02d919.jpg" type="image/jpeg" length="90923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil servis kullanımında doğru bilinç çağrısı]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/acil-servis-kullaniminda-dogru-bilinc-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/acil-servis-kullaniminda-dogru-bilinc-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, halkı acil servislerin doğru kullanımı konusunda bilinçlenmeye çağırıyor. Aile hekimliğinin vatandaşlar için önemine vurgu yaparak sağlık hizmetlerinin verimliliğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı bir açıklamada özellikle acil servislerin gereksiz kullanımına ve aile hekimliğinin önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, Megakent'teki muayene sayılarından devam eden sağlık yatırımlarına kadar birçok konuda bilgi verdi. Vatandaşların aile hekimliklerine başvurusunun önemine dikkat çeken Doç. Dr. Güner, İstanbul’daki ilk 3 aya ilişkin verileri de paylaştı.</p>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü, sağlık hizmetlerinin gereksiz kullanımına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özellikle acil servislerin, tıbbi zorunluluk dışında da sıkça tercih edildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kocamustafapaşa’da yaşanan bir örneği paylaşan İl Sağlık Müdürü, bir vatandaşın bir yıl içinde 300 kez doktora başvurduğunu belirterek, <strong><em>“Sordum, ‘Alışkanlığım böyle’ dedi”</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<h3>"SOSYALLEŞME ARACI OLARAK GÖRÜYORLAR"</h3>

<p>Bazı vatandaşların sağlık kuruluşlarını bir sosyalleşme aracı olarak gördüğünü dile getiren Müdür, bu durumun gerçek ihtiyaç sahiplerinin hizmete erişimini zorlaştırabileceğini vurguladı.</p>

<p>Acil servislerin günlük hayatın bir parçası gibi görülmemesi gerektiğini belirten İl Sağlık Müdürü, <strong><em>“Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’, ‘Pazara inmiştim, gelmişken bir acile uğrayayım’ gibi yaklaşımlarla karşılaşıyoruz”</em></strong> dedi.</p>

<p>Vatandaşlara aile hekimliklerini işaret eden İl Sağlık Müdürü, birçok sağlık sorununun bu birimlerde çözülebileceğini belirterek,<strong><em> “Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir.”</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><a href="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/05/01/69f4910d993cd706__w1200xh900.jpg?w=800" rel="nofollow" title=""><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/05/01/69f4910d993cd706__w1200xh900.jpg?w=800" width="800" /></a></p>

<h3>"KOCAMUSTAFAPAŞA’DA BİR TEYZEMİZ 300 KERE DOKTORA GİTMİŞTİ"</h3>

<p>'İstanbul'da 53 tane devlet, 130’dan fazla özel hastane var' diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, <strong><em>"Aile hekimlikleriyle beraber devasa bir sistemde sağlık hizmeti sunuyoruz. Bunun için zaten dünyanın sağlık başkenti diyoruz. 7-24, bayramı seyranı, gecesi gündüzü olmadan hiçbir şekilde inkıtaya uğramaması gereken bir süreç var. Sağlık hizmetini kesintisiz bir şekilde veriyoruz. 201 ülkeden 500 bin vatandaşın genel cerrahi, ortopedi, onkoloji hastalarının gelip şifa bulduğu bir kentten bahsediyoruz.</em></strong></p>

<p><strong><em>Estetik olsun botoks, rinoplasti olsun, saç ekimi İstanbul’da hatta Antalya, İzmir gibi noktalarda da büyük bir teveccühle tüm dünyada karşılanıyor. Şunu biliyoruz ki; İstanbul bu noktanın ana başkenti. 2025 yılında 207 milyon muayene, 2 milyon 600 bin ameliyat. Sadece 5 milyon kardiyoloji muayenesi yapmış durumdayız, 90 bine yakın anjiyo, 100 binden fazla kalp ameliyatı. 207 milyon muayene yapmışız kişi başı 12’ye denk geliyor, bu tüm dünyanın ortalamasının çok üstünde bir rakam. İnsanlar sağlık hizmetine erişmekte zorluk yaşamıyorlar ama bir problem de şu; acaba doğru sağlık hizmetine mi ulaşıyoruz?</em></strong></p>

<p><strong><em>En yakın sağlık danışmanımız kim; aile hekimi. Ben hastaneye geçen sene sadece 1 kere başvurdum, Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti. Ben de aradım, sordum, neden? O, ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Çapa'sı, Samatya'sı, Haseki'si. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, bizim ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Teyzemiz 1 yıl içinde gitmiş zaten 365 gün var, aynı gün içinde 3-4 yere gitmiş olması gerekiyor. Bu bir alışkanlık olmuş."</em></strong> dedi.</p>

<h3>"3 BRANŞ DIŞINDA HER BRANŞA AYNI GÜNE RANDEVU VEREBİLİYORUZ"</h3>

<p><strong><em>"80’den fazla branşta randevu açıyoruz."</em></strong> diyen Doç. Dr. Güner, <strong><em>"MHRS’yi kontrol ettiğimizde 3 tane branşımız dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz. 3 branş; göz, cildiye ve kardiyoloji. Bunlara 10 gün içinde randevu verebilir durumdayız. İsteğimiz şu; nitelikli tetkik dediğimiz kolonoskopi, endoskopi, ameliyat süreleri gibi bunların da minimize edilebilmesi. Şükür olsun sayın Bakanımız, Bakan olduktan sonra geliştirdiği performans sistemleriyle, kamu hastane sistemleriyle bu rakamlar geriye doğru geldi. Muayene ile ilgili problemi çözmüş olduk. Yapay zekaya, internete sorduğumuz kadar aile hekimine sorsak o 12 başvurunun belki 3,4’ünü minimize etmiş olacağız. İstanbul’da 43 milyon radyolojik görüntüleme yapılmış, 207 milyon muayenenin üzerine."</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<h3>"AKŞAM POLİKLİNİKLERİNDE 1 MİLYONDAN FAZLA MUAYENE YAPMIŞ DURUMDAYIZ"</h3>

<p><strong><em>"Akşam poliklinikleri bir ihtiyaç olarak belirlediğimiz bir şey"</em></strong> diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Güner, vatandaşların da süreçten memnun olduğunu ifade ederek, <strong><em>"Çok büyük teveccühüyle karşılaşıyor. İnsanlar çalışırken muayeneye ulaşmakta zorluk yaşıyorlar. Muayene için izin almanız gerekiyor. Şu anda akşam 17.00’den gece 22.00’ye kadar akşam poliklinikleri tesisleştirdik. Günden güne de sayılarını artırıyoruz. Biz 2025’in Ekim'inde başladık. Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla bir muayene yapmış durumdayız. Sarı ve kırmızı alan acil kapsamında herhangi bir sıkıntı yok, bekleme sürelerimiz de çok düşük. Sorun şu; MHRS’yi takip etmezsek, randevu almazsak, gerekli kontrol ve muayenelerimizi zamanında yapmaya çalışmazsak ilk başvurduğumuz yer acil oluyor. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ diyenler oluyor veya ‘Pazara inmiştim, gelmişken de bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Ortalama bekleme süremiz 20-30 dakika arasında değişiyor. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir."</em></strong> diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/acil-servis-kullaniminda-dogru-bilinc-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/05/69f48f370099f712.jpg" type="image/jpeg" length="30541"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
