<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Sigorta Postası</title>
    <link>https://www.sigortapostasi.net</link>
    <description>Sigorta ve Bireysel emeklik dünyasına dair her şey burada</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2026 06:55:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere’den Rus “Gölge Filo”ya operasyon: Sigorta ve finans ağını hedef aldı]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/ingiltereden-rus-golge-filoya-operasyon-sigorta-ve-finans-agini-hedef-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/ingiltereden-rus-golge-filoya-operasyon-sigorta-ve-finans-agini-hedef-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere, Rusya’nın “gölge filosuna” yönelik operasyonunda sigorta ve finans yasağını kritik bir yaptırım aracı olarak öne çıkarırken, 500’den fazla geminin İngiliz sularına girişi yasaklandı. Başbakan Starmer, operasyonun Rusya’ya açık bir mesaj olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Starmer, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, "Manş Denizi'ni geçmeye çalışan Rusya'nın gölge filosuna ait bir petrol tankeri bu sabah, benim emrimle engellendi." ifadesini kullandı.</p>

<p>Operasyonun, Rusya ve onun Ukrayna'ya yönelik yürüttüğü savaşa destek verenlere karşı hatırlatma olduğunu belirten Starmer, operasyonda yer alan silahlı kuvvetler personeline teşekkür etti.</p>

<p>Kamu yayıncısı BBC'nin operasyonun detaylarına dair haberine göre, tanker, donanmaya bağlı komandolar ile Ulusal Suç Ajansına bağlı güçler ve hava desteğiyle İngiltere'nin güney sahili açıklarında durduruldu.</p>

<p>Smyrtos isimli, Kamerun bandıralı tankere yönelik operasyon 6 saat sürdü. Savunma Bakanlığı, geminin İngiltere açıklarında tutulacağını ve inceleneceğini açıkladı.</p>

<p>İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya'nın petrol ambargosundan etkilenmemek için başka ülkelerin bayraklarını taşıyan 700'den fazla gemiyle "gölge filo" oluşturduğunu ve bu şekilde petrol ticaretinin yüzde 75'ini yaptığını savundu.</p>

<p>Bakanlık, operasyonun Fransa ile koordineli şekilde düzenlendiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İngiltere, uyguladığı yaptırımla Rus gölge filosunda yer aldığını belirttiği 500'den fazla gemiye İngiliz sularına girmelerini ve limanlarına demirlemelerini yasaklamıştı.</p>

<p>Yaptırım kararıyla, İngiliz firmalarının ve vatandaşlarının bu gemilere sigorta yapması, finansman sağlaması ve mal alım-satım işlemlerine aracılık yapması da engellenmişti.</p>

<p>Başbakan Starmer, mart ayında yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Rus gölge filosuna bağlı gemileri durdurabilecek seviyede olduğunu belirtmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/ingiltereden-rus-golge-filoya-operasyon-sigorta-ve-finans-agini-hedef-aldi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/06/6a2f2ff82f7e003fbb8a9441.jpg" type="image/jpeg" length="65524"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsviçre’de “10 milyon nüfus sınırı” referandumu tartışılıyor]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/isvicrede-10-milyon-nufus-siniri-referandumu-tartisiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/isvicrede-10-milyon-nufus-siniri-referandumu-tartisiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsviçre'de "ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılmasını öngören girişim" için 14 Haziran'da yapılacak halk oylaması öncesi derin görüş ayrılığı yaşanıyor, anketlere göre referandumun neredeyse başa baş geçeceği ifade ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre'de sağcı İsviçre Halk Partisinin (SVP) desteklediği "10 Milyonluk İsviçre'ye Hayır" önerisi için referandum yaklaşırken bu teklif etrafında tartışılan konut kiraları, yabancı iş gücü, nüfus yoğunluğu, kamu hizmetlerinden daha iyi yararlanma ve yaşam standartlarını güvence altına alma konusundaki tartışmalar derinleşiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öneriye ilişkin partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kampanyaları sürerken anketlerde oldukça "kutuplaştırıcı" olarak nitelenen oylamaya ilişkin lehte ve aleyhteki oranların neredeyse eşit veya bıçak sırtı olduğu dikkati çekiyor.</p>

<p>İsviçre Yayın Kurumunun (SBC) yaptırdığı son ankete göre girişimin karşıtları yüzde 52 ile üstünlüğü ele geçirirken "10 Milyonluk İsviçre'ye Hayır" girişimi yüzde 45 destek görüyor ve yüzde 3 ise hala kararsız durumda.</p>

<p>YouGov İsviçre Araştırma Enstitüsünün yayımladığı son ankete göre ise oy kullanma hakkına sahip olanların yüzde 51'i, girişimin amaçlarına karşı çıkarken yüzde 43'ü ise destekliyor ve yaklaşık yüzde 6'sı henüz karar vermemiş durumda.</p>

<p>AA muhabiri, İsviçre'deki bazı parti ve milletvekillerinden girişime ilişkin değerlendirmelerini aldı.</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ac92f087b513f9814fa65179624d7c7d.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ac92f087b513f9814fa65179624d7c7d.jpg" width="1200" /></a></figure>

<h2>"Bu girişim, ikili ilişkilerin temel yönlerini sorguladığı için AB ile ilişkileri de zorlayabilir"</h2>

<p>İsviçre Yeşil Liberal Partisinden (GLP) yapılan açıklamada, bu girişime karşı olunduğu bildirildi.</p>

<p>İsviçre'nin konut, altyapı ve ulaşım alanlarında nüfus artışıyla bağlantılı zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Ancak bu sorunlar, katı bir nüfus sınırlamasıyla çözülemez. İsviçre, ekonomik, bilimsel ve sosyal olarak Avrupa ve daha geniş dünya ile yakından bağlantılıdır. Ülkemiz, nitelikli işçilerden, uluslararası değişimden ve açık ilişkilerden büyük ölçüde faydalanıyor. Genel kısıtlamalar yerine altyapıya daha fazla yatırım, konut inşaatı için daha hızlı onay prosedürleri, daha iyi mekansal planlama, hedefli ve iyi yönetilen bir göç politikası gibi akıllı çözümlere ihtiyacımız var."</p>

<p>Açıklamada, girişimi destekleyenlerin nüfusu sınırlamanın, konut, ulaşım ve çevre üzerindeki yadsınamaz baskıyı azaltabileceğini savunmasına ilişkin endişelerin ciddiye alındığı ifade edilerek, önerinin kabulüyle dezavantajların avantajlardan daha ağır basacağı savunuldu.</p>

<p>Önerinin kabulü halinde İsviçre'nin büyük ekonomik risklerle karşı karşıya kalacağına işaret edilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:</p>

<p>"Sağlık, araştırma ve sanayi de dahil birçok sektör, yurt dışından gelen nitelikli işçilere bağımlıdır. Katı bir sınır, iş gücü kıtlığına yol açabilir ve İsviçre'nin refahı ile yenilikçilik kapasitesini zayıflatabilir. Ayrıca bu girişim, ikili ilişkilerin temel yönlerini sorguladığı için Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri de zorlayabilir. İsviçre, Avrupa pazarına erişime ve istikrarlı uluslararası ortaklıklara büyük ölçüde bağımlı."</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/0a2b51f499d56b187131b70a16410541.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/0a2b51f499d56b187131b70a16410541.jpg" width="1200" /></a></figure>

<p>Açıklamada, GLP'nin pragmatizm ve gerçekçiliğe dayalı alternatif yaklaşımı desteklediği, buna göçü etkin şekilde yönetme ile yabancıların entegrasyonunu güçlendirmenin yanı sıra İsviçre'de altyapıyı ve yaşam kalitesini iyileştirmenin de dahil olduğu belirtildi.</p>

<p>Bu girişimin, İsviçre ile AB arasındaki ilişkiler için önemli sonuçlar doğurabileceğine işaret edilen açıklamada, "İnsanların serbest dolaşımı, İsviçre ile AB arasındaki ikili anlaşmaların önemli bir parçasıdır. İsviçre'nin göçmenliğe güçlü sınırlar koyması gerekirse mevcut anlaşmalarla çatışmaya girebilir. İsviçre'nin AB ile istikrarlı ve güvenilir ilişkilere ihtiyacı var. AB, açık ara en önemli ticaret ortağımız. Siyasi belirsizlik, özellikle ihracat odaklı şirketleri, araştırma kurumlarını ve iş gücü piyasasını etkileyecek." ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Açıklamada, girişime karşı İsviçre halkı arasında duygusal ve yoğun tartışma yaşandığı, vatandaşların büyük siyasi konularda oy kullanmaya alışkın olduğu belirtildi.</p>

<p>İsviçre'de açıklık, uluslararası işbirliği ve nitelikli göçün, ülkenin refahının önemli temelleri olduğu konusunda güçlü farkındalık bulunduğunun altı çizilen açıklamada, "Bu halk girişiminin özelliği, temelde İsviçre'nin dünyadaki yerini nasıl gördüğü ve ülkenin AB ile geleneksel işbirliği yolundan uzaklaşmasının gerekip gerekmediğiyle ilgili olmasıdır." görüşü paylaşıldı.</p>

<p>SVP'den Federal Parlamento Üyesi Nicolas Kolly de "Bu girişimi destekliyorum çünkü İsviçre, 2000'den bu yana komşu Almanya'ya göre yaklaşık 16 kat daha hızlı demografik büyüme yaşadı. Bu hızlı büyüme, konut, altyapı, ulaşım ve çevre üzerinde önemli bir baskı oluşturdu. Girişim, ülkemizin yaşam kalitesini ve uzun vadeli istikrarını korumak için daha sürdürülebilir ve dengeli demografik gelişmeyi yeniden sağlamayı amaçlıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Girişimin en büyük avantajının, İsviçre'nin sınırlı topraklarına ve altyapı kapasitesine uyarlanmış daha sürdürülebilir demografik politika izlemesine olanak sağlaması olduğunu savunan Kolly, bazı iddiaların aksine girişimin yine de İsviçre'ye yılda yaklaşık 40 bin yeni insanın gelmesine izin vereceğini savundu.</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/9ab9bd472196ec78e22866c52868d198.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/9ab9bd472196ec78e22866c52868d198.jpg" width="1200" /></a></figure>

<p>Kolly, "(Girişim) Özellikle kentleşme nedeniyle kişi başına düşen tarım arazisinin 2000'den bu yana yaklaşık yüzde 25 azalması nedeniyle konut ve çevre üzerindeki mevcut baskıyı azaltmaya yardımcı olacak. En büyük zorluk, İsviçre'nin uluslararası ortaklarıyla dengeli ve yapıcı ilişkileri sürdürürken bazı göç mekanizmalarını uyarlamak olacaktır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Girişimin yakın gelecekte İsviçre ile AB arasındaki ilişkileri doğrudan değiştirmeyeceğini savunan Kolly, ilk önlemlerin ancak İsviçre nüfusu 9,5 milyona ulaştığında ve muhtemelen 2030'dan sonra uygulanacağını belirtti.</p>

<p>Kolly, "(Öneri kabul edilirse) İlk düzenlemeler, esas olarak iltica politikası ve aile birleşimiyle ilgili olacaktır. Kişilerin serbest dolaşımıyla ilgili önlemler ancak daha sonraki bir aşamada, özellikle mevcut koruma maddeleri aracılığıyla ele alınabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>İsviçre halkının, çok çeşitli siyasi konularda düzenli oy kullanmaya alışkın olduğuna dikkati çeken Kolly, bu girişimin demografi, ekonomi, çevre ve ülkenin gelecekteki örgütlenmesiyle ilgili önemli soruları içerdiğini, dolayısıyla önemli bir kamuoyu tartışmasının yapıldığını ifade etti.</p>

<p>İsviçre Hür Demokrat Partiden (FDP) Federal Konsey Üyesi Laurent Wehrli de "Hızlı nüfus artışı, zorlukları beraberinde getirir ancak sert bir nüfus sınırı getirmek, bu girişimin savunucularının dile getirdiği sorunların hiçbirini çözmeyecektir. Bu öneri, İsviçre'nin rekabet gücüne, refahına ve güvenliğine ciddi zarar verecektir." dedi.</p>

<p>Anayasa'ya eklenmesi önerilen metin çok katı ve kısıtlayıcı olduğu, İsviçre'nin refahı ile güvenliğini tehlikeye atacağı için bu öneriyi desteklemediğinin altını çizen Wehrli, bu teklifin AB ile ilişkileri de etkileyeceğini savundu.</p>

<p>Wehrli, "(Öneriyle ilgili) Değişiklikler, demograflara göre 2035'te İsviçre nüfusu 9,5 milyona ulaştığında yürürlüğe girecek. Bu durum, İsviçre ile AB arasındaki birçok mevcut anlaşmanın sona ermesine yol açacak, İsviçre için ciddi ekonomik ve güvenlik sonuçları doğuracaktır. Örneğin, İsviçre, Avrupa'da güvenlik ve sınır yönetimi için en yaygın kullanılan sistem olan Schengen Bilgi Sistemi (SIS) gibi kritik kolluk kuvvetleri veri tabanlarına erişimini kaybedecek. Dolayısıyla İsviçre, daha az güvenli olacak ve nüfusu yalnızca düzensiz bir şekilde korunacaktır." diye konuştu.</p>

<p>Anketlerin, İsviçre halkının çok bölünmüş olduğunu gösterdiğine işaret eden Wehrli, herkese önerilen anayasa metnini dikkatlice okumaları ve bu önerinin "tek bir sorunu dahi çözmeyeceğini" anlamaları çağrısında bulundu.</p>

<figure><a href="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ab679bcc2f16f192a0e9bb9b0edb304e.jpg" rel="nofollow" title=""><img height="900" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/08/ab679bcc2f16f192a0e9bb9b0edb304e.jpg" width="1200" /></a></figure>

<h2>Öneriye göre nüfusun 9,5 milyonu aşması halinde yasal adımlar gerekecek</h2>

<p>Hem hükümet hem de parlamento, nüfus artışını sınırlamayı amaçlayan girişime karşı çıkmasına rağmen karşı öneri sunmadı.</p>

<p>SVP, "sürdürülebilirlik girişimi" olarak adlandırılan bu öneriyle, İsviçre'nin daimi ikamet eden nüfusunun 2050'den itibaren 10 milyonu aşmamasını veya düzensiz göçü önleyerek yalnızca doğumların ölümlerden fazla olması nedeniyle bu sayıya ulaşmasını sağlamayı hedefliyor.</p>

<p>Referandumda oylanacak öneriye göre, nüfusun 2050'den önce 9,5 milyonu aşması halinde Federal Konsey ve Parlamento, özellikle "iltica ve aile birleşimi alanında" bu sınıra uyulmasını sağlamak için önlemler almak zorunda kalacak.</p>

<p>Girişim metnine göre İsviçre, istisna veya koruma maddeleriyle ilgili olarak "nüfus artışını teşvik eden uluslararası anlaşmaları" yeniden müzakere etmek durumunda kalacak.</p>

<p>SVP'nin desteklediği referandum kampanyasını yürütenler, nüfusun aşırı şekilde artışının altyapıyı zorladığı, kira fiyatlarını artırdığını ve ulusal kimliği değiştirdiğini savunuyor.</p>

<p>Federal Konsey ve parlamentonun çoğunluğuna göre ise bu girişim, sorunları çözmenin aksine yeni problemlere neden olacak.</p>

<p>Girişimi destekleyenler, bu önerinin göçü kontrol altına almak ve sınırlamak için mantıklı olduğunu ileri sürüyor.</p>

<p>İsviçre'nin nüfusunun halihazırda 9,1 milyon civarında olduğu biliniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/isvicrede-10-milyon-nufus-siniri-referandumu-tartisiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/06/1778227414617-thumbs-b-c-ca-5-a-95-fa-35-c-4-ffaa-9238-dd-9008-b-673-d-8.jpg" type="image/jpeg" length="31048"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul ve hastanelere şart oldu: 'Silahlı saldırgan' sigortası]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/okul-ve-hastanelere-sart-oldu-silahli-saldirgan-sigortasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/okul-ve-hastanelere-sart-oldu-silahli-saldirgan-sigortasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de artan siyasi ve kurumsal saldırılar, "aktif nişancı" sigortasına olan talebi rekor seviyeye taşıdı. 2020'den beri iki kat büyüyen bu pazar; geleneksel poliçelerin yetersiz kaldığı bireysel şiddet olaylarına karşı şirketlere finansal, hukuki ve güvenlik odaklı kapsamlı bir koruma sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD genelinde siyasetçilere, iş insanlarına ve kamusal alanlara yönelik artan saldırılar özel bir sigorta türüne olan talebi hızla artırdı.</p>

<p>Eskiden sadece belirli alanlara hitap eden "silahlı saldırgan" sigortası artık ekonominin neredeyse her sektöründe rağbet görüyor.</p>

<p>Sektör uzmanları bu pazarın 2020 yılından bu yana iki katına çıktığını belirtiyor. Bu yıl itibarıyla yıllık prim ödemelerinin 100 milyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor.</p>

<p>Şirketler artık sadece mülklerini değil aynı zamanda itibarlarını ve çalışanlarının güvenliğini de koruma altına almak istiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Brookfield ve Blackstone gibi dev şirketlerin bu ürüne yönelmesi şiddet olaylarının yarattığı finansal risklerin ne kadar ciddileştiğini gösterdi.</p>

<h2>OKULLAR VE HASTANELER İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLDU</h2>

<p>Silahlı saldırgan sigortası ilk olarak 2010'lu yıllarda okullar ve hastaneler gibi riskli kamu kurumları için geliştirildi.</p>

<p>Ancak günümüzdeki poliçeler sadece fiziksel yaralanmaları değil kriz yönetimi ve mağdur tazminatlarını da kapsıyor.</p>

<p>Geleneksel terör sigortaları genellikle belirli bir siyasi veya dini motif şartı ararken bu yeni ürün her türlü saldırıda devreye giriyor.</p>

<p>Terör sigortaları çoğu zaman sadece mülk hasarını karşılıyor. Buna karşılık aktif nişancı poliçeleri şirketlere 24 saat kesintisiz güvenlik hizmeti ve psikolojik destek gibi kritik imkanlar sunuyor.</p>

<p>Şirketler bu yolla hem yasal sorumluluklarını azaltıyor hem de çalışanlarına güvenli bir ortam vaat ediyor.</p>

<h2>ZENGİNLERE ÖZEL POLİÇE</h2>

<p>Sigorta brokerleri talebin artık günlük hale gelen okul saldırılarından ziyade yüksek profilli hedeflere yönelik olaylarla tetiklendiğini söyledi.</p>

<p>Blackthorn CEO'su Julian Vero "Amerika'da her gün okul saldırıları yaşanıyor ancak bu durum bizde bir talep artışına neden olmuyor. Bize gelen ilgiyi asıl bu tür özel olaylar tetikliyor. Bu son yaşananların ardından çok sayıda müşterimizle kapsam altına alınmaları gerekip gerekmediğine dair sayısız görüşme yaptık" diye konuştu.</p>

<p>Uzmanlar artık tehlikenin sadece örgütlü yapılardan değil aynı zamanda memnuniyetsiz çalışanlardan veya bireysel saldırganlardan geldiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sözcü</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/okul-ve-hastanelere-sart-oldu-silahli-saldirgan-sigortasi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 19:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/05/6750a6a6ad495a050e02d919.jpg" type="image/jpeg" length="13483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil servis kullanımında doğru bilinç çağrısı]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/acil-servis-kullaniminda-dogru-bilinc-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/acil-servis-kullaniminda-dogru-bilinc-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, halkı acil servislerin doğru kullanımı konusunda bilinçlenmeye çağırıyor. Aile hekimliğinin vatandaşlar için önemine vurgu yaparak sağlık hizmetlerinin verimliliğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı bir açıklamada özellikle acil servislerin gereksiz kullanımına ve aile hekimliğinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, Megakent'teki muayene sayılarından devam eden sağlık yatırımlarına kadar birçok konuda bilgi verdi. Vatandaşların aile hekimliklerine başvurusunun önemine dikkat çeken Doç. Dr. Güner, İstanbul’daki ilk 3 aya ilişkin verileri de paylaştı.</p>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü, sağlık hizmetlerinin gereksiz kullanımına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özellikle acil servislerin, tıbbi zorunluluk dışında da sıkça tercih edildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kocamustafapaşa’da yaşanan bir örneği paylaşan İl Sağlık Müdürü, bir vatandaşın bir yıl içinde 300 kez doktora başvurduğunu belirterek, <strong><em>“Sordum, ‘Alışkanlığım böyle’ dedi”</em></strong> ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"SOSYALLEŞME ARACI OLARAK GÖRÜYORLAR"</h3>

<p>Bazı vatandaşların sağlık kuruluşlarını bir sosyalleşme aracı olarak gördüğünü dile getiren Müdür, bu durumun gerçek ihtiyaç sahiplerinin hizmete erişimini zorlaştırabileceğini vurguladı.</p>

<p>Acil servislerin günlük hayatın bir parçası gibi görülmemesi gerektiğini belirten İl Sağlık Müdürü, <strong><em>“Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’, ‘Pazara inmiştim, gelmişken bir acile uğrayayım’ gibi yaklaşımlarla karşılaşıyoruz”</em></strong> dedi.</p>

<p>Vatandaşlara aile hekimliklerini işaret eden İl Sağlık Müdürü, birçok sağlık sorununun bu birimlerde çözülebileceğini belirterek,<strong><em> “Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir.”</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><a href="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/05/01/69f4910d993cd706__w1200xh900.jpg?w=800" rel="nofollow" title=""><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/05/01/69f4910d993cd706__w1200xh900.jpg?w=800" width="800" /></a></p>

<h3>"KOCAMUSTAFAPAŞA’DA BİR TEYZEMİZ 300 KERE DOKTORA GİTMİŞTİ"</h3>

<p>'İstanbul'da 53 tane devlet, 130’dan fazla özel hastane var' diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, <strong><em>"Aile hekimlikleriyle beraber devasa bir sistemde sağlık hizmeti sunuyoruz. Bunun için zaten dünyanın sağlık başkenti diyoruz. 7-24, bayramı seyranı, gecesi gündüzü olmadan hiçbir şekilde inkıtaya uğramaması gereken bir süreç var. Sağlık hizmetini kesintisiz bir şekilde veriyoruz. 201 ülkeden 500 bin vatandaşın genel cerrahi, ortopedi, onkoloji hastalarının gelip şifa bulduğu bir kentten bahsediyoruz.</em></strong></p>

<p><strong><em>Estetik olsun botoks, rinoplasti olsun, saç ekimi İstanbul’da hatta Antalya, İzmir gibi noktalarda da büyük bir teveccühle tüm dünyada karşılanıyor. Şunu biliyoruz ki; İstanbul bu noktanın ana başkenti. 2025 yılında 207 milyon muayene, 2 milyon 600 bin ameliyat. Sadece 5 milyon kardiyoloji muayenesi yapmış durumdayız, 90 bine yakın anjiyo, 100 binden fazla kalp ameliyatı. 207 milyon muayene yapmışız kişi başı 12’ye denk geliyor, bu tüm dünyanın ortalamasının çok üstünde bir rakam. İnsanlar sağlık hizmetine erişmekte zorluk yaşamıyorlar ama bir problem de şu; acaba doğru sağlık hizmetine mi ulaşıyoruz?</em></strong></p>

<p><strong><em>En yakın sağlık danışmanımız kim; aile hekimi. Ben hastaneye geçen sene sadece 1 kere başvurdum, Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti. Ben de aradım, sordum, neden? O, ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Çapa'sı, Samatya'sı, Haseki'si. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, bizim ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Teyzemiz 1 yıl içinde gitmiş zaten 365 gün var, aynı gün içinde 3-4 yere gitmiş olması gerekiyor. Bu bir alışkanlık olmuş."</em></strong> dedi.</p>

<h3>"3 BRANŞ DIŞINDA HER BRANŞA AYNI GÜNE RANDEVU VEREBİLİYORUZ"</h3>

<p><strong><em>"80’den fazla branşta randevu açıyoruz."</em></strong> diyen Doç. Dr. Güner, <strong><em>"MHRS’yi kontrol ettiğimizde 3 tane branşımız dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz. 3 branş; göz, cildiye ve kardiyoloji. Bunlara 10 gün içinde randevu verebilir durumdayız. İsteğimiz şu; nitelikli tetkik dediğimiz kolonoskopi, endoskopi, ameliyat süreleri gibi bunların da minimize edilebilmesi. Şükür olsun sayın Bakanımız, Bakan olduktan sonra geliştirdiği performans sistemleriyle, kamu hastane sistemleriyle bu rakamlar geriye doğru geldi. Muayene ile ilgili problemi çözmüş olduk. Yapay zekaya, internete sorduğumuz kadar aile hekimine sorsak o 12 başvurunun belki 3,4’ünü minimize etmiş olacağız. İstanbul’da 43 milyon radyolojik görüntüleme yapılmış, 207 milyon muayenenin üzerine."</em></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<h3>"AKŞAM POLİKLİNİKLERİNDE 1 MİLYONDAN FAZLA MUAYENE YAPMIŞ DURUMDAYIZ"</h3>

<p><strong><em>"Akşam poliklinikleri bir ihtiyaç olarak belirlediğimiz bir şey"</em></strong> diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Güner, vatandaşların da süreçten memnun olduğunu ifade ederek, <strong><em>"Çok büyük teveccühüyle karşılaşıyor. İnsanlar çalışırken muayeneye ulaşmakta zorluk yaşıyorlar. Muayene için izin almanız gerekiyor. Şu anda akşam 17.00’den gece 22.00’ye kadar akşam poliklinikleri tesisleştirdik. Günden güne de sayılarını artırıyoruz. Biz 2025’in Ekim'inde başladık. Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla bir muayene yapmış durumdayız. Sarı ve kırmızı alan acil kapsamında herhangi bir sıkıntı yok, bekleme sürelerimiz de çok düşük. Sorun şu; MHRS’yi takip etmezsek, randevu almazsak, gerekli kontrol ve muayenelerimizi zamanında yapmaya çalışmazsak ilk başvurduğumuz yer acil oluyor. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ diyenler oluyor veya ‘Pazara inmiştim, gelmişken de bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Ortalama bekleme süremiz 20-30 dakika arasında değişiyor. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir."</em></strong> diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/acil-servis-kullaniminda-dogru-bilinc-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/05/69f48f370099f712.jpg" type="image/jpeg" length="94882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD’li hayat sigortacılarına açığa satış rekoru: 5 milyar doları aştı]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/abdli-hayat-sigortacilarina-aciga-satis-rekoru-5-milyar-dolari-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/abdli-hayat-sigortacilarina-aciga-satis-rekoru-5-milyar-dolari-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'li hayat sigortası şirketlerine karşı alınan açığa satış pozisyonları 5 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaştı. Yatırımcılar, denetimi az olan özel kredi piyasasına yönelik risklerden endişe ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'li hayat sigortası şirketlerinin hisselerine karşı alınan açığa satış pozisyonları, geçtiğimiz yıl iki katından fazla artarak 5 milyar doları aştı. Reuters’ın haberine göre, söz konusu artış büyük ölçüde şeffaf olmayan özel kredi sektörüne yönelik endişelerden kaynaklanıyor. Analistler, sigorta şirketlerinin bu riskli varlık sınıfına olan yüksek bağımlılığının yatırımcıları korkuttuğunu belirtiyor.</p>

<p>Özel kredi piyasasına yönelik tedirginlikler, banka dışı kuruluşların şirketlere açtığı krediler üzerinden son aylarda piyasalara yön verdi. Bazı portföy yöneticilerinin iflas eden otomotiv firmalarıyla bağlantılı borçları elinde tuttuğu ortaya çıktı. Ayrıca, İngiltere merkezli bir konut kredisi sağlayıcısının dolandırıcılıkla suçlanması, sektör genelinde bir güven bunalımına yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mediolanum International Funds Sabit Getirili Menkul Kıymetler Birimi Başkanı Daniel Loughney, konuya ilişkin önemli bir değerlendirmede bulundu. Loughney, endişelerin tek bir şirketin çöküşüyle sınırlı olmadığını dile getir<strong>di. Bu varlık sınıfının geleneksel bankacılığa göre çok daha az denetlendiğini ve söz konusu durumun yapısal bir zayıflık yarattığını vurguladı.</strong></p>

<p><strong>Sigorta devlerinin bilançolarındaki riskler artıyor</strong></p>

<p>Sigorta sektörü uzmanı AM Best'in verilerine göre, ABD'li sigortacıların elindeki özel kredi varlıkları son on yılda iki kattan fazla büyüdü. Bu artış, faiz oranlarının tarihsel olarak düşük seyrettiği dönemde gerçekleşti. Şirketler, daha yüksek getiri arayışıyla bu alternatif kredi türlerine yöneldi.</p>

<p>Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan raporlar tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor. Raporlara göre, ABD'li hayat sigortacıları bilançolarındaki risklerin yaklaşık %35'ini doğrudan özel kredilere bağlamış durumda. Bu bağımlılık, olası bir resesyonun piyasalara etkisine dair hassasiyeti artırıyor.</p>

<p>Hisse senedi piyasalarındaki performans da bu endişeleri doğrular nitelikte seyrediyor. ABD Borsalarının gösterge endeksi S&amp;P 500 yıl başından bu yana genel toplamda %4,7 oranında yükselirken, Amerikan sigorta şirketlerini içeren sektör endeksi ise aynı dönemde yaklaşık %5 düşüş gösterdi. Yatırımcıların özellikle Principal Financial ve Brighthouse Financial gibi dev şirketlerin hisselerinde yoğun şekilde açığa satış pozisyonu aldıkları görülüyor.</p>

<p>Özel kredilere dair endişeler, perakende fonlardan para çıkışlarına da yansıyor. Özellikle birçoğu yapay zekâ altyapı şirketlerine verilen kredilerin değerine ilişkin sorular, dalgalı teknoloji piyasaları nedeniyle gündeme gelmeye başladı.</p>

<p><strong>Şeffaflık eksikliği ve denetim sorunları tartışılıyor</strong></p>

<p>Sektördeki sermaye yapısına yönelik eleştiriler de giderek sertleşiyor. Hedge fonu kurucusu Alberto Gallo, özel sermaye şirketlerine ait sigortacıların riskli varlıklarda çok fazla uzun vadeli pozisyon aldığını belirtti. Gallo, bu şirketlerin ellerindeki sermaye fazlasının ise oldukça kısıtlı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Eski sigorta denetçisi Tom Gober, sigortacıların "bağlı sigorta şirketleri" adı verilen kapalı iştiraklerine devasa tutarlarda fon aktardığını hesapladığını belirtiyor. Gober’in verilerine göre bu işlemlerin toplam büyüklüğü 1,54 trilyon dolara kadar ulaşıyor. Söz konusu yapılar, finansal hareketlerin şeffaf bir şekilde izlenmesini de zorlaştırıyor.</p>

<p>Gober, ABD'deki mevcut mevzuat değişikliklerinin ortaya çıkan şeffaflık sorununu çözmekte yetersiz kalacağını savunuyor. Denetim eksikliğinin giderilemediğini belirten Gober, yatırımcıların ana şirketleri açığa satarak bir anlamda denetleyici rolünü üstlendiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>borsaningundemi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/abdli-hayat-sigortacilarina-aciga-satis-rekoru-5-milyar-dolari-asti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/e1225c60-3edd-4ad5-82cb-db2d3fc094b3-his.jpg" type="image/jpeg" length="23009"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere’de alarm: Sağlıklı yaşam süresi 10 yılda 2 yıl azaldı]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/ingilterede-alarm-saglikli-yasam-suresi-10-yilda-2-yil-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/ingilterede-alarm-saglikli-yasam-suresi-10-yilda-2-yil-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de yayımlanan yeni bir rapor, insanların sağlıklı yaşam beklentisinin son 10 yılda 2 yıl azalarak 61 yaşın altına gerilediğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupalıları sağlıklarını kaybediyor. İngiliz kamu yayıncısı BBC dikkat çeken bir haber yayınladı. Haberde İngilizlerin sağlıklı yaşam beklentileri incelenirken şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıktı.</p>

<p><strong>61 YAŞIN ALTINA GERİLEDİ</strong></p>

<p>Habere göre İngiliz halkının son 10 yılda sağlıklı yaşam beklentisi, hem erkeklerde hem de kadınlarda yaklaşık 2 yıl düşerek 61 yaşın altına geriledi.</p>

<p>İngiltere, karşılaştırmaya alınan 21 yüksek gelirli ülke arasında sağlıklı yaşam beklentisinin gerilediği 5 ülkeden biri olurken, bu düşüş <em><strong>"en sert 2'nci gerileme"</strong></em> olarak kaydedildi.</p>

<p><strong>HANGİ ETKENLER ÖNE ÇIKTI</strong></p>

<p>Raporu hazırlayan Health Foundation, bu eğilimin önemli bir ekonomik maliyet doğurduğunu belirterek, bulguların bir dönüm noktası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuruluş, yoksulluk, kötü konut koşulları, obezite gibi yaşam tarzı etkenleri ve Kovid-19 salgınının etkisinin bu gerilemede rol oynadığını belirtti.</p>

<p><strong>ZENGİNLER DAHA UZUN SÜRE SAĞLIKLI YAŞIYOR</strong></p>

<p>Ulusal İstatistik Ofisinin 2012-2014 ile 2022-2024 dönemlerine ait verilerine dayanan rapor, en varlıklı yüzde 10'luk bölgelerde yaşayanların, en yoksul bölgelerde yaşayanlara kıyasla yaklaşık 20 yıl daha fazla sağlıklı yaşam süresi bekleyebildiğini ortaya koydu.</p>

<p><strong>RİCHMOND BÖLGESİ EN FAZLA SAĞLIKLI YAŞAN BEKLENTİSİNE SAHİP YER</strong></p>

<p>İngiltere'de Londra'nın Richmond semti; erkeklerde 69, kadınlarda 70 yıl ile "en yüksek sağlıklı yaşam beklentisine sahip bölge" oldu.</p>

<p>Buna karşılık Blackpool'da erkekler için bu süre 51, Hartlepool'da kadınlar için 51 yıl olarak hesaplandı.</p>

<p>İncelenen dönemde sağlıklı yaşam beklentisinde artış sadece Londra’da görüldü.</p>

<p><strong>SAĞLIK DURUMUNDA KESKİN BOZULMA UYARISI</strong></p>

<p>Health Foundation, bulguların, ülke genelindeki sağlık durumunda keskin bir bozulmayı ortaya koyduğunu ve bunun politika yapıcılar için bir uyarı niteliğinde olması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kuruluş, sağlıklı yaşam beklentisindeki düşüşe karşın, genel yaşam beklentisinin ise büyük ölçüde sabit kaldığını tespit etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/ingilterede-alarm-saglikli-yasam-suresi-10-yilda-2-yil-azaldi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/69ef9eceed03a166-w1200xh675.jpg" type="image/jpeg" length="20337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’da sigorta reformu gündemde: Aile tanımı yeniden şekilleniyor]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/almanyada-sigorta-reformu-gundemde-aile-tanimi-yeniden-sekilleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/almanyada-sigorta-reformu-gundemde-aile-tanimi-yeniden-sekilleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da aile sigortasının kapsamını değiştirmeyi hedefleyen öneriler arasında, çocuğu olmayan eşler için primsiz sigortanın kaldırılması dikkat çekiyor; buna karşılık küçük çocuk sahibi aileler için mevcut korumanın sürdürülmesi öngörülüyor. Bu yaklaşım, aile sigortasının evlilik bağına mı yoksa bakım sorumluluğuna mı dayanması gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’da yasal sağlık sigortası kurumları yıllardır bütçe açığıyla mücadele ediyor. 30 Mart’ta, Federal Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen Sağlık Finansmanı Komisyonu (FKG), kapsamlı bir raporla toplam 66 öneri sundu. Komisyonun dikkat çeken önerilerinden biri, <em>“altı yaşın altında çocuğu bulunmayan eşler ve onlara denk yaşam partnerleri için primsiz sağlık sigortasının kaldırılması”</em> oldu.</p>

<p>Burada asıl açıklamaya ihtiyaç duyan nokta, eşlerin primsiz sigorta kapsamından çıkarılması değil, bu hakkın evlilik kurumuna bağlanmış olmasıdır. Primsiz aile sigortasının evlilik temelinde sürdürülmesi yerine, bakım sorumluluğuna göre yeniden düzenlenmesi; hem tüm aileleri daha adil biçimde desteklemek hem de özellikle kadınlar açısından yapısal bağımlılık yaratılmasını önlemek açısından daha tutarlı bir yaklaşım olacaktır.</p>

<h3><strong>Mevcut Kapsamıyla Primsiz Aile Sigortası</strong></h3>

<p>Primsiz aile sigortası, Alman Sosyal Güvenlik Kanunu’nun (SGB V) 10. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, belirli şartlar altında sigortalı bireylerin eşleri, yaşam partnerleri ve çocukları ile bu çocukların çocukları da aile sigortası kapsamında yer alabilir.</p>

<p>Bu kapsamda sigortalanan kişiler, yasal sağlık sigortasında bağımsız bir sigortalı statüsü kazanır ve diğer sigortalılarla aynı korumadan yararlanır; ancak kendileri prim ödemez. Sistem 15,6 milyon eş, partner ve çocuğu kapsamaktadır ve bunların büyük çoğunluğunu çocuklar oluşturmaktadır.</p>

<p>Primsiz aile sigortası, aile yüklerinin dengelenmesine yönelik bir araçtır ve özellikle çocuklu aileler için ciddi bir ekonomik rahatlama sağlar. Çünkü ana sigortalının ödediği prim, aile bireylerinin sayısına göre değil, yalnızca kendi gelirine göre belirlenir. Bu ilke, SGB V’nin 240. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca isteğe bağlı sigorta primi ödeyenler için de geçerlidir.</p>

<h3><strong>Mevcut Sigorta Şartlarıyla Evlilik mi, Aile mi Teşvik Ediliyor?</strong></h3>

<p>Sağlık Finansmanı Komisyonu, eşler ve yaşam partnerleri için primsiz sigorta korumasının kaldırılmasını önermektedir. Buna karşılık, altı yaşından küçük çocuğu bulunan çiftler için bu korumanın sürdürülmesi ve böylece bakım yüklerinin tanınması öngörülmektedir.</p>

<p>Bu yaklaşımın arkasında, hâlâ evlilik (ya da kayıtlı partnerlik) içinde kurulan ailenin, evlilik dışındaki birlikteliklere kıyasla daha fazla korunmaya değer olduğu yönündeki yasal anlayış yatmaktadır. Ancak bu yaklaşım anayasal açıdan sürdürülebilir değildir. Çocuk lehine sağlanan primsiz aile sigortası, aile yüklerinin dengelenmesinin bir parçasıdır ve dayanağını, anayasanın (GG) 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan aileyi teşvik etme yükümlülüğünden alır. Bu hüküm, yasama organına geniş bir takdir alanı tanımaktadır.</p>

<p>Federal Anayasa Mahkemesi, yerleşik içtihadında aileyi evlilikten bağımsız olarak <em>“ebeveynler ile çocuklar arasındaki yaşam birliği”</em> şeklinde tanımlamaktadır. Bununla birlikte, GG’nin 6. maddesi evliliğin de teşvik edilmesini öngörür: Eşlerin, tek gelirli ya da çift gelirli evlilik modeli arasında serbestçe seçim yapabilmeleri gerekir. Devlet, evliliği diğer birlikte yaşam biçimlerine kıyasla ayrıcalıklı kılabilir ve mali olarak destekleyebilir. Ancak diğer ilişki biçimlerinin dezavantajlı hâle getirilmesi, nesnel ve makul bir gerekçeye dayanmak zorundadır. Bu nedenle söz konusu reform, anayasanın 6. maddesinde yer alan evliliği ve aileyi teşvik etme yükümlülüklerinin birbiriyle nasıl dengeleneceği sorusunu gündeme getirmektedir.</p>

<h3><strong>Kadınların İş Hayatına Katılımı Aleyhine Yapısal Teşvikler</strong></h3>

<p>Aile bireylerinin primsiz sigorta kapsamında yer alması, Almanya’nın sosyal politikasının uzun süre geleneksel aile modelini temel aldığını gösteren örneklerden biridir. Daha yeni tarihli uygulamalar -ebeveyn parası (Elterngeld) ya da kurumsal çocuk bakımına erişim hakkı gibi- aile politikasının artık destek yükünü yalnızca özel alana bırakmadığını ortaya koymaktadır.<br />
Aile sigortası, tarihsel olarak çalışan birey ile ailesinin korunması gereken bir bütün olduğu anlayışına dayanır. Nitekim 1992 yılına kadar aile kapsamında sigortalanan kişiler, bağımsız bir sigortalı statüsüne değil, yalnızca türev bir sigorta korumasına sahipti. Feminist hukuk çalışmaları, bu sistemi -bakım emeğini en azından dolaylı biçimde tanısa da[1]- kapsamlı şekilde eleştirmiştir.</p>

<p>Zira primsiz aile sigortası, tek gelirli evlilik modelini teşvik etmektedir: Bir çift toplamda tek kazançlı bir birey kadar gelir elde etse bile, gelirler ayrı ayrı değerlendirildiği için daha yüksek prim ödemek durumunda kalabilmektedir.[2] Öte yandan, düşük gelirli ya da sınırlı süreli çalışan bir partner de belirlenen gelir sınırının altında kaldığı sürece bu kapsamda sigortalanabilmektedir. Bu nedenle sigorta kapsamında yer alan yetişkinlerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluştururken, ana sigortalı çoğunlukla hâlâ erkektir.</p>

<p>Mevcut sistem, erkeklerin ana gelir sağlayıcı olduğu geleneksel iş bölümü modelini yeniden üretmekte ve kadınların zorunlu sigortaya tabi bir istihdama yönelmesini teşvik etmemektedir. Bu tespit, komisyon raporunda da açık biçimde yer almaktadır.</p>

<h3><strong>Geçmişten Kalan Aile Sigortası Modeli ve Bunun Güncelliği</strong></h3>

<p>Primsiz aile sigortası ayrıcalığı, bugüne kadar yalnızca evlilik ve kayıtlı partnerlik çerçevesinde tanınmıştır. Ancak sistemin partnerlik düzeyinde evliliğe bağlanması, aile yüklerinin dengelenmesi gerekçesini de tartışmalı hâle getirmektedir.[3] Nitekim çocuk sahibi olmayan evli çiftler de bu haktan yararlanırken, ortada bakımı üstlenilecek bir çocuk bulunmamaktadır. Buna karşılık Almanya’da çocukların yüzde 30’dan fazlası evlilik dışı doğmasına rağmen, bu çocukların ebeveynleri aynı korumadan yararlanamamaktadır.</p>

<p>Bu durum, çocuğu doğrudan etkileyen belirli bir aile anlayışını yansıtır: Aile, istikrarın güvencesi olarak görülen evli iki ebeveynden oluşur. Federal Anayasa Mahkemesi (BVerfG) de 2003 yılında, Sosyal Güvenlik Kanunu’nun (SGB V) 10. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin kararında bu anlayışı temel almıştır. Söz konusu düzenleme, ebeveynlerden biri özel sigortalı olup diğerine kıyasla daha yüksek ve düzenli gelire sahipse ve her iki ebeveyn de yasal sigorta kapsamında değilse, çocuğun aile sigortasından yararlanmasını dışlamaktadır.</p>

<p>Mahkeme, o dönemdeki kararında, evli ebeveynlerin karşılıklı nafaka yükümlülükleri sayesinde çocuğun evlilik dışı bir çocuğa kıyasla daha iyi güvence altında olduğunu ileri sürmüştür. Benzer şekilde, evli çiftlerin tüp bebek tedavisi gibi uygulamalarda yasal sağlık sigortası desteğinden yararlanıp yararlanamayacağı tartışılırken de evliliğin çocuğa daha sağlam bir hukuki zemin sunduğu varsayılmıştır. Ancak evli ve evli olmayan ebeveynler arasındaki bakım yükümlülüklerinin büyük ölçüde eşitlenmesinin ardından bu yaklaşımın hâlen geçerli olup olmadığı sorusu Mahkeme tarafından açık bırakılmıştır.</p>

<p>Bugün önerilen sağlık sigortası reformu, bu geleneksel aile modelini yeniden pekiştirmektedir. Oysa anayasanın 6. maddesi uyarınca aile, evlilikten bağımsız olarak da korunmalı ve teşvik edilmelidir. Anayasal düzlemde evliliğin korunması ile ailenin korunması her zaman örtüşmek zorunda değildir. Nitekim Federal Anayasa Mahkemesi de her evliliğin çocuk odaklı olmadığını ve her evliliğin ailenin ön aşaması olarak görülemeyeceğini vurgulamaktadır.</p>

<p>Ebeveynler çocuk sahibi olup onları yetiştirdiklerinde, partnerlik statülerinden bağımsız olarak, nesiller arası sürekliliğe dayanan sosyal güvenlik sistemine katkı sunarlar. Federal Anayasa Mahkemesi de bu katkıyı, yasal sağlık sigortası sistemi açısından ilkesel olarak tanımıştır.</p>

<h3><strong>Primsiz Sigorta Ölçütü Olarak Çocuk Bakımı Sorumluğu</strong></h3>

<p>Reform önerisi, bakım sorumluluklarını hafifletilmesi gereken bir yük olarak tanımakta ve altı yaşından küçük çocuğu bulunan eşler ile yaşam partnerleri için primsiz aile sigortasını sürdürmeyi öngörmektedir. Küçük çocukların yüksek bakım ihtiyacı, özellikle kurumsal çocuk bakımının hâlâ yetersiz olduğu koşullarda, her iki ebeveynin iş gücüne katılımını zorlaştırmaktadır.</p>

<p>Bu durumu dikkate alan reform, çocukların ilkokul çağına gelmesiyle birlikte ebeveynlerin çalışma hayatına katılımının aile içi bakım yükümlülükleriyle daha uyumlu hâle geldiğini varsaymaktadır. Benzer bir yaklaşım sosyal hukukun diğer alanlarında da görülmektedir; örneğin SGB II’nin 10. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendine göre, üç yaşından küçük bir çocuğun bakımı nedeniyle çalışmak makul kabul edilmemektedir.</p>

<p>Eğer yasal sağlık sigortası bu bakım yükünü dengelemeye devam edecekse, primsiz sigorta uygulamasının evli olmayan ebeveynleri ve tek ebeveynli aileleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerekir. Bu kapsam, örneğin ebeveyn izni gibi belirli ve zamanla sınırlı bakım dönemlerine bağlanarak, istihdama katılımı da destekleyecek biçimde düzenlenebilir.</p>

<p>Bu yaklaşım, ebeveyn iznindeki bekar ebeveynlerin sigorta durumunu da doğrudan etkileyecektir. Ebeveyn iznine girmeden önce zorunlu sigorta kapsamında olanlar, mevcut iş ilişkisi sürdüğü sürece -ebeveyn parası alıp almadıklarına bakılmaksızın- primsiz sigortalı kalmaya devam eder. Buna karşılık, ebeveyn izni öncesinde gönüllü sigortalı olanlar bu dönemde en azından asgari düzeyde prim ödemeye devam etmektedir. Sosyal sistemin bakım yükünü dengelemeyi amaçladığı düşünüldüğünde, bu durum açık bir çelişki olarak ortaya çıkmaktadır.</p>

<h3><strong>Bu Öneriden Hareketle Aile Sigortası Modeli Daha Kapsamlı Tartışılmalı</strong></h3>

<p>Reform önerisi, primsiz aile sigortasının amacını yeniden değerlendirmek için önemli bir zemin sunmaktadır. Buradaki mesele, sosyal devletin sunduğu hakların tasarruf tedbirleriyle daraltılması değil; aksine, bakım odaklı bir modelle daha fazla ailenin güvence altına alınabilmesidir. Çocukların primsiz sigorta kapsamında yer alması gerektiği ise tartışma dışıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asıl belirleyici soru, bakım emeğinin güvence altına alınıp alınmaması değil, bunun kimler için geçerli olacağıdır. Eşler ve yaşam partnerlerinin sigorta kapsamı açısından bakıldığında şu ayrım netleştirilmelidir: Amaç evliliği ya da partnerliği teşvik etmekse, sistem çocuksuz çiftleri de kapsamalıdır. Ancak amaç aileyi desteklemek ve bakım yükünü hafifletmekse, bu destek bakım sorumluluğuna dayanmalıdır.</p>

<p>Ebeveynler, artan bakım ihtiyacı nedeniyle yük altındadır ve bu durum yalnızca evlilik içinde doğan çocuklarla sınırlı değildir. Bu nedenle primsiz aile sigortasının evlilik bağına değil, aile içinde üstlenilen bakım sorumluluğuna dayandırılması daha tutarlı bir yaklaşım olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>perspektif</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/almanyada-sigorta-reformu-gundemde-aile-tanimi-yeniden-sekilleniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/kapak-173911.webp" type="image/jpeg" length="13466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kiracılardan sigorta dayatmalarına tepki: Tarihi kira grevi]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/kiracilardan-sigorta-dayatmalarina-tepki-tarihi-kira-grevi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/kiracilardan-sigorta-dayatmalarina-tepki-tarihi-kira-grevi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya’da kiracılar, emlak şirketi Alquiler Seguro’nun dayattığı yasa dışı sigorta ve diğer haksız ücretlere karşı ilk ulusal kira grevini örgütlüyor. Tüketim Bakanlığı ise şirkete 3,6 milyon avroluk para cezası vererek sigorta ve kötüye kullanım maddelerinin kaldırılmasını sağladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kiracı derneklerinin bağlı olduğu Kiracılar Sendikaları Konfederasyonundan yapılan açıklamada, "yasalara aykırı uygulamalar" sürdürmekle suçladığı emlak şirketi Alquiler Seguro'ya karşı ilk ulusal kira grevini organize etmek için bir kampanya başlatıldığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, özellikle Madrid ve Barselona gibi büyük şehirlerde kiracıların yıllardır <strong>haksız ödeme </strong>yapmak zorunda bırakıldığı vurgulanarak, "Artık daha fazla bekleyemeyiz. Yasa dışı ücretlerden (kiralama başına iki hatta üç kirayı bulan emlakçı payı), aynı gruba ait şirketler aracılığıyla dayatılan <strong>sigorta </strong>ve faturalardan, konut bakım eksikliğinden ve sadece bir mülkü görmek için 200 avroya varan ücretler gibi onlarca suistimalden bıktık." ifadeleri yer aldı.</p>

<p>Eylemin İspanya'da bir ilk olacağı kaydedilen açıklamada, "Bizi görmezden geldikleri, hileli kazançları ceplerine indirdikleri ve kira sözleşmelerinde kötü niyetli maddeler dayattıkları için bu eylemi yapacağız. Ev ev örgütleneceğiz ve bu tarihi bir olay olacak." değerlendirmesi yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, eylemin, artan kira maliyetlerine karşı olduğu belirtilerek, her 5 yılda bir kiralık mülke taşınmak için kiracıların 4 bin avrodan fazla ödemek zorunda kaldığı ve bunun sürekli arttığı vurgulandı.</p>

<p>Öte yandan Tüketim Bakanlığı, şikayetlerin odağındaki Alquiler Seguro şirketine 3,6 milyon avroluk para cezasını onayladı. Karara göre şirket, para cezasının yanı sıra kiralamada kötüye kullanım olarak değerlendirilen maddeleri kaldıracak ve ihlalleri düzeltecek.</p>

<h3><strong>AB'de konut fiyatlarının en fazla arttığı ülkelerden biri İspanya</strong></h3>

<p>AB istatistik kurumu Eurostat'ın verilerine göre İspanya, 2025'in dördüncü çeyreğinde ev alım fiyatlarının 2014'ün aynı dönemine göre en fazla arttığı dördüncü AB ülkesi oldu.</p>

<p>Rapora göre, 2025'in dördüncü çeyreğinde konut fiyatları AB ülkelerinde ortalama yüzde 5,5 artarken, İspanya'da bu artış yüzde 12,9'u buldu.</p>

<p>Eurostat'a göre AB'de konut fiyatlarının en fazla arttığı ülkeler ise Macaristan (yüzde 21,2), Portekiz (yüzde 18,9) ve Hırvatistan (yüzde 16,1) olarak sıralandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Anadolu Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/kiracilardan-sigorta-dayatmalarina-tepki-tarihi-kira-grevi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/ispanyada-kiracilar-kira-odememe-eylemi-yapacak-d0jv-cover-1.jpg" type="image/jpeg" length="64508"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
