<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Sigorta Postası</title>
    <link>https://www.sigortapostasi.net</link>
    <description>Sigorta ve Bireysel emeklik dünyasına dair her şey burada</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/ozel-roportajlar" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 24 Aug 2026 02:37:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/ozel-roportajlar"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Howden Türkiye: Endüstriyel risklerde doğru analiz ve proaktif önlemler şart]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/howden-turkiye-endustriyel-risklerde-dogru-analiz-ve-proaktif-onlemler-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/howden-turkiye-endustriyel-risklerde-dogru-analiz-ve-proaktif-onlemler-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Howden Türkiye'nin değerlendirmelerine göre bu tablo, yangın ve patlama risklerinin işletmeler üzerindeki etkilerini azaltmak için risklerin doğru analiz edilmesini, proaktif önlemlerin hayata geçirilmesini ve sürdürülebilir iş sürekliliğini destekleyen bütüncül bir risk yönetimi yaklaşımının benimsenmesini stratejik bir gereklilik haline getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yangın ve patlama riski; üretim tesislerinden depolama alanlarına, enerji altyapılarından lojistik operasyonlarına kadar birçok sektörde faaliyetlerin kesintiye uğramasına neden olabiliyor. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yayımlanan “Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar 2024 Yılı Raporu”na göre, 2024 yılında Türkiye’de 694 yangın ve 26 patlama olmak üzere toplam 720 endüstriyel yangın ve patlama tespit edildi. Son yedi yılın en yüksek seviyesine işaret eden bu olaylarda 29 işçi hayatını kaybederken, 138 işçi yaralandı.<strong> </strong>Howden Türkiye'nin analizine göre bu riskler; fiziksel hasarın yanı sıra üretim kayıpları, operasyonel kesintiler, finansal zararlar ve itibar üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabiliyor. Küresel risk analizleri de yangının işletmeler açısından en kritik risk başlıkları arasında yer almaya devam ettiğini ortaya koyarken, işletmelerin dayanıklılığını artıran en önemli unsurun proaktif risk yönetimi olduğu görülüyor.</p>

<h2><strong>Her tesis farklı bir risk profili taşıyor</strong></h2>

<p>İşletmelerin faaliyet gösterdiği sektör, üretim süreçleri, kullanılan ekipmanlar ve operasyonel yapı, yangın ve patlama risklerinin niteliğini doğrudan etkiliyor. <strong>2024 verileri, olayların özellikle belirli sektörlerde ve sanayinin yoğunlaştığı bölgelerde öne çıktığını gösteriyor. Tekstil, ağaç-kâğıt-mobilya, metal ve plastik/kauçuk sektörleri toplam olayların yaklaşık yüzde 73’ünü oluştururken, olayların yüzde 49,1’i Marmara Bölgesi’nde, yüzde 25,7’si Ege Bölgesi’nde gerçekleşiyor. İstanbul 217 olayla ilk sırada yer alırken, Tekirdağ’da 131, Bursa’da ise 103 olay tespit ediliyor.</strong><strong> </strong>Bu nedenle etkin bir risk yönetimi için her işletmenin risk profilinin kendi dinamikleri doğrultusunda değerlendirilmesi, risklerin kaynağında tespit edilmesi ve uygun önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor.</p>

<p>Howden Türkiye ise bu yaklaşım doğrultusunda, işletmelerin yangın ve patlama risklerini ayrıntılı ve kapsamlı şekilde analiz ederek, işletmelerin ihtiyaçlarına ve risk profiline uygun çözümler geliştiriyor. Mevcut koruma sistemlerini inceleyen şirket, riskleri azaltmaya yönelik iyileştirme önerileri geliştirirken iş sürekliliğini destekleyen önleyici uygulamalar konusunda da danışmanlık sunuyor. Bunun yanında sigorta programlarının işletmenin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirerek risk yönetimi süreçlerinin daha etkin hale gelmesine katkı sağlıyor.</p>

<p><strong><em>"Risk yönetiminde en etkili yaklaşım, riskleri ortaya çıkmadan önce analiz edebilmek"</em></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Howden Türkiye'nin yangın ve patlama risklerine yönelik yaklaşımını değerlendiren <strong>Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO'su Atınç Yılmaz</strong>, şu ifadelere yer verdi: <em>"Yangın ve patlama riskleri, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesinde üretim süreçlerinden tedarik zincirine, finansal sonuçlardan kurumsal itibara kadar birçok alanı etkileyebiliyor. Bu nedenle risk yönetimini, olası hasarlar meydana geldikten sonra devreye giren bir süreç olarak değil, riskleri önceden belirleyerek etkilerini azaltmayı hedefleyen stratejik bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Howden Türkiye olarak her işletmenin faaliyet gösterdiği sektör, tesis altyapısı ve operasyonel yapısının farklı risk profilleri oluşturduğunu biliyor, bu doğrultuda işletmelere özel risk yönetimi çözümleri geliştiriyoruz. Yangın ve patlama risk analizlerinden tesis ve proses bazlı risk değerlendirmelerine, mevcut koruma sistemlerinin analizinden risk azaltıcı iyileştirme önerilerine kadar uzanan çalışmalarımızla işletmelerin risklerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Bunun yanında iş sürekliliğini destekleyen önleyici yaklaşımlar geliştiriyor ve sigorta programlarının işletmelerin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Böylece doğru risk yönetimi yaklaşımıyla işletmelerin olası kayıplarını azaltırken, operasyonel dayanıklılıklarını ve sürdürülebilir iş sürekliliklerini güçlendirmeyi hedefliyoruz."</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/howden-turkiye-endustriyel-risklerde-dogru-analiz-ve-proaktif-onlemler-sart</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2025/09/howden.jpg" type="image/jpeg" length="49406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HDI Sigorta Genel Müdürü Firuzan İşcan: Hem müşterilerimizin hem de acentelerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/hdi-sigorta-genel-muduru-firuzan-iscan-hem-musterilerimizin-hem-de-acentelerimizin-hayatini-kolaylastiriyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/hdi-sigorta-genel-muduru-firuzan-iscan-hem-musterilerimizin-hem-de-acentelerimizin-hayatini-kolaylastiriyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Postası'na özel açıklamalarda bulunan HDI Sigorta Genel Müdürü Firuzan İşcan, şirketteki 3 yıllık dönüşüm yolculuğunu, 2027-2029 vizyonunu ve sektördeki yapısal değişimleri anlattı. Finansal gelirlerin azalacağı önümüzdeki dönemde doğru fiyatlandırma ve teknik kârlılığın hayati önem taşıyacağını vurgulayan İşcan, merak edilen soruları yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta Postası'na özel açıklamalarda bulunan HDI Sigorta Genel Müdürü Firuzan İşcan, şirketteki 3 yıllık dönüşüm yolculuğunu, 2027-2029 vizyonunu ve sektördeki yapısal değişimleri anlattı. Finansal gelirlerin azalacağı önümüzdeki dönemde doğru fiyatlandırma ve teknik kârlılığın hayati önem taşıyacağını vurgulayan İşcan, merak edilen soruları yanıtladı.</p>

<p><strong>Ağustos ayında 3 yıl olacak HDI Sigorta macerası yolculuğunuz. 3 yıl öncesiyle şimdiki arasındaki gözlemleriniz neler? Bu yolculukla ilgili neler söylemek istersiniz?</strong></p>

<p><strong>"İlk gün hep birlikte bir hayal kurarak başladık"</strong></p>

<p>"Ben profesyonel kariyerim boyunca çok farklı işlerde, çok farklı markalar altında çalışmadım. HDI Sigorta benim çalıştığım üçüncü marka oldu. Ancak tabii ki üstlendiğiniz her rol ve devraldığınız her bayrak, beraberinde farklı iş problemlerini, farklı ortamları, kültürleri ve hedefleri getiriyor. Göreve ilk başladığımda hissettiğim o büyük heyecan, yapmak istediğimiz şeyleri ekip arkadaşlarımızla birlikte tanımladığımızda gerçek bir maceraya dönüştü.</p>

<p>Bu 3 yıllık zarfında bütün ekiple hep bir araya geldiğimiz, ortak değerlerimizi konuştuğumuz, vizyonumuzu birlikte belirlediğimiz günler akla geliyor. İlk defa orada aslında hep birlikte bir hayal kurduk. HDI Sigorta dün neredeydi, o gün nerede bulunuyordu ve yarın nerede olmak istiyor, nerede olacak. İşte bunun hayalini kurduk. Yani 3 sene evvel bu maceraya başlarken tüm şirket hep birlikte hayal kurarak işe başladık diyebilirim."</p>

<p><img height="2048" src="https://sigortapostasinet.teimg.com/sigortapostasi-net/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-154139.jpeg" width="1536" /></p>

<p><strong>Hem finans anlamında hem de sigorta anlamında çok güçlü bir grubun Türkiye'ye ayağısınız. 2026'nın ikinci çeyreğine kadarki süreci yorumlama şansınız var mı? Buraya kadar nasıl geldik? Bundan sonrası için hedeflerimiz neler?</strong></p>

<p>"Çatı holdingimiz olan Talanx Grubu bünyesinde, sigortacılık ve reasürans olmak üzere iki ana iş bölümü barındırıyor. Grubun yarısını, dünyanın en büyük üçüncü reasürans şirketi olan Hannover Re oluşturuyor. Yani işin yüzde 50'lik kısmı reasürans tarafındayken, diğer yüzde 50'lik kısım ise bizim yaptığımız gibi sigorta hizmetlerinden oluşuyor. Bu tarafta hem bireysel hem kurumsal bütün müşteri segmentlerine hizmet sunuyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya merkezli olan grubumuz, Avrupa'da ve Güney Amerika'daki birçok ülkede faaliyet gösteriyor; biz de bu yapının Avrupa parçasının içerisinde yer alıyoruz. Talanx'ın Türkiye'deki varlığı aslında 2006 yılına dayanıyor, yani sektörde 20 yılı doldurduk. Sektördeki diğer yabancı sermayeli şirketlerle kıyaslandığında nispeten yeni sayılabiliriz ancak Talanx Grubu, yabancı sermayenin Türkiye'ye giriş yaptığı o dönemde gelerek bu stratejik yatırımı gerçekleştirdi.</p>

<p><strong>“Bizim için en önemli kazanımlardan bir tanesi, bütün teknolojik altyapımızı baştan aşağı yenilemek oldu”</strong></p>

<p>Geleceğe doğru yürürken kendimize koyduğumuz hedeflerin başında teknolojiyi etkili kullanan bir sigorta şirketi olmak geliyordu. Çünkü müşterilerimize hizmet sağlarken, ofislerimizde çalışırken ve aracılarımıza hizmeti iletmeleri için yardımcı olurken en temel noktada teknoloji ve dijital çözümler yer alıyor. O anlamda son 3 senede teknolojiye çok önemli ölçüde yatırımlar yaptık. Veriyle birlikte karar vermeyi, ürünlerimizin altyapısını ve sigortacılık uygulamalarımızı öncelikle yeniledik. Bu bağlamda 3 sene içerisinde bizim için en önemli kazanımlardan bir tanesi, bütün teknolojik altyapımızı baştan aşağı yenilemek oldu.</p>

<p><strong>“En çok geliştirdiğimiz konulardan biri finansal dayanıklılık”</strong></p>

<p>İkinci odak noktamız finansal anlamda dayanıklılıktı. Bir sigorta şirketi olarak grubumuz, dünyanın önde gelen güçlü yapıları arasında yer alıyor. Reasürans dediğimiz mekanizma, tüm sigortacılık faaliyetlerinin arkasındaki ana koruma kalkanıdır. Bizim bir sigorta şirketi olarak aracılarımıza, müşterilerimize ve içinde bulunduğumuz finans sektörüne verdiğimiz en önemli garanti, güçlü bir finansal yapıyla taahhütlerimizi yerine getirebilme gücüdür. O anlamda bu son 3 yılda sermayemizi kuvvetlendirdik ve sermaye yeterlilik oranımızı önemli ölçüde iyileştirdik. Dolayısıyla en çok geliştirdiğimiz konulardan biri finansal dayanıklılık oldu.</p>

<p>Üçüncü olarak, sektördeki tüm şirketler gibi biz de pazar payını büyütme, daha çok müşteriye erişim sağlama ve sigorta pazarını büyütme gayesindeyiz. Müşteri sayımızı artırmak ve sektöre yeni müşteriler katmak anlamında, toplam üretimimizin yüzde 83'ünü oluşturan acente kanalımızla birlikte önemli gayretler gösterdik. Acentelerimizle birlikte yeni müşteri kazanmak, mevcut müşterilerimize daha iyi hizmetler sunarak onları elimizde tutmak üzere çalıştık. Bu süreçte pazar payımızı hem belirli bir noktada tuttuk hem de geçtiğimiz dönemde küçük bir pazar payı kazanımı elde ettik.</p>

<p>Çok önemsediğimiz dördüncü konu ise tüm aracılarımıza, çalışanlarımıza ve toplumumuza katkı sağlamaktır. Bizim gözümüzde şirket dediğimiz şey, insanlardan oluşan yaşayan bir organizmadır. Sigorta sektörü, müşterilerine hizmet verirken aslında büyük bir ekosistemi idare ediyor. Dolayısıyla topluma, aracılarımıza, çalışanlarımıza ve müşterilerimize vermemiz gereken sözler, tutmamız gereken taahhütler var. Topluma katkı sağlama misyonumuzu çeşitli sosyal sorumluluk aktiviteleriyle, özellikle de gençleri spora teşvik edecek uygulamalarla yerine getirmeye çalışıyoruz.</p>

<p>Son noktada ise tüm paydaşlarımızın nezdinde sevilen bir marka olmak bizim için çok önemliydi. HDI Sigorta, bir Alman sigorta şirketi olmasına rağmen markasında yeşil rengi barındırıyor. Yeşil; sıcaklığı, yakınlığı, ulaşılabilirliği ve temas edilebilirliği temsil eden sıcak bir renktir. Biz de markamızı paydaşlarımız gözünde daha sevilir hale getirmek için geçtiğimiz yıllarda büyük bir çaba gösterdik.</p>

<p>Üç yılın ardından geriye dönüp baktıklarında koydukları vizyonun neredeyse tamamını gerçekleştirdik. Koyduğumuz hedeflere ulaştık. O anlamda ekibimize, acentelerimize ve birlikte çalıştığımız iş ortaklarımıza şunu açıkça söyleyebiliyorum: Yaptığımız işten hep birlikte gurur duyalım. Çünkü belirlediğimiz tüm vizyon hedeflerini gerçekleştirdik”</p>

<p><strong>Sıralama şirketlere göre değişiyor, sağlık biraz hareketli. Siz bu konularla ilgili neler söylemek istersiniz? Birlikte çalıştığınız ve şirket satışlarının yüzde 83’ünü oluşturan acenteler var. Dolayısıyla oto branşıyla ve diğer ürünlerle ilgili genel değerlendirmeleriniz neler olur?</strong></p>

<p>"Sektörden olan izleyiciler açısından aslında herkes sektörün gelişimine son derece hâkim, ben sadece küçük bir hatırlatma yapabilirim. Türkiye sigorta sektörü, toplam prim üretimi içerisinde tarihsel olarak oto kaza (kasko ve trafik) ağırlıklı bir yapıya sahip. Ancak bu ağırlık, geçmişteki yüzde 65 seviyelerinden aşağı doğru geriliyor; çünkü diğer branşlarda oldukça ciddi bir büyüme söz konusu.</p>

<p>Trafik branşının üretimde birinci sıradaki yerini koruduğunu biliyoruz. Ancak geçtiğimiz yıllarda ve özellikle bugün, sağlık branşı çok ciddi şekilde ön plana çıktı. Sağlıktaki bu gelişim ve büyüme grafiği oldukça dikkat çekici bir seviyede.</p>

<p>Şöyle ifade etmek gerekir, Türkiye sigorta sektöründe son 20 yılda oto kaza sigortalarının, yani kasko ve trafik branşlarının toplam ağırlığı her zaman yüzde 50’nin üzerinde seyretti, hatta bazı dönemlerde yüzde 65 seviyelerine kadar tırmandı. Şimdi ise bu oradan geriye doğru geliyor. Fakat bu durum oto branşının küçülmesinden değil, diğer branşların çok daha hızlı büyümesinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Özellikle sağlık sigortalarında, pandemi sonrasında sigortalı sayısında yaşanan artışla birlikte çok ciddi bir büyüme ivmesi yakalandı. Sağlık sigortası primlerinin toplam üretim içindeki payı, trafik sigortasından sonra ikinci sıraya yerleşti. Yangın sigortaları üçüncü, kasko ise dördüncü sırada yer alıyor. Dolayısıyla bugün sektörün temel sıralamasını trafik, sağlık, yangın ve kasko olarak değerlendirebiliriz. Kasko sigortalarında ortalama prim artış hızının son üç yılda daha yavaş seyretmesinin de bu tablonun oluşmasında etkili olduğunu söyleyebiliriz."</p>

<p><strong>"Ortada ciddi bir 'korunma açığı' bulunuyor"</strong></p>

<p>"Son dört yılda araç satışları yaklaşık 1,2 milyon ile 1,5 milyon arasında gerçekleşti. Bu hareketlilik doğrudan yeni müşteri kazanımı anlamına geliyor. Öte yandan, yaşadığımız deprem felaketinin ardından yangın ve deprem sigortalarına yönelik önemli bir ilgi oluştu. Ancak maalesef bu ilginin sürdürülebilirliğini sağlayamadık, yenileme oranlarında istediğimiz seviyelere ulaşamadık. Dolayısıyla bu alanlarda gelişim potansiyelimiz halen devam ediyor.</p>

<p>Sonuç itibarıyla ortada ciddi bir 'korunma açığı' bulunuyor. Özellikle son dönemde sektör olarak bu kavramı sıkça dile getiriyoruz. Korunma açığı, mevcut risklerin yeterince teminat altına alınamaması demektir. Bu durum trafik sigortalarında da var, kaskoda daha sınırlı, konut sigortalarında ise çok daha belirgin. Baktığımızda karşı karşıya olduğumuz alan, büyük bir gelişim alanıdır.</p>

<p><strong>“Müşterilerin beklentilerini karşılayacak çözümler üretmek zorundayız”</strong></p>

<p>Burada asıl dikkat etmemiz gereken konu müşteri davranışları olacak, önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri budur. Müşterilerin beklentilerini karşılayacak çözümler üretmek zorundayız. Bugüne kadar sektör olarak çoğunlukla kapsamı oldukça geniş, tam paket ürünler sunduk. Ancak bu ürünler kimi zaman müşterinin ihtiyaç duyduğundan daha fazla teminat içeriyor ve doğal olarak daha yüksek maliyetli oluyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde ekonomik koşulların etkisiyle insanların yalnızca ihtiyaç duydukları ürünlere yönelmesi daha belirgin hale gelecek. Bu nedenle müşterilerimizin risklerini doğru şekilde teminat altına alabilecek, daha odaklı ve erişilebilir ürünleri ürün portföyümüze eklemek durumundayız. Korunma açığını kapatmanın yolu da tam olarak buradan geçiyor. Örneğin kasko sigortalarında sigortalılık oranı yüzde 25 seviyelerindeyse ve özellikle yaşlı araç segmentlerinde bu oran daha da düşükse, burada yeni çözümler geliştirmemiz gerekiyor. Geçmişte birçok şirket farklı ürün denemeleri yaptı ve bunların bazıları beklenen sonucu vermedi. Ancak önümüzdeki dönemde bu arayışlardan vazgeçmememiz gerekiyor, çünkü bu ihtiyaç giderek daha fazla ön plana çıkacak."</p>

<p><strong>Finansal sigortalara ya da gömülü sigortalara bakış açınız nasıl?</strong></p>

<p><strong>"Gömülü sigortalar tüketici davranışlarında önemli rol oynayacak"</strong></p>

<p>"Mevzuatımızda gömülü sigortalara ilişkin bazı özel tanımlar bulunuyor. Regülatörümüzün de sektörle fikir alışverişinde bulunarak bu konuda yeni çalışmalar yürüttüğünü biliyorum. Gömülü sigorta, tüketicinin bir ürün ya da hizmet satın alırken aynı süreç içerisinde, eş zamanlı olarak sigorta korumasına da erişebilmesi anlamına geliyor. Bu model, sigortanın yaygınlaşması açısından önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacaktır.</p>

<p>Özellikle sahiplik kavramının değiştiği, kısa süreli kullanım ve kiralama modellerinin yaygınlaştığı yeni tüketici davranışlarında gömülü sigortaların kritik bir rol oynayacağını düşünüyorum. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bu ürünlerin gündemimizde daha fazla yer alacağını ve toplam üretim içerisindeki payının giderek artacağını öngörüyorum."</p>

<p><strong>Biraz HDI tarafına dönmek istiyorum. Burada güçlü konumlandığınız branşlar hangileri? Bu alandaki rekabet avantajınızı nasıl tanımlarsınız?</strong></p>

<p><strong>“Müşterinin ihtiyacı neyse, biz doğrudan o ürünü sunmak istiyoruz”</strong></p>

<p>"Biz Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren bir şirketiz. 4.500'ün üzerinde acentemiz var. Tüm müşteri segmentlerine ve tüm branşlarda hizmet veriyoruz; dolayısıyla bir önceliklendirme yaptığımızda müşterinin ihtiyacı neyse, biz doğrudan o ürünü sunmak istiyoruz.</p>

<p>Portföyümüzde ağırlığı olan ürün grupları elbette farklılık gösteriyor. Sektör geneline paralel olarak oto branşında, özellikle kasko ve trafik sigortalarında güçlü bir konumdayız. Son üç yılda özellikle sağlık branşında da önemli bir büyüme hedefledik ve bu alandaki istekliliğimizi net bir şekilde ortaya koyduk. Sağlıkta yeni müşteri kazanımında sektörün üzerinde büyüyor, pazar payı kazanıyoruz; nitekim sektörde ilk ona doğru yükselen bir performans sergiliyoruz. Özetle bireysel branşlarda müşterilerimize tüm ürünleri sunabiliyoruz.</p>

<p>Ticari tarafta ise nakliyat sigortaları her zaman bizim için önemli bir odak noktası oldu. Özellikle MTA sigortalarında güçlü bir pazar payımız bulunuyor. Bununla birlikte ticari segmentte de müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürün ve hizmet altyapısına sahibiz.</p>

<p>Buradaki en kritik konu müşteri deneyimidir. Aracılarımızın deneyimi önemli, çalışanlarımızın deneyimi önemli. Günümüzde en değerli varlığımız zaman; bu nedenle sürtünmesiz bir operasyon yürütmek zorundayız. Poliçe düzenleme, hasar süreçleri ve poliçe sonrası hizmetlerde kesintisiz bir deneyim sunmalıyız. Aracılarımızın zamanını verimli kullanmalarını sağlamalı, müşterilerimize temas ettikleri her noktada hızlı ve kolay bir hizmet vermeliyiz. Çünkü müşteri beklentileri her geçen gün artıyor; onları memnun etmek ve bizi tercih etmeye devam etmelerini sağlamalıyız."</p>

<p><strong>Hızlı destek biriminiz de var. Bu da sektörde bir farklılık yaratıyor. Kısaca bahseder misiniz?</strong></p>

<p><strong>“Özellikle büyük şehirlerde Hızlı Destek İstasyonlarımız bulunuyor”</strong></p>

<p>"Hızlı Destek Servislerimizi çok önemsiyoruz. Sektörde bu konuda özelleşmiş bazı uygulamalar mevcut ancak biz bu sistemi iki boyutlu olarak ele alıyoruz.</p>

<p>Özellikle büyük şehirlerde Hızlı Destek İstasyonlarımız bulunuyor. Müşterilerimiz yürür durumda olan hasarlı araçlarını bu istasyonlara getiriyorlar. Araçları teslim aldıktan sonra tüm servis süreçlerini müşterilerimiz ve acentelerimiz adına biz takip ediyoruz. Bu süreçte kendilerine yedek araç hizmeti sağlıyor, düzenli bilgilendirme yapıyor ve onarım tamamlandıktan sonra araçları yine kendi istasyonlarımızda teslim ediyoruz.</p>

<p><strong>“Hasar süreçlerinde en kritik noktalardan biri belirsizliktir”</strong></p>

<p>Bu sistem, müşteri deneyimini doğrudan yönetebilmemizi ve geri bildirimleri ilk elden almamızı sağlıyor. Aynı zamanda bizim için bir öğrenme ve geliştirme laboratuvarı işlevi görüyor. Müşterimiz aracını getirdiğinde birlikte hasar tespit videosu çekiyor, gerekli bilgilendirmeleri yapıyor ve evrak süreçlerini şeffaf şekilde yönetiyoruz. Hasar süreçlerinde en kritik noktalardan biri belirsizliktir. Müşteri aracında bir hasar oluştuğunda sürecin nasıl ilerleyeceğini net olarak bilmek ister. Biz de hasarın tespiti, onarımı ve teslimine kadar geçen tüm süreci şeffaf ve sürekli bir iletişim içerisinde yöneterek müşterilerimizin bu dönemi daha rahat geçirmesini sağlıyoruz."</p>

<p><strong>Teknoloji ve dijitalleşme yatırımları konusunda öncelik verdiğiniz alanlar nelerdir?</strong></p>

<p><strong>“Hangi işi yaparsanız yapın, her sektörün merkezinde teknoloji bulunuyor”</strong></p>

<p>"Ben endüstri mühendisiyim ancak sigorta sektöründeki kariyerime bilgi işlem departmanında başladım. Teknoloji bilgisi bugün bir çalışan için adeta ikinci bir yabancı dil gibi. Çünkü artık hangi işi yaparsanız yapın, her sektörün merkezinde teknoloji bulunuyor.</p>

<p>Teknoloji okuryazarlığı kariyer yolculuğum boyunca bana her zaman büyük avantaj sağladı. Bugün de şirketimizin önceliklerinin en başında teknoloji yer alıyor. Dünyada savaşlar ve jeopolitik gelişmelerden sonra en çok konuşulan konuların başında teknolojik dönüşüm ve yapay zeka geliyor; bu nedenle bizim için de kritik önemde.</p>

<p><strong>“Öncelikle veriye odaklanıyoruz”</strong></p>

<p>Bu dönüşümde öncelikle veriye odaklanıyoruz. Veriyi şirketimizin tüm karar mekanizmalarında aktif olarak kullanmak istiyoruz. Bunun için müşteri temas noktalarından başlayarak acentelerimizde, poliçe süreçlerinde ve hasar operasyonlarında öncelikle veriyi doğru üretmek ve toplamak gerekiyor. Ardından bu veriyi işleyerek tüm karar süreçlerimizde kılavuz olarak kullanıyoruz.</p>

<p><strong>“Hem müşterilerimizin hem de acentelerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz”</strong></p>

<p>Teknoloji yatırımlarımızda ikinci önceliğimiz hız ve otomasyon. Tekrarlayan işlemlerde teknolojinin gücünden faydalanarak süreçleri hızlandırıyoruz. Böylece hem müşterilerimizin hem de acentelerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz.”</p>

<p><strong>İklim değişikliği ve doğal afet risklerinin arttığı bu dönemde HDI Sigorta'nın afet risk yönetimi ve reasürans stratejisi nasıl şekilleniyor?</strong></p>

<p><strong>“Geçmiş istatistikleri daha sık güncelleyerek risk modellerimizi yeniden şekillendiriyoruz”</strong></p>

<p>"On beş yıl önce risk sıralamalarına baktığımızda bugünkünden çok farklı bir tablo vardı. Zaman içerisinde siber riskler gündeme geldi. Son yıllarda ise iklim değişikliği ve buna bağlı olarak artan doğal afetler ön plana çıktı. Anormal hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artıyor. Bu durum tüm dünyayı etkiliyor. Biz sigortacılar da geçmiş istatistikleri daha sık güncelleyerek risk modellerimizi yeniden şekillendiriyoruz.</p>

<p>Burada iki önemli konu var. Birincisi reasürans kapasiteleri, ikincisi ise bu riskleri nasıl yönettiğimiz. Artık daha sık yaşanan afetleri dikkate alarak koruma yapılarımızı oluşturuyor ve bunu müşterilerimize yansıtıyoruz."</p>

<p><strong>Önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin vizyonunuz nedir? Neler planlıyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>“Varmak istediğimiz noktaya vardık”</strong></p>

<p>"2026 bizim için tam bir geçiş yılı. Az evvel bahsettiğim gibi daha önce koymuş olduğumuz 3 yıllık vizyonun son yılı. Dolayısıyla varmak istediğimiz noktaya vardık. Oradaki tüm hedeflerimizi gerçekleştirdik. Ağustos ayında sistem, sigortacılık sistemimizin tamamı artık hayata geçmiş oluyor. Dolayısıyla bizler için çok önemli bir kutlama anı olacak. Diğer finansal ve diğer konularda da hedeflerimizi tutturduk. Bu sene 2026'ta bu geçiş yılında 27-28-29 vizyonumuzu arkadaşlarımla çalışıyorum. 3 yılda nereye varmak istiyoruz. Onun yapı taşlarını birlikte oluşturduk. Şu anda bir vizyon cümleciğine henüz dönmüş değil ama önceliklerimiz belli. Nedir bu önceliklerimiz? Biraz bundan bahsetmek isterim:</p>

<p><strong>-Deneyim ve Zaman Yönetimi:</strong> Az evvelki sorularda da sıkça dahil ettiğim üzere müşteri, müşteri deneyimi, çalışan deneyimi, aracılarımızın, acentelerimizin deneyimi çok önemli. Orada en değerli sermayeyi, zamanı yönetmek için operasyonel anlamda hızlı, verimli olmak zorundayız. Bunu sağlamak için de teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanıyoruz, faydalanmaya devam edeceğiz.</p>

<p><strong>-Sürdürülebilirlik ve Teknik Uzmanlık:</strong> İkincisi, yaptığımız işin sürekliliği, sürdürülebilirliği çok önemli. Reasürans dedik, doğal afetler dedik, oto sigortalar, değişen bir dünya ve riskler var. Dolayısıyla portföyümüzün sürdürülebilirliğini sağlamak üzere teknik yetkinlikler, sigortacılık anlamındaki teknik kabiliyetler çok önemli. Bizim için portföy yönetimi, teknik uzmanlık bu bağlamda, bu resimde önemli birleşenlerden bir tanesi.</p>

<p><strong>-Teknoloji ve Yapay Zeka Sürdürülebilirliği:</strong> Üçüncü taraf, teknolojiyi, veriyi, yapay zekayı koymak lazım. Çünkü hem portföyü yönetmek, hem müşteriye aracılarımızda çalışan en iyi hizmeti ve akışları sağlamak için teknolojiyi, yapay zekayı çok verimli bir şekilde kullanmamız lazım. Şu anda yapay zeka diye kullandığımız cümlelerin içerisinde bazen göz ardı ettiğimiz konulardan bir tanesi aslında ucuz bir teknoloji değil yapay zeka. Dolayısıyla burada işin yapay zeka kullanımının da sürdürülebilir olmasını sağlamamız lazım. Çok hızlı gelişiyor. Dolayısıyla işin üçüncü birleşeni kesinlikle teknoloji, yapay zeka, dijital araçlar.</p>

<p><strong>-İnsan Odaklı Kültürel Dönüşüm:</strong> İşin olmazsa olmazı insan. Yani bütün bu dönüşüm, değişim hikayelerinin yüzde yetmişini, yetmiş beşini insana vermemiz lazım. Çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmek, bu yeni dünyanın gerektirdiği okuryazarlıkları kazandırmak, değişen dünyada birbirimizle itiş kakış değil, rekabet dışarıda. Dolayısıyla enerjimizi rekabette, sektörde daha iyi yere varmak için bu kültürel dönüşümü devam ettirme ihtiyacımız var. Sürekli öğrenme, ortak akıl ve bütün potansiyelimizi kullanmak olmazsa olmaz. Grubumuzun değerleri benzer. Burada işbirliği, ortak akıl ve birlikte takım kültürünü oluşturmak en kritik noktalardan bir tanesi.</p>

<p><strong>-Marka Yatırımları:</strong> Ve az evvel geçtiğimiz üç yılda sevilen marka olmak dedik, o orada duruyor. Yani markamızı daha iyi anlatmak, markayla ilgili yatırımlarımızı sürdürmek bizim için önemli olacak. Bununla ilgili en önemli marka yatırımı iyi hizmet vermek ve insanların bizi, müşterilerimizin bizi tavsiye etmesi. Ama onun dışında marka yatırımlarımızı da sürdürmeye devam edeceğiz.</p>

<p><strong>Sigorta şirketleri son dönemde finansal karlılıklarını artırdı. Ancak ilerleyen dönemde faizlerin düşmesi gibi gelişmeler bu tabloyu etkileyebilir mi? Bu konuda değerlendirmeniz nedir?</strong></p>

<p><strong>“Sigortacılıkta sürdürülebilir başarının temelinde risk yönetimi ve teknik kârlılık yer alıyor”</strong></p>

<p>"Biz bir finans şirketiyiz. Müşterilerimizin bize emanet ettiği paraları yönetiyor ve taahhütlerimizi yerine getiriyoruz. Dolayısıyla bu paraların değerini korumak zorundayız. Bu da finansal getiriler ve mali karlılık yoluyla mümkün oluyor. Büyük bir grubun parçası olmamız nedeniyle yatırım kararlarında risk yönetimi bizim için son derece önemli. Yüksek risk yüksek getiri sağlayabilir ancak aynı zamanda kayıp riski de taşır. Bu nedenle fonlarımızı, grubumuzun belirlediği risk çerçevesi içinde ve mevcut makroekonomik koşulları dikkate alarak değerlendiriyoruz.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde ekonomi programının hedeflerine ulaşması ve faizlerin düşmesi halinde finansal gelirlerde bir miktar azalma yaşanması mümkün. Bu durumda sigorta şirketlerinin teknik yetkinlikleri daha da önem kazanacak. Doğru risk seçimi ve doğru fiyatlandırma becerileri öne çıkacak. Bizim de gelecek vizyonumuzun temel unsurlarından biri teknik uzmanlık. Çünkü sigortacılıkta sürdürülebilir başarının temelinde risk yönetimi ve teknik kârlılık yer alıyor."</p>

<p><strong>İnsan kaynakları ve yetenek yönetimi de günümüzde giderek önem kazanıyor. Bu alanda hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>Geleceğin yöneticilerini yetiştiren program: "Young Together"</strong></p>

<p>"İnsan kaynağının gelişimi bizim için stratejik öneme sahip. Özellikle üniversite öğrencileri ve yeni mezun gençler için geliştirdiğimiz 'Young Together' programıyla son iki yıldır geleceğin yöneticilerini yetiştirmeyi hedefliyoruz. Program kapsamında ilk yıl 12, ikinci yıl ise 8 genç yeteneği bünyemize kattık.</p>

<p><strong>“Hem mevcut çalışanlarımızın gelişimine yatırım yapıyor hem de genç yetenekleri geleceğe hazırlıyoruz”</strong></p>

<p>Katılımcılar üç yıllık bir rotasyon programı içerisinde her yıl farklı bir departmanda görev alıyor. Böylece şirketin bütün işleyişini yakından tanıma ve kendileri için en uygun alanı keşfetme fırsatı buluyorlar. Bu programın en önemli kazanımlarından biri bağlılık oranı. Genç çalışanlarda iş değiştirme oranlarının yüksek olduğu bir dönemde, programa katılan arkadaşlarımızdan yalnızca bir kişi ayrıldı. O da kendi girişimini kurmak üzere farklı bir kariyer yolu seçti. Bunun dışında hem mevcut çalışanlarımızın gelişimine yatırım yapıyor hem de genç yetenekleri geleceğe hazırlıyoruz."</p>

<p><strong>Talanx Grubu'nun Türkiye'ye ve Türk sigorta sektörüne bakışı nasıl?</strong></p>

<p>"Son 18 ay içerisinde Talanx Grubu CEO'sunu iki kez Türkiye'de ağırladık. Bu yıl içerisinde de yeni bir ziyaret planlanıyor. Ayrıca geçtiğimiz yıl grubun en üst düzey 100 yöneticisinin katıldığı uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptık. Talanx'ın Türkiye'deki varlığı yaklaşık 20 yıla dayanıyor. Grup, sadece 2006 yılında pazara giriş yapmakla kalmadı, sonraki yıllarda da yatırımlarını sürdürdü. 2018-2019 yılında Ergo Sigorta ve Liberty Sigorta'nın Türkiye operasyonlarının satın alınması, 2022 yılında Fiba Emeklilik ortaklığı, Fiba Banka ve Fiba Sigorta iş birliği bunun somut örnekleri.</p>

<p>Bazı yabancı sermayeli şirketlerin Türkiye'den ayrıldığı dönemlerde bile Talanx Grubu Türkiye'ye olan inancını korudu. Bugün de Türkiye'yi uluslararası faaliyet gösterdiği ülkeler arasında önemli bir büyüme pazarı olarak görüyor. Bizim kendi aramızda en sık konuştuğumuz konulardan biri Türkiye'de nasıl daha fazla büyüyebileceğimiz. Bu büyüme hem organik yollarla hem de fırsat oluşması halinde iş birlikleri, ortaklıklar veya farklı yatırım modelleriyle gerçekleşebilir. Grup, Türkiye'nin potansiyeline inanıyor ve burada daha fazla nasıl değer yaratabileceğini sürekli değerlendiriyor."</p>

<p><strong>HDI Sigorta'nın sosyal sorumluluk projeleri hakkında neler söylemek istersiniz?</strong></p>

<p>"Tüm paydaşlarımızı önemsiyoruz. Bunun içinde toplum da var. Topluma karşı sorumluluklarımız olduğuna inanıyoruz ve bu doğrultuda çeşitli sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. Özellikle sporun yaygınlaşmasını destekliyoruz. Profesyonel kulüplerin yanı sıra amatör spor kulüplerine, bireysel sporculara ve daha az görünür branşlara da destek veriyoruz. Buradaki amacımız yalnızca görünürlük sağlamak değil, gençlere ilham vermek ve onları sporla buluşturmak.</p>

<p>Sanat da destek verdiğimiz alanlardan biri. Geçtiğimiz yıldan bu yana Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Ödülleri'nin isim sponsoruyuz. Bu yıl da ödül töreni Eylül-Ekim döneminde gerçekleştirilecek. Sanat ve spor, toplumu bir araya getiren ve ortak değerler oluşturan çok önemli alanlar. Bu nedenle bu tür projelerde yer almaya devam edeceğiz."</p>

<p><strong>Yaz döneminde saha çalışmalarınız devam edecek mi?</strong></p>

<p><strong>"Müşterilerimize ve acentelerimize ne kadar yakın olursak işimizi o kadar iyi yapabiliriz"</strong></p>

<p>"Son üç yılda sektörümüzde en fazla saha ziyareti ve bölge toplantısı gerçekleştiren şirketlerden biri olduğumuzu düşünüyorum. Göreve başladığım ilk dönemden itibaren tüm bölgelerimizi ziyaret ettik. Bölge toplantıları bizim için çok önemli çünkü Türkiye genelindeki acentelerimizle doğrudan bir araya gelme ve onların görüşlerini dinleme fırsatı sunuyor.</p>

<p>Bu yıl bölge toplantılarına kısa bir ara verdik çünkü içeride yoğun şekilde yürüttüğümüz projeler vardı. Ancak birebir ziyaretlerimiz devam ediyor. Bölge müdürlüklerimizde yaptığımız yenilemelerin açılışlarını gerçekleştiriyoruz. Temmuz ayında da İzmir'de saha ziyaretlerimiz olacak. Biz işlerin uzaktan yönetilemeyeceğine inanıyoruz. Müşterilerimize ve acentelerimize ne kadar yakın olursak işimizi o kadar iyi yapabiliriz."</p>

<p><strong>Röportaj boyunca müşteri deneyimi konusuna sık sık vurgu yaptınız. Bu yaklaşım HDI Sigorta'nın temel değerlerinden biri mi?</strong></p>

<p><strong>“Samimiyet, sıcaklık ve ulaşılabilirlik bizim kurum kültürümüzün temel taşları arasında yer alıyor”</strong></p>

<p>"HDI Sigorta'nın DNA'sında yer alan en önemli değerlerden biri ulaşılabilir olmaktır. Biz kendisini duvarların arkasına kapatan, sadece sistem işleten bir şirket olmak istemiyoruz. Bugün de böyle değiliz, yarın da olmayacağız. Müşterilerimizle, acentelerimizle ve iş ortaklarımızla aramızdaki mesafenin kısa olmasını önemsiyoruz. Samimiyet, sıcaklık ve ulaşılabilirlik bizim kurum kültürümüzün temel taşları arasında yer alıyor."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR, SEKTÖR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/hdi-sigorta-genel-muduru-firuzan-iscan-hem-musterilerimizin-hem-de-acentelerimizin-hayatini-kolaylastiriyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/07/firuzan.jpg" type="image/jpeg" length="47681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bereket Sigorta Grubu GM Faruk Gökçen: Sigortayı yaşamın bir parçası haline getirmek gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/bereket-sigorta-grubu-gm-faruk-gokcenigortayi-yasamin-bir-parcasi-haline-getirmek-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/bereket-sigorta-grubu-gm-faruk-gokcenigortayi-yasamin-bir-parcasi-haline-getirmek-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Postası'na özel konuşan Bereket Sigorta Grubu Genel Müdürü Faruk Gökçen, dijitalleşmeden penetrasyon sorununa, emeklilik sistemindeki büyümeden Bereket Grubu’nun yeni merkezine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gökçen, “Dijitalleşme belirli bir alan değil, başlı başına bir bütün” diyerek sektördeki dönüşüm yaklaşımını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta Postası'na özel konuşan Bereket Sigorta Grubu Genel Müdürü Faruk Gökçen, dijitalleşmeden penetrasyon sorununa, emeklilik sistemindeki büyümeden Bereket Grubu’nun yeni merkezine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gökçen, “Dijitalleşme belirli bir alan değil, başlı başına bir bütün” diyerek sektördeki dönüşüm yaklaşımını anlattı.</p>

<p><strong>Faruk Gökçen kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz? Ardından grubunuzu da anlatabilir misiniz?</strong></p>

<p><strong>“İş hayatıma sigortacılıkla başladım ve hep sigortacılık yaptım”</strong></p>

<p>Ben iş hayatıma sigortacılıkla başladım ve hep sigortacılık yaptım. Aslen 1980 Trabzon doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Trabzon’da tamamladıktan sonra İstanbul Beykent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. İlk iş hayatıma, o dönemde Aviva’da başladım. Sonrasında, Groupama, Ziraat Sigorta, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik gibi kurumlarda görev aldım. Bereket Sigorta Grubu’nda satış genel müdür yardımcılığı görevini yürütürken, daha sonra Bereket Sigorta ve Bereket Emeklilik Genel Müdürü olarak görevime devam ettim.</p>

<p>Sigortacılık hayatım boyunca hem sahada müşteriyle birebir temas eden bir satış sorumlusu olarak hem de işin teknik tarafında, farklı şirketlerdeki entegrasyon ve süreç birleşmelerinde görev aldım. Bu süreçler hem insan kaynağı hem de sistem tarafında önemli deneyimler kazandırdı. Bu deneyimlerin bugünkü iş hayatımıza çok olumlu katkı sağladığını düşünüyorum.</p>

<p>Bereket Sigorta ve Bereket Emeklilik, 163 yıllık köklü geçmişe sahip Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri’nin iştirakidir. Tarım Kredi Kooperatiflerii merkez birliği, 18 bölge birliği ve 1600’den fazla kooperatifle ülkenin her bölgesine hizmet veren güçlü bir yapıdır. Bu yapı bize hem güçlü bir sermaye hem de geniş bir saha erişimi sağlıyor. Aynı zamanda Tarım Kredi Kooperatifleri hem sermayedarımız hem de dağıtım kanalımızdır. Ayrıca en büyük sigortalılarımızdan biridir. Bu durum bize hem bireysel hem de kurumsal tarafta önemli bir deneyim kazandırıyor. 1600 kooperatifin yaklaşık 800’ü kırsal bölgelerde yer alıyor ve bu da bize geniş bir erişim imkanı sağlıyor.</p>

<p><strong>-Dağıtım kanallarındaki oranlara bakacak olursak nasıl bir tablo var?</strong></p>

<p><strong>“Üretim çeşitliliği bizim için oldukça önemli”</strong></p>

<p>Bereket Sigorta Grubu yalnızca grup içi bir yapı değil, aynı zamanda sektördeki tüm dağıtım kanallarıyla çalışan bir şirkettir. Toplamda 16 farklı kanal ile çalışıyoruz. Bunlar arasında bankalar, münhasır yapılar, tasarruf finansman şirketleri, acenteler, brokerlar, Tarım Kredi Kooperatifleri ve dijital kanallar yer alıyor. Bu yapı toplamda 3500’ün üzerinde bir dağıtım ağı oluşturuyor.</p>

<p>Dağıtım kanallarındaki oranlara bakacak olursak, 2025 yılı itibarıyla üretimin yaklaşık %20’si acentelerden, %40–50’si Tarım Kredi Kooperatifleri’nden, %12’si bankalardan, geri kalanı ise diğer kanallardan gelmektedir. Üretim çeşitliliği bizim için oldukça önemli. Bu çeşitlilik bize hem regülasyonlara uyum hem de operasyonel çeviklik kazandırıyor.</p>

<p><strong>-2025 yılı Bereket Sigorta Grubu açısından nasıl geçti? 2026 yılı için büyüme hedefleriniz ve öncelikli branşlar neler olacak?</strong></p>

<p><strong>“Müşteri süreçlerini önceliklendirdiğimiz bir yıl oldu”</strong></p>

<p>2025 yılı genel olarak tarım sektörü açısından zorlu geçti. Özellikle don, kuraklık ve dolu gibi katastrofik hasarlar yaşandı. Tarım sigortaları kapsamında 30 milyar TL’nin üzerinde hasar oluştu. Biz de 2025 yılında hem aracılık hem de reasürans tarafında 1 milyar TL’nin üzerinde hasar ödemesi gerçekleştirdik. Bu süreç, çiftçilerin yanında olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.</p>

<p>2025 yılı finansal ve operasyonel açıdan ise zorlu hasarlara rağmen verimli geçti. Teknolojiye yatırım yaptığımız, müşteri süreçlerini önceliklendirdiğimiz bir yıl oldu. 2025’te ayrıca yeni ürünler ve yeni dağıtım kanalları devreye aldık. Rekabetin yoğun olduğu bu dönemde dijitalleşme ve entegrasyonlarla 2026’ya hazırlık yaptık. Özellikle kasko ve tarım sigortaları tarafında büyüme sağladık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Sigortalılarımızın bizden beklentilerini tanımaya, anlamaya başladık”</strong></p>

<p>Biz hizmeti üç temel eksende ele alıyoruz; sigortalılarımız, paydaşlarımız ve çalışanlarımız. Tüm süreçleri uçtan uca yeniden tasarladık ve tek ekran yapısına geçtik. Bu sayede müşteri memnuniyetinde ciddi artış sağladık. Sigortalılarımız yönüyle bakalım. Bereket Sigorta ve Bereket Emeklilik olarak aslında hayat, hayat dışı ve bireysel emeklilik ürünleriyle faaliyet gösteren bir sigorta şirketiyiz. Bu grubun içinde aslında birden fazla ürünü hem hayatta hem hayat dışı tarafında sigortalılarımıza sunuyoruz. Sürece sigortalılarımızı tanımaktan başladık. 2 ekranı, 2 farklı altyapıyı, 3 tane farklı sistemi; sigortacılık, hayat ve bireysel emeklilik tekil hale getirerek sigortalılarımızdan oluşan o karmaşık veriyi sadeleştirip tek ekrana taşıdık. Sigortalılarımızın bizden beklentilerini tanımaya, anlamaya başladık. Tabi bu işin veri tarafı ve sigortalılarımıza dokunduğumuz paydaş tarafı da var. Az önce bahsettiğim 3 temel unsurun ikincisi. Paydaşlarımıza dokunduğumuz ve paydaşlarımızın sigortalılarımıza dokunduğu her anı anlamlı hale getirebilecek karmaşıklıktan uzaklaştırarak tek ekrana indirgedik.</p>

<p>Şimdi bütün bunları yaptınız ama aynı hizmeti aynı seviyede vermek istiyorsunuz. Ne yapmanız lazım? Çalışma arkadaşlarımızla da aynı kültürü oluşturabilmek adına onlar için buradaki verinin ne anlama geldiğini hem kültürel hem de sistemsel olarak onların ekranlarına taşıdık. Taşımaya da devam ediyoruz.</p>

<p><strong>“Dijitalleşmeyi bir araç değil, uçtan uca bir süreç olarak görüyoruz”</strong></p>

<p>Çağrı merkezi memnuniyeti %90’ın üzerine çıktı. Hasar ödeme sürelerini de önemli ölçüde kısalttık. Eskiden 20 günü aşan ödeme sürelerini 13–17 gün seviyelerine indirdik. Biz dijitalleşmeyi bir araç değil, uçtan uca bir süreç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımımız büyümeye de olumlu yansıdı. 2026 hedefimiz sadece büyümek değil, aynı zamanda en iyi hizmeti sunmak ve hasar süreçlerinde sektörde ilk sıralarda yer almaktır. Hasar tarafı riskli bir hedef.</p>

<p><strong>“Bu bir hedef ama aslında bir borç”</strong></p>

<p><strong>-Genel olarak sigortacılığa yaklaşımınızı nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>

<p>Biz meseleye şöyle bakıyoruz: Sigortacılar olarak en temel yaklaşımımız uzun vadeli düşünmek. Bir primi tasarlarken de ürünü fiyatlandırırken de, riski ölçerken de uzun vadeli bakıyoruz. Üretim tarafında da aynı durum geçerli. Konjonktürü, piyasayı ve gelişmeleri doğru okumak gerekiyor.</p>

<p>Borcunuzu yerine getirmezseniz anlamı olmayan bir hedef. Regülasyonun izin verdiği, içerideki süreçlerin ve hukukun el verdiği en iyi hizmeti sunabilmek. Hedefimiz bu. Umuyorum ki bu hedefe de ulaşırız. Biz meseleye şöyle bakıyoruz: Sigortacılar olarak en temel yaklaşımımız uzun vadeli düşünmek. Bir primi tasarlarken de, ürünü fiyatlandırırken de, riski ölçerken de uzun vadeli bakıyoruz. Üretim tarafında da aynı durum geçerli. Konjonktürü, piyasayı ve gelişmeleri doğru okumak gerekiyor.</p>

<p>Piyasaya baktığımızda özellikle yeni finansal kuruluşların sigortacılık açısından önemli oyuncular olacağına ve sektöre ciddi katma değer sağlayacağına inandık. Bu doğrultuda çok önemli sistemler kurduk. Az önce bahsettiğim sigortalılarımızı tek ekranda görme yapısını yalnızca bir ekran olarak değil, aynı zamanda kanallarımıza tek tuşla poliçe üretebilme imkanı sağlayan bir yapı olarak tasarladık. Bunu acentelerimize, bankalarımıza ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne yani tüm paydaşlarımıza açtık. Bu bize çok ciddi bir katkı sağladı. Özellikle penetrasyon tarafında önemli kazanımlar elde ettik. Bazı kanallarımızda sunduğumuz her üç tekliften biri poliçeye dönüşmeye başladı. Kanalların ivmesi de buna çok pozitif etki etti.</p>

<p>Örneğin mühendislik branşında büyüyen bir şirketiz ve Bu büyümede banka kanalımızın önemli katkısı bulunuyor. Kasko tarafında ise acente kanalında güçlü bir büyüme performansı sergiliyoruz. Yaklaşık 550 acenteden oluşan geniş bir dağıtım ağımız var. Bu ağ içerisinde tasarruf finansman acenteleri, münhasır yapılar, çoklu çalışan acenteler ve pazar yeri modeliyle faaliyet gösteren iş ortaklarımız yer alıyor. Küçük ama etkisi büyük bir örnek vermek gerekirse; yalnızca entegrasyon ve web servis süreçlerindeki sorunları gidererek, bir acentemizin belirli bir üründeki üretimini üç ay içinde 2 milyon TL’den 10 milyon TL’ye çıkarmayı başardık. Bazen başarıyı getiren şey, büyük dönüşümlerden ziyade doğru noktaya yapılan mikro müdahaleler oluyor. Bu müdahalelerin bir kısmını da biz doğrudan gerçekleştiriyoruz. Konuya bu bakış açısıyla yaklaşıyoruz.</p>

<p><strong>“En iyi hizmeti verebilmek için en ileri teknolojilerle çalışmanız lazım”</strong></p>

<p>Bu bize çok pozitif katkı sağladı. Hem birlikte büyümek hem de büyürken sermaye yapınızı ve bilanço gücünüzü koruyabiliyor olmak çok önemli. Çünkü bütün bu hizmetleri verebilmek için sermayenizin ve nakit yapınızın güçlü olması gerekiyor. En iyi hizmeti verebilmek için de en ileri teknolojilerle çalışmanız lazım. Biz de tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz.</p>

<p><strong>-Emeklilik tarafında da ciddi bir büyüme var. Hem sizin şirketiniz özelinde hem de sektör genelinde bunu görüyoruz. Siz bu büyümeyi nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>“Emeklilik tarafını ikiye ayırıyorum”</strong></p>

<p>Emeklilik tarafını ikiye ayırıyorum. Birincisi gönüllü BES tarafı; yani kişilerin kendi tercihleriyle sisteme dahil olduğu yapı. İkincisi ise otomatik katılım sistemi. O da aslında gönüllülük içeriyor ama işverenlerin de sorumluluğu bulunan bir yapı. Özellikle kıymetli madenler tarafındaki gelişmelerle birlikte fonların büyüdüğü bir dönem yaşadık. Bu durum tüm bireysel emeklilik şirketlerine olumlu yansıdı.</p>

<p><strong>“Sade ve kolay kullanılabilir ekranlar tasarladık”</strong></p>

<p>Bizim farklılaşan tarafımız ise daha önce bahsettiğim sistemleri hayata geçirmiş olmamızdı. Hem bankamızla çalışıyoruz hem acentelerimiz hem de Tarım Kredi Kooperatifleri ile entegre bir yapı kurduk. Onlara çok sade ve kolay kullanılabilir ekranlar tasarladık. Aynı zamanda regülasyonları ve yasal yükümlülükleri yerine getirebilmeleri için dijital tarafı ve çağrı merkezi süreçlerini de oldukça işlevsel hale getirdik. Böylece çok kısa sürede bireysel emeklilik sözleşmesi oluşturabilen bir yapı kurduk. Bu da kendi ölçeğimiz içinde ciddi bir büyüme sağladı. Burada bir haber de vermek isterim. Grup olarak bir portföy yönetim şirketi kuruluş kararı aldık ve bu karar yayımlandı. Umuyorum ki bu yapı ile birlikte fon yönetimini daha güçlü hale getireceğiz.</p>

<p><strong>“Bizim odağımız fon tarafını daha güçlü hale getirmek”</strong></p>

<p>Bugün bireysel emeklilikte hep katılımcı sayılarından konuşuyoruz ancak bizim odağımız fon tarafını daha güçlü hale getirmek. Sadece Bereket Emeklilik katılımcıları için değil, tüm katılımcılar için fon getirisi ve fon performansı tarafında daha güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Bugün de bu alanda iddialıyız, yarın çok daha iddialı olacağız. Bugün Türkiye’de emeklilik sistemi açısından hala çok büyük bir fırsat alanı olduğunu düşünüyoruz. Bu durum hem politika belgelerinde hem de düzenleyici kurumların açıklamalarında yer alıyor. Özellikle otomatik katılım sistemindeki düzenlemeler, fon tarafındaki yenilikler ve SGK entegrasyonlarının tamamlanmasıyla birlikte; yalnızca gönüllü BES tarafında değil, otomatik katılım tarafında da çok ciddi fırsatlar olduğuna inanıyoruz.</p>

<p><strong>-Türkiye’de sigorta ürünleriyle ilgili bir penetrasyon sorunu var. Bütün yöneticiler bununla ilgili muhakkak bir yorum yapıyor. Sonrasında da bazı öneriler geliyor. Siz ne görüyorsunuz? Önerileriniz var mı?</strong></p>

<p><strong>“Penetrasyon açısından önemli bir fırsat alanı”</strong></p>

<p>Meseleye şöyle bakıyoruz. Sigortalılarımıza hangi kanallarla ulaşıyoruz? Üretim ve yoğunluk anlamında acentelerimiz, bankalarımız ve brokerlarımız var. Finansal dünyaya baktığımızda son dönemde yeni finansal kuruluşların da kurulduğunu görüyoruz. Hem tasarruf finansman şirketleri hem de yeni bankalar var. Bu bankaların bir kısmı dijital, bir kısmı ise konvansiyonel şube bankacılığı yapıyor. Biz bir katılım sigorta şirketiyiz. Katılım sigorta şirketi olmamızın yanında piyasadaki tüm aktörlerle aynı kulvarda yarışıyoruz. Bu da aslında bir fırsat alanı. Penetrasyon açısından önemli bir fırsat. Özellikle bazı hassasiyetleri nedeniyle sigortaya erişemeyen ya da erişmek istemeyen kişiler için yeni kurulan bu alanlar çok daha kolay erişim sağlıyor. Bunu somut olarak da yaşıyoruz.</p>

<p>Tasarruf finansman tarafındaki yeni organizasyonlarla birlikte ciddi bir sigorta portföyü oluştu. Bu önemli bir fırsat ve bunu sürdürülebilir hale getirmek gerekiyor. Burada genç müşteri gruplarına da ulaşıyoruz. Daha önce sigortaya erişmemiş kitlelere doğru fiyatlama ve doğru yaklaşımla ulaşarak bu oranların artacağını düşünüyoruz. Türkiye’de araç sayısına ve erişim noktalarına baktığımızda, penetrasyonun segmentlere göre değiştiğini görüyoruz. Ancak Anadolu’da faaliyet gösteren bir şirket olarak oradaki sigortalılık oranımız düşük değil.</p>

<p><strong>“Sadece sigorta satmak değil, sigortayı yaşamın bir parçası haline getirmek gerekiyor”</strong></p>

<p>Sigortayı yaptırmak işin ilk aşaması; asıl önemli olan, müşteriye ulaştıktan sonra nasıl bir hizmet deneyimi sunduğunuzdur. Bu, sektörün uzun yıllardır üzerinde çalıştığı önemli gelişim alanlarından biri. Makro ölçekte baktığımızda, sigortalılarımızla ne kadar temas kurabildiğimiz kritik bir gösterge. Sigortacılığın temel verilerine göre, yüksek frekanslı ürünlerde dahi müşterilerle temas oranı yüzde 15–20 seviyelerinde kalıyor. Başka bir ifadeyle, 100 sigortalının yalnızca 15 ila 20’siyle yıl içerisinde herhangi bir temas kurulabiliyor. Üstelik bu temasların büyük bölümü hasar süreçlerinde gerçekleşiyor. Geriye kalan geniş kitleyle ise neredeyse hiç etkileşim kurulamıyor. Bu nedenle sigortacılığın hayatın içine daha fazla entegre olması gerekiyor. Hedefimiz yalnızca sigorta satmak değil, sigortayı müşterinin günlük yaşamının doğal bir parçası haline getirmek.</p>

<p>Bu yaklaşım doğrultusunda müşteri geri bildirimlerini ve operasyonel süreçleri yakından inceliyoruz. Örneğin, çağrı merkezimize gelen talepleri analiz ettiğimizde üç aylık dönemde yaklaşık bin kişilik bir müşteri kitlesinin belirli konularda geri bildirimde bulunduğunu gördük. Sayısal olarak sınırlı görünse de bu veriler bizim için oldukça değerli. Araç satışı sonrasında prim iadesinin iki gün sürmesi gibi süreçler, sadece operasyonel bir konu değil, doğrudan müşteri deneyimini etkileyen unsurlar olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>Bugün bazı ürünlerde sigortalılarımızla temas oranımız yüzde 4–6 seviyelerine kadar düşebiliyor. Bu da müşterilerimizin çok büyük bir bölümüyle yıl boyunca anlamlı bir etkileşim kuramadığımızı gösteriyor. Finansal sistemde bankaların ve diğer kurumların daha yüksek etkileşim oranlarına sahip olmasının temel nedenlerinden biri de bu. Bizim de müşteriyle daha sık temas kurabileceğimiz, değer üretebileceğimiz ve ilişkiyi güçlendirebileceğimiz yeni modeller geliştirmemiz gerekiyor.</p>

<p><strong>Sizin dijitalleşmeyle ilgili yatırımlarınız hangi alanlarda, uçtan uça kullanıyor musunuz? Dijitalleşmeye nasıl bakıyorsunuz? Dijitalleşme deyince ekosistemde ya da sizin şirketlerinizde biz ne anlamalıyız?</strong></p>

<p><strong>“Dijitalleşme belirli bir alan değil, başlı başına bir bütün”</strong></p>

<p>Dijitalleşme konusuna şöyle başladık. Dedik ki; sigortalımıza en yoğun dokunduğumuz alanları dijitalleştirelim. Bunu yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak da görmedik. Peki bu alanlar nereler? Çağrı merkezi, hasar süreçleri, servis hizmeti verdiğimiz noktalar ve ekranlarımız. Bu alanlarda belli bir seviyeye geldik, önemli iyileştirmeler sağladık. Ama bugün geldiğimiz noktada artık mesele “nereyi dijitalleştirelim?” sorusu değil. Çünkü dijitalleşme belirli bir alan değil; dijital, başlı başına bir bütün. Biz önce o bütünü tasarlamamız gerektiğine inandık. Bu nedenle tüm birimlerden ve fonksiyonlardan bağımsız şekilde, sürecin tamamını yeniden yazmaya başladık. Sonrasında ise bu bütünün içindeki mikro ve makro süreçleri dijital hale dönüştürmeyi hedefledik.</p>

<p>Bunun çıktılarını da almaya başladık. Sigortalımıza dokunduğumuz mobil alanları, hasar ekranlarını ve operasyonel süreçleri dijitalleştirdik. Artık sigortalımıza ait bir dosya önümüze düştüğünde yaklaşık otuz farklı alandaki bilgi otomatik olarak oluşuyor.</p>

<p>Bu aşamadan sonra hasar sürecini yöneten ekiplerimizin yoğun operasyonel çalışması başlıyor. Çünkü burada tahsilat süreçlerinden uygunluk kontrollerine, süre yönetiminden ödemenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin takibine kadar birçok kritik adım bulunuyor. Süreç daha sonra hasarın temel unsurlarından biri olan parça tedariğine kadar uzanıyor. Ancak tüm bu operasyonel adımların ötesinde, bizim için asıl önemli olan sigortalımızın deneyimi. Sigortalımız aracını ne zaman teslim alacak? Süreç beklediği sürede tamamlanacak mı? Yapılan onarımdan memnun kalacak mı? Ve en önemlisi, aracına yeniden bindiğinde beklediği kaliteyi ve güven duygusunu hissedebilecek mi? Başarılı bir hasar yönetimi, yalnızca süreci tamamlamakla değil, sigortalının bu deneyimden memnun ayrılmasını sağlamakla mümkün oluyor.</p>

<p>Bizim odaklandığımız yer tam olarak burası. Çünkü müşterinin gerçek deneyimi o anda başlıyor. Evet, dijitalleşme tarafında gelişen ve yatırım yapan bir şirketiz. Çünkü bugün teknoloji olmadan üretim yapmanız, müşterinizi memnun etmeniz ve sürdürülebilir bir yapı kurmanız mümkün değil. Bir taraftan gelir elde etmeniz gerekiyor ki teknolojiye yatırım yapabilesiniz; diğer taraftan da yatırım yapmanız gerekiyor ki o geliri sürdürülebilir hale getirebilesiniz. Biz bunu birbirini besleyen bir bütün olarak görüyoruz.</p>

<p>Hedefimiz, sigortalılarımızın ihtiyaç duyduğu her anda hizmete en hızlı ve en kolay şekilde ulaşabildiği bir yapı oluşturmak. Bu hizmetin, gerektiğinde insan temasıyla, gerektiğinde ise tamamen dijital kanallar üzerinden sunulabilmesi büyük önem taşıyor. Burada yalnızca talepleri bir saat içinde sonuçlandırmaktan değil, mümkün olan durumlarda süreci tek bir işlemle tamamlayabilecek bir deneyim sunmaktan söz ediyoruz. Bu vizyonun bazı unsurlarını bugün hayata geçirmiş durumdayız, bazıları ise belirli bir dönüşüm süreci gerektiriyor. Ancak bu konuda son derece kararlıyız ve müşteri deneyimini sürekli geliştirecek çözümler üzerinde yoğun şekilde çalışıyoruz. Temel yaklaşımımız; süreçleri hızlandırırken aynı zamanda müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran, erişilebilir ve kesintisiz bir hizmet modeli oluşturmak.</p>

<p><strong>-Biraz Bereket Plaza’dan bahsedelim ne zaman oldu taşınmanız? Buraya hedefleriniz nelerdi? Neden buraya taşındınız?</strong></p>

<p><strong>“Bereket Plaza sadece bir ofis değil, birlikte çalışma kültürünün yeni merkezi”</strong></p>

<p>Tabii, 2025 yılında yeni binamıza taşındık. Bu gerçekten sadece fiziki bir taşınma değildi. Daha önce de bahsettiğim gibi grubumuzun 18 şirketi var. Bu şirketlerin bazıları İstanbul’da faaliyet gösteriyor, bazı şirketlerimizin genel müdürlükleri ise Ankara ve farklı illerde bulunuyor. İstanbul’da da çeşitli birimleri vardı. Hepimiz aynı şehirdeydik ama farklı lokasyonlardaydık. Yeni binamızla birlikte tüm ekiplerin bir araya gelmesi; birbirimizi daha iyi tanımamıza, kurum kültürünü daha güçlü paylaşmamıza ve çok daha yüksek bir enerji oluşmasına katkı sağladı. Aynı zamanda karar alma süreçleri de hızlandı. Gün içinde bir konuyu çözüp odadan çıktığınızda, yeni bir mesele için tekrar hızlıca ilgili kişilere ulaşabiliyorsunuz. Bu da ciddi bir konfor ve operasyonel çeviklik sağlıyor.</p>

<p>Tabii bu binanın bize kattığı başka değerler de oldu. Kendi binamız olduğundan çalışanlarımız için daha fazla etkinlik düzenleme, sanatsal çalışmalar yapma ve konferanslar organize etme imkânımız oluştu. Neredeyse her hafta farklı etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde yaptığımız bir etkinlikte kura çektik, bana begonya çıktı. Hep birlikte çiçek diktik. Böyle keyifli ve samimi anların yaşandığı bir çalışma ortamı oluştu. Binayı tasarlarken de sade, açık ofis anlayışını benimsedik. İnsanların birbirleriyle kolay iletişim kurabileceği, etkileşimin yüksek olduğu bir yapı oluşturmaya çalıştık. İç mekânda da hem Bereket kültürünü hem de grubumuzun diğer şirketlerini yansıtan sanatsal dokunuşlara yer verdik.</p>

<p>İlerleyen dönemde binamızı tüm paydaşlarımıza, dağıtım kanallarımıza ve iş ortaklarımıza daha kapsamlı şekilde tanıtmayı da hedefliyoruz. Çünkü burada sadece bir ofis değil, aynı zamanda birlikte çalışma kültürünü güçlendiren bir yapı oluştu. Sadece bina içiyle de ilgilenmedik. Buraya taşındığımızda çevremizde bulunan tüm kurumlarla bir araya geldik. Bölgede finans kuruluşları, üniversiteler, liseler, hastaneler ve sanayi kuruluşları bulunuyor. Hepsini davet ederek ortak bir toplantı gerçekleştirdik. Özellikle bölgedeki trafik gibi bazı ortak sorunları birlikte değerlendirdik. Sonrasında ilgili kurumlarla bir araya gelip çözüm önerilerini birlikte paylaştık. Bu süreç bize şunu gösterdi: bulunduğunuz çevreyle birlikte hareket ettiğinizde çok daha güçlü bir sinerji oluşuyor. Dolayısıyla bu binanın enerjisi yalnızca içeride kalmadı, çevresine de yayıldı. Bugün çevremizdeki kurumlarla daha fazla iletişim kuruyoruz. Bazen üniversite tarafında yemek yiyoruz, bazen aşağıdaki kafede bir araya geliyoruz. Bu taşınma bize sadece yeni bir çalışma alanı değil, aynı zamanda yeni ilişkiler, yeni iş birlikleri ve yeni bir sosyal çevre de kazandırdı. O yönüyle bizim için gerçekten çok değerli ve güzel bir deneyim oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/bereket-sigorta-grubu-gm-faruk-gokcenigortayi-yasamin-bir-parcasi-haline-getirmek-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/06/rop.jpg" type="image/jpeg" length="26424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HDI Fibaemeklilik GMY Erhan İleri’den 18 yaş altı BES vurgusu]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/hdi-fibaemeklilik-gmy-erhan-ileriden-18-yas-alti-bes-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/hdi-fibaemeklilik-gmy-erhan-ileriden-18-yas-alti-bes-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Postası'na özel konuşan HDI Fibaemeklilik Genel Müdür Yardımcısı Erhan İleri, bireysel emeklilik sisteminde özellikle 18 yaş altı BES’in önemine dikkat çekerek, erken yaşta sisteme dahil olmanın uzun vadede büyük avantaj sağladığını söyledi. BES’te fon yönetiminden dijitalleşmeye, yapay zekâ kullanımından sosyal sorumluluk projelerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan İleri, “Tasarruf bilinci artık çok daha erken yaşta oluşuyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta Postası'na özel konuşan HDI Fibaemeklilik Genel Müdür Yardımcısı Erhan İleri, bireysel emeklilik sisteminde özellikle 18 yaş altı BES’in önemine dikkat çekerek, erken yaşta sisteme dahil olmanın uzun vadede büyük avantaj sağladığını söyledi. BES’te fon yönetiminden dijitalleşmeye, yapay zekâ kullanımından sosyal sorumluluk projelerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan İleri, “Tasarruf bilinci artık çok daha erken yaşta oluşuyor” dedi.</p>

<p><strong>- Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz? HDI Fibaemeklilik bünyesindeki sorumluluk alanlarınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?</strong></p>

<p>Sigorta sektöründeki süremi hesaplamam benim için oldukça kolay, tam 2000 yılında başladım ve şu anda sektördeki 26. yılımın içerisindeyim. HDI Fibaemeklilik’te satış, pazarlama ve müşteri hizmetlerinden sorumluyum. Satış kanallarımız içerisinde ağırlıklı olarak brokerlar, acenteler ve bankasürans (banka sigortacılığı) kanalı yer alıyor. Bu üç birime birden bakmanın getirdiği yoğun bir tempo olsa da işleri bütünleşik olarak yönetme şansına sahibiz. Müşteri tarafında satışa giderken, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetleri tek bir ekip olarak birleştirdiğimizde, HDI Fibaemeklilik adına tek bir noktadan, aynı bakış açısıyla daha bütüncül ve senkronize bir hizmet sunabiliyoruz.</p>

<p><strong>- Türkiye’de bireysel emeklilik sisteminin (BES) son yıllardaki büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Katılımcı sayısındaki artışın arkasındaki en önemli faktörler sizce neler? BES’te fon yönetimi nedir ve nasıl olmalı sizce?</strong></p>

<p>Geldiğimiz son noktadan başlayacak olursak, bugün Gönüllü BES tarafında 10 milyonu aşkın katılımcı ve 2 trilyon TL’nin üzerinde bir fon büyüklüğü mevcut. Otomatik Katılım Sistemi (OKS) tarafında ise 8 milyona yakın katılımcıyla 150 milyar TL civarında bir fon büyüklüğüne ulaştık. Rakamlara baktığımızda sistemdeki asıl kırılma yılının 2020, yani pandemi ve pandemi sonrası dönem olduğunu görüyoruz. Pandemiyle birlikte hane halkında tasarruf ihtiyacı ve bilinci çok daha fazla hissedilir oldu. Tabii bu süreçte BES fonlarının rekabetçi getiriler sunması ve katılımcıların bu yüksek getirileri net bir şekilde fark etmesi de büyümede ciddi bir itici güç oldu.</p>

<p>Mevcut ekonomik konjonktürde enflasyonist baskı, satın alma gücündeki değişimler ve gelecek kaygısı gibi nedenler tasarruf bilincini ön plana çıkarıyor. Eskiden BES’in çok sade bir tanımı vardı, <em>Sisteme girersiniz, minimum 10 yıl katkı payı ödersiniz ve 56 yaşını tamamlayınca emeklilik hakkı kazanırsınız.</em> Ancak bugün bu davranış biçimi evrildi. Katılımcılar sistemi sadece emeklilik için değil, çocuklarının eğitimi, gelecekteki konut alımı veya finansal bir market içerisindeki uzun vadeli, avantajlı bir yatırım ürünü olarak görmeye başladı.</p>

<p>Sistemde çok zengin bir fon evreni var. Biz HDI Fibaemeklilik olarak 15 farklı portföy yönetim şirketiyle çalışıyor ve 45’in üzerinde emeklilik fonu yönetiyoruz. BEFAS tarafına baktığınızda ise katılımcının kendi risk grubuna ve beklentisine göre seçebileceği gümüşten altına, yurt dışı hisse senetlerine kadar 350’ye yakın fon alternatifi bulunuyor. Ayrıca sistem, fonlar üzerindeki stopaj avantajıyla uzun vadeli yatırımcılar için benzersiz bir finansal koruma alanı yaratıyor. Türkiye’de hane halkının tasarruf edilebilir geliri maalesef gelişmiş ülkelerin altında. Avrupa’da bu oran %15 civarındayken Türkiye'de %10 seviyelerinde ve nominal olarak satın alma karşılığı daha geride. Bu kısıtlı tasarrufları BES bünyesinde büyütmenin en önemli anahtarı ise doğru fon yönetimidir. Şu anda bir katılımcının sektör içerisine baktığımızda bir yıl içerisindeki fonda dağılım değişikliği oranı %12 civarında. %12 civarında bir katılımcı aslında burada bir fonda dağılım değişikliği yapmış. Bunun özellikle uzun vadeli bir yatırımda ve değişen piyasa koşulları içerisinde biraz daha artması gerekiyor.</p>

<p><strong>- Türkiye’de 18 yaş altı Bireysel Emeklilik Sistemi’nin uygulanmaya başlamasından bu yana geçen süreyi sektör açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklenen büyüme ivmesi yakalandı mı?</strong></p>

<p><strong>“Sisteme başlamak, erken girmek çok çok değerli”</strong></p>

<p>18 yaş altı BES tarafında şu anda sektöre giren her 6 katılımcıdan bir tanesi 18 yaş altı. 18 yaş altına girişi hem sektör olarak hem şirket olarak uzun vadede sermaye birikimi içinde çok önemsiyoruz. Bugün 18 yaş altına baktığımızda ağırlıklı olarak 0-10 yaş grubunun daha bir yoğunluğu olduğunu görüyoruz. Güzel taraflardan bir tanesi devam oranları da oldukça yüksek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ebeveynler 18 yaş altına katkı payı yatırdığında buradaki devam oranları gönüllü BES'e göre daha yüksekte gidiyor. Ama en önemli nokta şu, 18 yaşına geldiğinde çocuklarımızın eğitim ihtiyacı olabilir, ileride işe girdi, bir konut edinimi olabilir veyahut da erkek katılımcı gençlerimizin askerlikle ilgili bir finansal ihtiyacı olabilir. Finansal ihtiyaçları için aslında bugünden bir sermaye birikimi sağlıyor. Bu noktada burada küçük katkı payları da olsa, sisteme başlamak, erken girmek çok çok değerli.</p>

<p><strong>- Ebeveynlerin çocukları için tasarruf yapma bilincinde 18 yaş altı BES ile birlikte nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Devlet katkısı ebeveynlerin yönelmesinde ne kadar belirleyici? Mevcut ekonomik konjonktürde ailelerin uzun vadeli tasarruf araçlarına yaklaşımı nasıl şekilleniyor? 18 yaş altı BES’e olan güven ve ilgi hangi seviyede?</strong></p>

<p>En dikkat çekici gözlemimiz şu, 18 yaş altı sözleşmelerin sistemde kalma ve devam oranları, yetişkinlerin gönüllü BES’ine göre çok daha yüksek. Ebeveynler, çocuklarının geleceği söz konusu olduğunda ekonomik dalgalanmalardan bağımsız olarak bu tasarrufa çok daha sıkı sadık kalıyor.</p>

<p>Devlet katkısı ise sistemin genelinde olduğu gibi bu segmentte de çok güçlü bir motivasyon aracı. Devlet katkısı oranımız bildiğiniz gibi %20 olarak güçlü bir şekilde devam ediyor. Devlet katkısının kademeli hak ediş süreleri var, tamamını emeklilik hakkı kazanınca alıyorsunuz ancak 10 yıldan sonra %60'ını hak ediyorsunuz. Bu %60'lık oran 18 yaş altı çocukların ebeveynleri için ciddi bir motivasyon. Örneğin 0 yaşında sisteme giren bir çocuk, 18 yaşına geldiğinde zaten devlet katkısının %60’ını doğrudan hak etmiş oluyor.</p>

<p><strong>“En önemli motivasyon aslında tasarruf ihtiyacının hissedilmesi”</strong></p>

<p>Devlet katkısı burada bir motivasyon olsa da aslında bu sözleşmeye başlamada hem 18 yaş altı hem gönüllü BES için en önemli motivasyon aslında tasarruf ihtiyacının hissedilmesi. Tasarruf ihtiyacının hissedilmesiyle beraber bireysel emeklilik sözleşmesine yatırılan katkı payları uzun vadede gelecekte her katılımcı için bir değer atfediyor. Aslında o motivasyon sistemi içerisine girmeyi sağlayan, sistemde büyümeyi sağlayan da yatırılan katkı payının karşılığının getir olarak gözüküyor olması. Bu noktada katılımcılar istedikleri bir yatırım fonunu veya yatırım araçlarına girdiklerinde, yatırım yapabildiklerinde bunu getiri olarak gördüklerinde burada da süre olarak zaman içerisinde devam etme motivasyonu daha çok artıyor. İkinci bir grup da var, bunlar da yatırımcı grubu. Aslında bireysel emeklilik sistemini tamamen bir yatırım enstrümanı olarak görüyor. Buradaki en önemli nokta stopaj avantajı ve bireysel emeklilik fonlarının gerçekten de getiri olarak birçok beklentiye cevap verebiliyor olması diyebilirim.</p>

<p><strong>- Bu segmentte sizi rakiplerinizden ayıran temel hizmetler veya sunduğunuz özel avantajlar nelerdir?</strong></p>

<p><strong>"Gelecek Net Planı" ile rakiplerimizden çok net bir şekilde ayrışıyoruz</strong></p>

<p>HDI Fibaemeklilik olarak 18 yaş altı kategorisinde tasarladığımız "Gelecek Net Planı" ile rakiplerimizden çok net bir şekilde ayrışıyoruz. Bu plandaki en büyük motivasyonumuz ve değer ölçütümüz, giriş aidatının olmaması ve düzenli ödeme yapıldığı sürece hiçbir kesintinin uygulanmamasıdır. Sisteme giriş katkı payı barajını da oldukça makul bir seviyede, 500 TL civarında tuttuk.</p>

<p><strong>- 18 yaş altı BES katılımcılarında ortalama aylık katkı payı ve tasarruf eğilimleri hakkında genel bir tablo paylaşabilir misiniz?</strong></p>

<p>Bireysel Emeklilik Sistemi'nin genelinde gönüllü BES'teki ortalama aylık katkı payı şu an sektör genelinde 2.700 TL civarında seyrediyor. Tabii bu rakam il bazında değişiyor; İstanbul ve İzmir bu ortalamada biraz daha önde yer alıyor. 18 yaş altı segmentine özel olarak baktığımızda ise aylık katkı payı ortalamalarının 1.200 - 1.300 TL civarında şekillendiğini görüyoruz. Tasarruf eğilimi olarak aileler bütçelerine göre düzenli ve istikrarlı ödemeler yapmaya oldukça yatkınlar. 18 yaş altı BES’te en önemli belki de son dönemde ortaya çıkan, bizim de şirket olarak hayata geçireceğimiz noktalardan bir tanesi Hediye BES. 18 yaş altı BES katılımcısının anne veya babası ödeme yapıyor. Ama bu ödemelere de özellikle dedesinin, amcasının, halasının katkı payı ödeyeceği, bayramlarda orayı destekleyebileceği Hediye BES / Hediye Ödeme noktasında da teşvikleri artırmak buranın büyüklüğünü daha da çok artıracaktır.</p>

<p><strong>- Sisteme dahil olan çocukların yaş dağılımına baktığınızda daha çok hangi yaş grubunda yoğunluk görüyorsunuz? Ebeveynler çocuklarının hangi döneminde sisteme girmeyi tercih ediyor?</strong></p>

<p><strong>“Sisteme giriş "0 yaş" anında başlıyor”</strong></p>

<p>Sisteme giriş tarafında ebeveynlerin konsantrasyonu çocukların en erken döneminde, yani "0 yaş" anında başlıyor. Yoğunluk net bir şekilde 0-7 yaş grubunda. Toplam 18 yaş altı portföyümüzün yaklaşık %25-30’u bu yaş aralığında toplanıyor. Çocuk büyüyüp yaş ilerledikçe okul giderlerinin artması veya "nasılsa ileride kendisi de yapabilir" düşüncesiyle sisteme yeni giriş adetleri biraz düşüyor.</p>

<p><strong>- Ailelerin sisteme katılımını kolaylaştırmak adına dijital kanallarınızda ne gibi yenilikler veya kolaylıklar sundunuz?</strong></p>

<p><strong>“Dijitalleşme bizim şirketsel olarak asıl varlık sebebimiz”</strong></p>

<p>Dijitalleşme bizim şirket olarak asıl varlık sebebimiz. Kurulduğumuz günden beri tüm süreçlerde dijitalleşmeyi hep ön planda tuttuk. HDI Fibaemeklilik olarak temas ettiğimiz tüm kanallarda, kendi web sitemiz, mobil uygulamamız, entegre çalıştığımız bankaların mobil şubeleri ya da web sitemizdeki chatbot’umuz üzerinden sözleşme başlatmak yalnızca 1 dakikalık son derece basit ve kağıtsız bir süreçtir. Yapay zeka destekli araçlarımızla buralara erişimi daha da kolaylaştırıyoruz. Müşterinin kendi yaşamsal ihtiyaçlarına göre hem BES hem de risk/hayat sigortası ürünlerini tek bir platformdan uçtan uca alabileceği dijital yapılar üzerinde çalışıyoruz.</p>

<p><strong>- Sisteme dahil olan çocuklar 18 yaşına geldiklerinde bireysel olarak devam edebilme imkânına sahip oluyor. Bu geçiş sürecinde katılımcıların sistemde kalmasını teşvik etmek adına nasıl bir strateji izliyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>“Beklediğimizden çok daha yüksek bir yatırım bilinci var”</strong></p>

<p>Bizim gözlemlerimize göre gençler paralarına ve geleceklerine ebeveynlerinden daha çok sahip çıkıyorlar, şu anki Z ve Alfa kuşağında beklediğimizden çok daha yüksek bir yatırım bilinci var. Borsayı, dövizi ve dijital varlıkları çok sıkı takip ediyorlar. 18 yaşını doldurup hakları devraldıklarında sistemden kitlesel bir çıkış eğilimi görmüyoruz. Buradaki en büyük teşvik ve stratejimiz mevzuatın sunduğu yeni esneklikler. Artık "kısmi çekiş" hakkı sayesinde gençler evlilik veya konut edinimi gibi büyük ihtiyaçlarında sistemden tamamen çıkmak zorunda kalmadan içeriden nakit çekebiliyorlar. Ayrıca BES sözleşmelerini bir bankaya teminat (temlik) göstererek ihtiyaç duyduklarında çok daha rahat kredi kullanabiliyorlar. Sözleşmede 10 yılı doldurdukları için devlet katkısının %60'ını zaten hak etmiş oluyorlar, bu da onlara sistemi kapatmak yerine katkı paylarını kendi bütçelerine göre artırarak devam etme motivasyonu veriyor.</p>

<p><strong>-18 yaş altı BES’e yönelik yeni ürün, fon seçenekleri ya da kampanyalar planlıyor musunuz?</strong></p>

<p>Kampanyaları dijital kanallarımız üzerinden sürekli aktif tutuyoruz. En son 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda dijitalden sözleşme başlatan 18 yaş altı katılımcılarımıza 1.500 TL'lik hediye çekleri vermiştik. Önümüzdeki süreçte çok önemsediğimiz <strong>"Hediye BES / Hediye Ödeme"</strong> projesini hayata geçireceğiz. Bu projeyle, bayramlarda veya özel günlerde çocuklara nakit harçlık vermek yerine, dedelerinin, amcalarının, teyzelerinin doğrudan çocuğun BES hesabına bir dijital tıkla katkı payı/ara ödeme gönderebileceği bir teşvik mekanizması kuracağız.</p>

<p><strong>- Çocuklarının geleceği için henüz 18 yaş altı BES’e adım atmamış ebeveynlere vermek istediğiniz en önemli mesaj ne olur?</strong></p>

<p><strong>“Bu sistemdeki tek sır erken girmek”</strong></p>

<p>Eğer bizi dinleyen veya okuyan ebeveynlerin çocukları için hala bir sözleşmesi yoksa, şu andan itibaren hemen yaptırın. Rakamın büyüklüğü veya küçüklüğü hiç önemli değil. Yol uzun, finansal olarak sıkıştığınızda ara verebilir, bütçeniz rahatladığında ise ara ödemelerle içeriyi destekleyebilirsiniz. Zamanın para üzerinde muazzam bir katlama etkisi var. Bugün 10 yaşındaki bir çocuk için başlatacağınız 500 TL'lik bir BES planının yaratacağı bileşik değeri, o çocuk 40-45 yaşına geldiğinde kendisi sıfırdan yapmaya çalışsa aylık 5.500 TL ödemesi gerekir, yani tam 10-11 katı bir maliyetle karşılaşır. Katkı payı, fon getirisi ve devlet katkısı bir araya geldiğinde uzun vadede yatırılan ana paranın 5 ila 10 katı arasında bir büyüme gerçekleşiyor. Bu sistemdeki tek sır erken girmek.</p>

<p><strong>- Sigorta ve emeklilik sektöründe dijitalleşme müşteri davranışlarını nasıl değiştiriyor? Yapay zekâ ve veri analitiği, emeklilik ürünlerinin geliştirilmesinde nasıl rol oynuyor?</strong></p>

<p><strong>“Bize müşteriyi daha iyi tanıma fırsatı veriyor”</strong></p>

<p>Dijitalleşme, müşterilerimizin hız ve şeffaflık beklentisini en üst seviyeye çıkardı. Artık tüketiciler uzun formlar doldurmak veya şubeye gitmek istemiyor; tüm finansal süreçlerini tek bir tıkla, şeffaf şekilde mobilden takip etmeyi arzuluyor. Yapay zeka ve büyük veri analitiği ise bu noktada bize müşteriyi daha iyi tanıma fırsatı veriyor. Veri analitiği sayesinde katılımcılarımızın yaş, gelir ve risk algılarını analiz ederek onlara tamamen kişiselleştirilmiş fon önerileri sunabiliyoruz. Yapay zeka tabanlı algoritmalarımızla, piyasa koşullarına göre en doğru fon dağılım optimizasyonunu otomatikleştirerek hem ürün geliştirme süreçlerimizi hızlandırıyor hem de katılımcılarımızın birikim performansını maksimize ediyoruz.</p>

<p><strong>- HDI Fibaemeklilik’te sosyal sorumluluk projeleri kurum stratejisinin neresinde duruyor? HDI Fibaemeklilik olarak meme kanseri farkındalığı gibi sosyal projelere bakışınız nedir? Tasarruf alışkanlığını sadece ebeveynlere değil, çocuklara da kazandırmak adına yürüttüğünüz eğitim, farkındalık veya sosyal sorumluluk projeleri bulunuyor mu? Bu projeler şirket kültürünü nasıl etkiliyor?</strong></p>

<p><strong>“Topluma değer katmayı bir kurumsal ödev olarak görüyoruz”</strong></p>

<p>Sosyal sorumluluk, HDI Fibaemeklilik için kurumsal stratejinin tam merkezinde, sürdürülebilirlik ilkelerimizin ayrılmaz bir parçası olarak duruyor. Özellikle kadın sağlığı ve meme kanseri farkındalığı gibi hayati konularda uzun yıllardır aktif projeler yürütüyor, farkındalık sponsorlukları ve özel sigorta ürünlerimizle kadınların yanında yer alıyoruz. Topluma değer katmayı bir kurumsal ödev olarak görüyoruz.</p>

<p>Tasarruf tarafında ise bilincin çocuk yaşta başladığına inanıyoruz. Bu amaçla, yaklaşık iki yıl önce dijital mecralarda ve YouTube'da başlattığımız <strong>"BES’ini Fonla Büyüt"</strong> serimizle çok değerli ekonomistleri konuk ederek tasarrufu, yatırımı ve fon yönetimini herkesin anlayacağı dilde, en yalın haliyle anlatıyoruz. Çocuklara finansal okuryazarlık aşılamaya yönelik içerikler üretiyoruz. Bu projeler içerideki ekiplerimizin işe olan bağlılığını, ortak bir amaca hizmet etme motivasyonunu ve dolayısıyla şirket kültürümüzü inanılmaz derecede olumlu etkiliyor ve bizi kenetliyor.</p>

<p><strong>- Bu çalışmalarda sizi kişisel olarak motive eden şey nedir?</strong></p>

<p>Beni kişisel olarak en çok motive eden şey, insanların hayatlarına dokunabilmek ve onların gelecek güvencelerini inşa etmelerine liderlik edebilmektir. Bugün sisteme dahil ettiğimiz 0 yaşındaki bir bebeğin, 18 yıl sonra üniversiteye başlarken ya da kendi işini kurarken bizim vesilemizle biriken o güçlü sermayeyi arkasında hissedeceğini bilmek, bir profesyonel için paha biçilemez bir manevi tatmin. Toplumsal tasarruf bilincini yukarı taşımak ve bireylerin gelecek kaygılarını azaltarak huzurlu yarınlar planlamasına katkı sağlamak, 26 yıldır bu sektöre duyduğum heyecanı her gün ilk günkü gibi taze tutuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/hdi-fibaemeklilik-gmy-erhan-ileriden-18-yas-alti-bes-vurgusu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/05/erhan-ileri.jpg" type="image/jpeg" length="45829"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
