<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Sigorta Postası</title>
    <link>https://www.sigortapostasi.net</link>
    <description>Sigorta ve Bireysel emeklik dünyasına dair her şey burada</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/ozel-roportajlar" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2026 06:58:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/ozel-roportajlar"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bereket Sigorta Grubu GM Faruk Gökçen: Sigortayı yaşamın bir parçası haline getirmek gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/bereket-sigorta-grubu-gm-faruk-gokcenigortayi-yasamin-bir-parcasi-haline-getirmek-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/bereket-sigorta-grubu-gm-faruk-gokcenigortayi-yasamin-bir-parcasi-haline-getirmek-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Postası'na özel konuşan Bereket Sigorta Grubu Genel Müdürü Faruk Gökçen, dijitalleşmeden penetrasyon sorununa, emeklilik sistemindeki büyümeden Bereket Grubu’nun yeni merkezine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gökçen, “Dijitalleşme belirli bir alan değil, başlı başına bir bütün” diyerek sektördeki dönüşüm yaklaşımını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta Postası'na özel konuşan Bereket Sigorta Grubu Genel Müdürü Faruk Gökçen, dijitalleşmeden penetrasyon sorununa, emeklilik sistemindeki büyümeden Bereket Grubu’nun yeni merkezine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gökçen, “Dijitalleşme belirli bir alan değil, başlı başına bir bütün” diyerek sektördeki dönüşüm yaklaşımını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Faruk Gökçen kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz? Ardından grubunuzu da anlatabilir misiniz?</strong></p>

<p><strong>“İş hayatıma sigortacılıkla başladım ve hep sigortacılık yaptım”</strong></p>

<p>Ben iş hayatıma sigortacılıkla başladım ve hep sigortacılık yaptım. Aslen 1980 Trabzon doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Trabzon’da tamamladıktan sonra İstanbul Beykent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. İlk iş hayatıma, o dönemde Aviva’da başladım. Sonrasında, Groupama, Ziraat Sigorta, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik gibi kurumlarda görev aldım. Bereket Sigorta Grubu’nda satış genel müdür yardımcılığı görevini yürütürken, daha sonra Bereket Sigorta ve Bereket Emeklilik Genel Müdürü olarak görevime devam ettim.</p>

<p>Sigortacılık hayatım boyunca hem sahada müşteriyle birebir temas eden bir satış sorumlusu olarak hem de işin teknik tarafında, farklı şirketlerdeki entegrasyon ve süreç birleşmelerinde görev aldım. Bu süreçler hem insan kaynağı hem de sistem tarafında önemli deneyimler kazandırdı. Bu deneyimlerin bugünkü iş hayatımıza çok olumlu katkı sağladığını düşünüyorum.</p>

<p>Bereket Sigorta ve Bereket Emeklilik, 163 yıllık köklü geçmişe sahip Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri’nin iştirakidir. Tarım Kredi Kooperatiflerii merkez birliği, 18 bölge birliği ve 1600’den fazla kooperatifle ülkenin her bölgesine hizmet veren güçlü bir yapıdır. Bu yapı bize hem güçlü bir sermaye hem de geniş bir saha erişimi sağlıyor. Aynı zamanda Tarım Kredi Kooperatifleri hem sermayedarımız hem de dağıtım kanalımızdır. Ayrıca en büyük sigortalılarımızdan biridir. Bu durum bize hem bireysel hem de kurumsal tarafta önemli bir deneyim kazandırıyor. 1600 kooperatifin yaklaşık 800’ü kırsal bölgelerde yer alıyor ve bu da bize geniş bir erişim imkanı sağlıyor.</p>

<p><strong>-Dağıtım kanallarındaki oranlara bakacak olursak nasıl bir tablo var?</strong></p>

<p><strong>“Üretim çeşitliliği bizim için oldukça önemli”</strong></p>

<p>Bereket Sigorta Grubu yalnızca grup içi bir yapı değil, aynı zamanda sektördeki tüm dağıtım kanallarıyla çalışan bir şirkettir. Toplamda 16 farklı kanal ile çalışıyoruz. Bunlar arasında bankalar, münhasır yapılar, tasarruf finansman şirketleri, acenteler, brokerlar, Tarım Kredi Kooperatifleri ve dijital kanallar yer alıyor. Bu yapı toplamda 3500’ün üzerinde bir dağıtım ağı oluşturuyor.</p>

<p>Dağıtım kanallarındaki oranlara bakacak olursak, 2025 yılı itibarıyla üretimin yaklaşık %20’si acentelerden, %40–50’si Tarım Kredi Kooperatifleri’nden, %12’si bankalardan, geri kalanı ise diğer kanallardan gelmektedir. Üretim çeşitliliği bizim için oldukça önemli. Bu çeşitlilik bize hem regülasyonlara uyum hem de operasyonel çeviklik kazandırıyor.</p>

<p><strong>-2025 yılı Bereket Sigorta Grubu açısından nasıl geçti? 2026 yılı için büyüme hedefleriniz ve öncelikli branşlar neler olacak?</strong></p>

<p><strong>“Müşteri süreçlerini önceliklendirdiğimiz bir yıl oldu”</strong></p>

<p>2025 yılı genel olarak tarım sektörü açısından zorlu geçti. Özellikle don, kuraklık ve dolu gibi katastrofik hasarlar yaşandı. Tarım sigortaları kapsamında 30 milyar TL’nin üzerinde hasar oluştu. Biz de 2025 yılında hem aracılık hem de reasürans tarafında 1 milyar TL’nin üzerinde hasar ödemesi gerçekleştirdik. Bu süreç, çiftçilerin yanında olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.</p>

<p>2025 yılı finansal ve operasyonel açıdan ise zorlu hasarlara rağmen verimli geçti. Teknolojiye yatırım yaptığımız, müşteri süreçlerini önceliklendirdiğimiz bir yıl oldu. 2025’te ayrıca yeni ürünler ve yeni dağıtım kanalları devreye aldık. Rekabetin yoğun olduğu bu dönemde dijitalleşme ve entegrasyonlarla 2026’ya hazırlık yaptık. Özellikle kasko ve tarım sigortaları tarafında büyüme sağladık.</p>

<p><strong>“Sigortalılarımızın bizden beklentilerini tanımaya, anlamaya başladık”</strong></p>

<p>Biz hizmeti üç temel eksende ele alıyoruz; sigortalılarımız, paydaşlarımız ve çalışanlarımız. Tüm süreçleri uçtan uca yeniden tasarladık ve tek ekran yapısına geçtik. Bu sayede müşteri memnuniyetinde ciddi artış sağladık. Sigortalılarımız yönüyle bakalım. Bereket Sigorta ve Bereket Emeklilik olarak aslında hayat, hayat dışı ve bireysel emeklilik ürünleriyle faaliyet gösteren bir sigorta şirketiyiz. Bu grubun içinde aslında birden fazla ürünü hem hayatta hem hayat dışı tarafında sigortalılarımıza sunuyoruz. Sürece sigortalılarımızı tanımaktan başladık. 2 ekranı, 2 farklı altyapıyı, 3 tane farklı sistemi; sigortacılık, hayat ve bireysel emeklilik tekil hale getirerek sigortalılarımızdan oluşan o karmaşık veriyi sadeleştirip tek ekrana taşıdık. Sigortalılarımızın bizden beklentilerini tanımaya, anlamaya başladık. Tabi bu işin veri tarafı ve sigortalılarımıza dokunduğumuz paydaş tarafı da var. Az önce bahsettiğim 3 temel unsurun ikincisi. Paydaşlarımıza dokunduğumuz ve paydaşlarımızın sigortalılarımıza dokunduğu her anı anlamlı hale getirebilecek karmaşıklıktan uzaklaştırarak tek ekrana indirgedik.</p>

<p>Şimdi bütün bunları yaptınız ama aynı hizmeti aynı seviyede vermek istiyorsunuz. Ne yapmanız lazım? Çalışma arkadaşlarımızla da aynı kültürü oluşturabilmek adına onlar için buradaki verinin ne anlama geldiğini hem kültürel hem de sistemsel olarak onların ekranlarına taşıdık. Taşımaya da devam ediyoruz.</p>

<p><strong>“Dijitalleşmeyi bir araç değil, uçtan uca bir süreç olarak görüyoruz”</strong></p>

<p>Çağrı merkezi memnuniyeti %90’ın üzerine çıktı. Hasar ödeme sürelerini de önemli ölçüde kısalttık. Eskiden 20 günü aşan ödeme sürelerini 13–17 gün seviyelerine indirdik. Biz dijitalleşmeyi bir araç değil, uçtan uca bir süreç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımımız büyümeye de olumlu yansıdı. 2026 hedefimiz sadece büyümek değil, aynı zamanda en iyi hizmeti sunmak ve hasar süreçlerinde sektörde ilk sıralarda yer almaktır. Hasar tarafı riskli bir hedef.</p>

<p><strong>“Bu bir hedef ama aslında bir borç”</strong></p>

<p><strong>-Genel olarak sigortacılığa yaklaşımınızı nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>

<p>Biz meseleye şöyle bakıyoruz: Sigortacılar olarak en temel yaklaşımımız uzun vadeli düşünmek. Bir primi tasarlarken de ürünü fiyatlandırırken de, riski ölçerken de uzun vadeli bakıyoruz. Üretim tarafında da aynı durum geçerli. Konjonktürü, piyasayı ve gelişmeleri doğru okumak gerekiyor.</p>

<p>Borcunuzu yerine getirmezseniz anlamı olmayan bir hedef. Regülasyonun izin verdiği, içerideki süreçlerin ve hukukun el verdiği en iyi hizmeti sunabilmek. Hedefimiz bu. Umuyorum ki bu hedefe de ulaşırız. Biz meseleye şöyle bakıyoruz: Sigortacılar olarak en temel yaklaşımımız uzun vadeli düşünmek. Bir primi tasarlarken de, ürünü fiyatlandırırken de, riski ölçerken de uzun vadeli bakıyoruz. Üretim tarafında da aynı durum geçerli. Konjonktürü, piyasayı ve gelişmeleri doğru okumak gerekiyor.</p>

<p>Piyasaya baktığımızda özellikle yeni finansal kuruluşların sigortacılık açısından önemli oyuncular olacağına ve sektöre ciddi katma değer sağlayacağına inandık. Bu doğrultuda çok önemli sistemler kurduk. Az önce bahsettiğim sigortalılarımızı tek ekranda görme yapısını yalnızca bir ekran olarak değil, aynı zamanda kanallarımıza tek tuşla poliçe üretebilme imkanı sağlayan bir yapı olarak tasarladık. Bunu acentelerimize, bankalarımıza ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne yani tüm paydaşlarımıza açtık. Bu bize çok ciddi bir katkı sağladı. Özellikle penetrasyon tarafında önemli kazanımlar elde ettik. Bazı kanallarımızda sunduğumuz her üç tekliften biri poliçeye dönüşmeye başladı. Kanalların ivmesi de buna çok pozitif etki etti.</p>

<p>Örneğin mühendislik branşında büyüyen bir şirketiz ve Bu büyümede banka kanalımızın önemli katkısı bulunuyor. Kasko tarafında ise acente kanalında güçlü bir büyüme performansı sergiliyoruz. Yaklaşık 550 acenteden oluşan geniş bir dağıtım ağımız var. Bu ağ içerisinde tasarruf finansman acenteleri, münhasır yapılar, çoklu çalışan acenteler ve pazar yeri modeliyle faaliyet gösteren iş ortaklarımız yer alıyor. Küçük ama etkisi büyük bir örnek vermek gerekirse; yalnızca entegrasyon ve web servis süreçlerindeki sorunları gidererek, bir acentemizin belirli bir üründeki üretimini üç ay içinde 2 milyon TL’den 10 milyon TL’ye çıkarmayı başardık. Bazen başarıyı getiren şey, büyük dönüşümlerden ziyade doğru noktaya yapılan mikro müdahaleler oluyor. Bu müdahalelerin bir kısmını da biz doğrudan gerçekleştiriyoruz. Konuya bu bakış açısıyla yaklaşıyoruz.</p>

<p><strong>“En iyi hizmeti verebilmek için en ileri teknolojilerle çalışmanız lazım”</strong></p>

<p>Bu bize çok pozitif katkı sağladı. Hem birlikte büyümek hem de büyürken sermaye yapınızı ve bilanço gücünüzü koruyabiliyor olmak çok önemli. Çünkü bütün bu hizmetleri verebilmek için sermayenizin ve nakit yapınızın güçlü olması gerekiyor. En iyi hizmeti verebilmek için de en ileri teknolojilerle çalışmanız lazım. Biz de tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz.</p>

<p><strong>-Emeklilik tarafında da ciddi bir büyüme var. Hem sizin şirketiniz özelinde hem de sektör genelinde bunu görüyoruz. Siz bu büyümeyi nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>“Emeklilik tarafını ikiye ayırıyorum”</strong></p>

<p>Emeklilik tarafını ikiye ayırıyorum. Birincisi gönüllü BES tarafı; yani kişilerin kendi tercihleriyle sisteme dahil olduğu yapı. İkincisi ise otomatik katılım sistemi. O da aslında gönüllülük içeriyor ama işverenlerin de sorumluluğu bulunan bir yapı. Özellikle kıymetli madenler tarafındaki gelişmelerle birlikte fonların büyüdüğü bir dönem yaşadık. Bu durum tüm bireysel emeklilik şirketlerine olumlu yansıdı.</p>

<p><strong>“Sade ve kolay kullanılabilir ekranlar tasarladık”</strong></p>

<p>Bizim farklılaşan tarafımız ise daha önce bahsettiğim sistemleri hayata geçirmiş olmamızdı. Hem bankamızla çalışıyoruz hem acentelerimiz hem de Tarım Kredi Kooperatifleri ile entegre bir yapı kurduk. Onlara çok sade ve kolay kullanılabilir ekranlar tasarladık. Aynı zamanda regülasyonları ve yasal yükümlülükleri yerine getirebilmeleri için dijital tarafı ve çağrı merkezi süreçlerini de oldukça işlevsel hale getirdik. Böylece çok kısa sürede bireysel emeklilik sözleşmesi oluşturabilen bir yapı kurduk. Bu da kendi ölçeğimiz içinde ciddi bir büyüme sağladı. Burada bir haber de vermek isterim. Grup olarak bir portföy yönetim şirketi kuruluş kararı aldık ve bu karar yayımlandı. Umuyorum ki bu yapı ile birlikte fon yönetimini daha güçlü hale getireceğiz.</p>

<p><strong>“Bizim odağımız fon tarafını daha güçlü hale getirmek”</strong></p>

<p>Bugün bireysel emeklilikte hep katılımcı sayılarından konuşuyoruz ancak bizim odağımız fon tarafını daha güçlü hale getirmek. Sadece Bereket Emeklilik katılımcıları için değil, tüm katılımcılar için fon getirisi ve fon performansı tarafında daha güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Bugün de bu alanda iddialıyız, yarın çok daha iddialı olacağız. Bugün Türkiye’de emeklilik sistemi açısından hala çok büyük bir fırsat alanı olduğunu düşünüyoruz. Bu durum hem politika belgelerinde hem de düzenleyici kurumların açıklamalarında yer alıyor. Özellikle otomatik katılım sistemindeki düzenlemeler, fon tarafındaki yenilikler ve SGK entegrasyonlarının tamamlanmasıyla birlikte; yalnızca gönüllü BES tarafında değil, otomatik katılım tarafında da çok ciddi fırsatlar olduğuna inanıyoruz.</p>

<p><strong>-Türkiye’de sigorta ürünleriyle ilgili bir penetrasyon sorunu var. Bütün yöneticiler bununla ilgili muhakkak bir yorum yapıyor. Sonrasında da bazı öneriler geliyor. Siz ne görüyorsunuz? Önerileriniz var mı?</strong></p>

<p><strong>“Penetrasyon açısından önemli bir fırsat alanı”</strong></p>

<p>Meseleye şöyle bakıyoruz. Sigortalılarımıza hangi kanallarla ulaşıyoruz? Üretim ve yoğunluk anlamında acentelerimiz, bankalarımız ve brokerlarımız var. Finansal dünyaya baktığımızda son dönemde yeni finansal kuruluşların da kurulduğunu görüyoruz. Hem tasarruf finansman şirketleri hem de yeni bankalar var. Bu bankaların bir kısmı dijital, bir kısmı ise konvansiyonel şube bankacılığı yapıyor. Biz bir katılım sigorta şirketiyiz. Katılım sigorta şirketi olmamızın yanında piyasadaki tüm aktörlerle aynı kulvarda yarışıyoruz. Bu da aslında bir fırsat alanı. Penetrasyon açısından önemli bir fırsat. Özellikle bazı hassasiyetleri nedeniyle sigortaya erişemeyen ya da erişmek istemeyen kişiler için yeni kurulan bu alanlar çok daha kolay erişim sağlıyor. Bunu somut olarak da yaşıyoruz.</p>

<p>Tasarruf finansman tarafındaki yeni organizasyonlarla birlikte ciddi bir sigorta portföyü oluştu. Bu önemli bir fırsat ve bunu sürdürülebilir hale getirmek gerekiyor. Burada genç müşteri gruplarına da ulaşıyoruz. Daha önce sigortaya erişmemiş kitlelere doğru fiyatlama ve doğru yaklaşımla ulaşarak bu oranların artacağını düşünüyoruz. Türkiye’de araç sayısına ve erişim noktalarına baktığımızda, penetrasyonun segmentlere göre değiştiğini görüyoruz. Ancak Anadolu’da faaliyet gösteren bir şirket olarak oradaki sigortalılık oranımız düşük değil.</p>

<p><strong>“Sadece sigorta satmak değil, sigortayı yaşamın bir parçası haline getirmek gerekiyor”</strong></p>

<p>Sigortayı yaptırmak işin ilk aşaması; asıl önemli olan, müşteriye ulaştıktan sonra nasıl bir hizmet deneyimi sunduğunuzdur. Bu, sektörün uzun yıllardır üzerinde çalıştığı önemli gelişim alanlarından biri. Makro ölçekte baktığımızda, sigortalılarımızla ne kadar temas kurabildiğimiz kritik bir gösterge. Sigortacılığın temel verilerine göre, yüksek frekanslı ürünlerde dahi müşterilerle temas oranı yüzde 15–20 seviyelerinde kalıyor. Başka bir ifadeyle, 100 sigortalının yalnızca 15 ila 20’siyle yıl içerisinde herhangi bir temas kurulabiliyor. Üstelik bu temasların büyük bölümü hasar süreçlerinde gerçekleşiyor. Geriye kalan geniş kitleyle ise neredeyse hiç etkileşim kurulamıyor. Bu nedenle sigortacılığın hayatın içine daha fazla entegre olması gerekiyor. Hedefimiz yalnızca sigorta satmak değil, sigortayı müşterinin günlük yaşamının doğal bir parçası haline getirmek.</p>

<p>Bu yaklaşım doğrultusunda müşteri geri bildirimlerini ve operasyonel süreçleri yakından inceliyoruz. Örneğin, çağrı merkezimize gelen talepleri analiz ettiğimizde üç aylık dönemde yaklaşık bin kişilik bir müşteri kitlesinin belirli konularda geri bildirimde bulunduğunu gördük. Sayısal olarak sınırlı görünse de bu veriler bizim için oldukça değerli. Araç satışı sonrasında prim iadesinin iki gün sürmesi gibi süreçler, sadece operasyonel bir konu değil, doğrudan müşteri deneyimini etkileyen unsurlar olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>Bugün bazı ürünlerde sigortalılarımızla temas oranımız yüzde 4–6 seviyelerine kadar düşebiliyor. Bu da müşterilerimizin çok büyük bir bölümüyle yıl boyunca anlamlı bir etkileşim kuramadığımızı gösteriyor. Finansal sistemde bankaların ve diğer kurumların daha yüksek etkileşim oranlarına sahip olmasının temel nedenlerinden biri de bu. Bizim de müşteriyle daha sık temas kurabileceğimiz, değer üretebileceğimiz ve ilişkiyi güçlendirebileceğimiz yeni modeller geliştirmemiz gerekiyor.</p>

<p><strong>Sizin dijitalleşmeyle ilgili yatırımlarınız hangi alanlarda, uçtan uça kullanıyor musunuz? Dijitalleşmeye nasıl bakıyorsunuz? Dijitalleşme deyince ekosistemde ya da sizin şirketlerinizde biz ne anlamalıyız?</strong></p>

<p><strong>“Dijitalleşme belirli bir alan değil, başlı başına bir bütün”</strong></p>

<p>Dijitalleşme konusuna şöyle başladık. Dedik ki; sigortalımıza en yoğun dokunduğumuz alanları dijitalleştirelim. Bunu yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak da görmedik. Peki bu alanlar nereler? Çağrı merkezi, hasar süreçleri, servis hizmeti verdiğimiz noktalar ve ekranlarımız. Bu alanlarda belli bir seviyeye geldik, önemli iyileştirmeler sağladık. Ama bugün geldiğimiz noktada artık mesele “nereyi dijitalleştirelim?” sorusu değil. Çünkü dijitalleşme belirli bir alan değil; dijital, başlı başına bir bütün. Biz önce o bütünü tasarlamamız gerektiğine inandık. Bu nedenle tüm birimlerden ve fonksiyonlardan bağımsız şekilde, sürecin tamamını yeniden yazmaya başladık. Sonrasında ise bu bütünün içindeki mikro ve makro süreçleri dijital hale dönüştürmeyi hedefledik.</p>

<p>Bunun çıktılarını da almaya başladık. Sigortalımıza dokunduğumuz mobil alanları, hasar ekranlarını ve operasyonel süreçleri dijitalleştirdik. Artık sigortalımıza ait bir dosya önümüze düştüğünde yaklaşık otuz farklı alandaki bilgi otomatik olarak oluşuyor.</p>

<p>Bu aşamadan sonra hasar sürecini yöneten ekiplerimizin yoğun operasyonel çalışması başlıyor. Çünkü burada tahsilat süreçlerinden uygunluk kontrollerine, süre yönetiminden ödemenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin takibine kadar birçok kritik adım bulunuyor. Süreç daha sonra hasarın temel unsurlarından biri olan parça tedariğine kadar uzanıyor. Ancak tüm bu operasyonel adımların ötesinde, bizim için asıl önemli olan sigortalımızın deneyimi. Sigortalımız aracını ne zaman teslim alacak? Süreç beklediği sürede tamamlanacak mı? Yapılan onarımdan memnun kalacak mı? Ve en önemlisi, aracına yeniden bindiğinde beklediği kaliteyi ve güven duygusunu hissedebilecek mi? Başarılı bir hasar yönetimi, yalnızca süreci tamamlamakla değil, sigortalının bu deneyimden memnun ayrılmasını sağlamakla mümkün oluyor.</p>

<p>Bizim odaklandığımız yer tam olarak burası. Çünkü müşterinin gerçek deneyimi o anda başlıyor. Evet, dijitalleşme tarafında gelişen ve yatırım yapan bir şirketiz. Çünkü bugün teknoloji olmadan üretim yapmanız, müşterinizi memnun etmeniz ve sürdürülebilir bir yapı kurmanız mümkün değil. Bir taraftan gelir elde etmeniz gerekiyor ki teknolojiye yatırım yapabilesiniz; diğer taraftan da yatırım yapmanız gerekiyor ki o geliri sürdürülebilir hale getirebilesiniz. Biz bunu birbirini besleyen bir bütün olarak görüyoruz.</p>

<p>Hedefimiz, sigortalılarımızın ihtiyaç duyduğu her anda hizmete en hızlı ve en kolay şekilde ulaşabildiği bir yapı oluşturmak. Bu hizmetin, gerektiğinde insan temasıyla, gerektiğinde ise tamamen dijital kanallar üzerinden sunulabilmesi büyük önem taşıyor. Burada yalnızca talepleri bir saat içinde sonuçlandırmaktan değil, mümkün olan durumlarda süreci tek bir işlemle tamamlayabilecek bir deneyim sunmaktan söz ediyoruz. Bu vizyonun bazı unsurlarını bugün hayata geçirmiş durumdayız, bazıları ise belirli bir dönüşüm süreci gerektiriyor. Ancak bu konuda son derece kararlıyız ve müşteri deneyimini sürekli geliştirecek çözümler üzerinde yoğun şekilde çalışıyoruz. Temel yaklaşımımız; süreçleri hızlandırırken aynı zamanda müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran, erişilebilir ve kesintisiz bir hizmet modeli oluşturmak.</p>

<p><strong>-Biraz Bereket Plaza’dan bahsedelim ne zaman oldu taşınmanız? Buraya hedefleriniz nelerdi? Neden buraya taşındınız?</strong></p>

<p><strong>“Bereket Plaza sadece bir ofis değil, birlikte çalışma kültürünün yeni merkezi”</strong></p>

<p>Tabii, 2025 yılında yeni binamıza taşındık. Bu gerçekten sadece fiziki bir taşınma değildi. Daha önce de bahsettiğim gibi grubumuzun 18 şirketi var. Bu şirketlerin bazıları İstanbul’da faaliyet gösteriyor, bazı şirketlerimizin genel müdürlükleri ise Ankara ve farklı illerde bulunuyor. İstanbul’da da çeşitli birimleri vardı. Hepimiz aynı şehirdeydik ama farklı lokasyonlardaydık. Yeni binamızla birlikte tüm ekiplerin bir araya gelmesi; birbirimizi daha iyi tanımamıza, kurum kültürünü daha güçlü paylaşmamıza ve çok daha yüksek bir enerji oluşmasına katkı sağladı. Aynı zamanda karar alma süreçleri de hızlandı. Gün içinde bir konuyu çözüp odadan çıktığınızda, yeni bir mesele için tekrar hızlıca ilgili kişilere ulaşabiliyorsunuz. Bu da ciddi bir konfor ve operasyonel çeviklik sağlıyor.</p>

<p>Tabii bu binanın bize kattığı başka değerler de oldu. Kendi binamız olduğundan çalışanlarımız için daha fazla etkinlik düzenleme, sanatsal çalışmalar yapma ve konferanslar organize etme imkânımız oluştu. Neredeyse her hafta farklı etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde yaptığımız bir etkinlikte kura çektik, bana begonya çıktı. Hep birlikte çiçek diktik. Böyle keyifli ve samimi anların yaşandığı bir çalışma ortamı oluştu. Binayı tasarlarken de sade, açık ofis anlayışını benimsedik. İnsanların birbirleriyle kolay iletişim kurabileceği, etkileşimin yüksek olduğu bir yapı oluşturmaya çalıştık. İç mekânda da hem Bereket kültürünü hem de grubumuzun diğer şirketlerini yansıtan sanatsal dokunuşlara yer verdik.</p>

<p>İlerleyen dönemde binamızı tüm paydaşlarımıza, dağıtım kanallarımıza ve iş ortaklarımıza daha kapsamlı şekilde tanıtmayı da hedefliyoruz. Çünkü burada sadece bir ofis değil, aynı zamanda birlikte çalışma kültürünü güçlendiren bir yapı oluştu. Sadece bina içiyle de ilgilenmedik. Buraya taşındığımızda çevremizde bulunan tüm kurumlarla bir araya geldik. Bölgede finans kuruluşları, üniversiteler, liseler, hastaneler ve sanayi kuruluşları bulunuyor. Hepsini davet ederek ortak bir toplantı gerçekleştirdik. Özellikle bölgedeki trafik gibi bazı ortak sorunları birlikte değerlendirdik. Sonrasında ilgili kurumlarla bir araya gelip çözüm önerilerini birlikte paylaştık. Bu süreç bize şunu gösterdi: bulunduğunuz çevreyle birlikte hareket ettiğinizde çok daha güçlü bir sinerji oluşuyor. Dolayısıyla bu binanın enerjisi yalnızca içeride kalmadı, çevresine de yayıldı. Bugün çevremizdeki kurumlarla daha fazla iletişim kuruyoruz. Bazen üniversite tarafında yemek yiyoruz, bazen aşağıdaki kafede bir araya geliyoruz. Bu taşınma bize sadece yeni bir çalışma alanı değil, aynı zamanda yeni ilişkiler, yeni iş birlikleri ve yeni bir sosyal çevre de kazandırdı. O yönüyle bizim için gerçekten çok değerli ve güzel bir deneyim oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR, SEKTÖR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/bereket-sigorta-grubu-gm-faruk-gokcenigortayi-yasamin-bir-parcasi-haline-getirmek-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/06/rop.jpg" type="image/jpeg" length="61442"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HDI Fibaemeklilik GMY Erhan İleri’den 18 yaş altı BES vurgusu]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/hdi-fibaemeklilik-gmy-erhan-ileriden-18-yas-alti-bes-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/hdi-fibaemeklilik-gmy-erhan-ileriden-18-yas-alti-bes-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Postası'na özel konuşan HDI Fibaemeklilik Genel Müdür Yardımcısı Erhan İleri, bireysel emeklilik sisteminde özellikle 18 yaş altı BES’in önemine dikkat çekerek, erken yaşta sisteme dahil olmanın uzun vadede büyük avantaj sağladığını söyledi. BES’te fon yönetiminden dijitalleşmeye, yapay zekâ kullanımından sosyal sorumluluk projelerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan İleri, “Tasarruf bilinci artık çok daha erken yaşta oluşuyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta Postası'na özel konuşan HDI Fibaemeklilik Genel Müdür Yardımcısı Erhan İleri, bireysel emeklilik sisteminde özellikle 18 yaş altı BES’in önemine dikkat çekerek, erken yaşta sisteme dahil olmanın uzun vadede büyük avantaj sağladığını söyledi. BES’te fon yönetiminden dijitalleşmeye, yapay zekâ kullanımından sosyal sorumluluk projelerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan İleri, “Tasarruf bilinci artık çok daha erken yaşta oluşuyor” dedi.</p>

<p><strong>- Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz? HDI Fibaemeklilik bünyesindeki sorumluluk alanlarınızdan kısaca bahsedebilir misiniz?</strong></p>

<p>Sigorta sektöründeki süremi hesaplamam benim için oldukça kolay, tam 2000 yılında başladım ve şu anda sektördeki 26. yılımın içerisindeyim. HDI Fibaemeklilik’te satış, pazarlama ve müşteri hizmetlerinden sorumluyum. Satış kanallarımız içerisinde ağırlıklı olarak brokerlar, acenteler ve bankasürans (banka sigortacılığı) kanalı yer alıyor. Bu üç birime birden bakmanın getirdiği yoğun bir tempo olsa da işleri bütünleşik olarak yönetme şansına sahibiz. Müşteri tarafında satışa giderken, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetleri tek bir ekip olarak birleştirdiğimizde, HDI Fibaemeklilik adına tek bir noktadan, aynı bakış açısıyla daha bütüncül ve senkronize bir hizmet sunabiliyoruz.</p>

<p><strong>- Türkiye’de bireysel emeklilik sisteminin (BES) son yıllardaki büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Katılımcı sayısındaki artışın arkasındaki en önemli faktörler sizce neler? BES’te fon yönetimi nedir ve nasıl olmalı sizce?</strong></p>

<p>Geldiğimiz son noktadan başlayacak olursak, bugün Gönüllü BES tarafında 10 milyonu aşkın katılımcı ve 2 trilyon TL’nin üzerinde bir fon büyüklüğü mevcut. Otomatik Katılım Sistemi (OKS) tarafında ise 8 milyona yakın katılımcıyla 150 milyar TL civarında bir fon büyüklüğüne ulaştık. Rakamlara baktığımızda sistemdeki asıl kırılma yılının 2020, yani pandemi ve pandemi sonrası dönem olduğunu görüyoruz. Pandemiyle birlikte hane halkında tasarruf ihtiyacı ve bilinci çok daha fazla hissedilir oldu. Tabii bu süreçte BES fonlarının rekabetçi getiriler sunması ve katılımcıların bu yüksek getirileri net bir şekilde fark etmesi de büyümede ciddi bir itici güç oldu.</p>

<p>Mevcut ekonomik konjonktürde enflasyonist baskı, satın alma gücündeki değişimler ve gelecek kaygısı gibi nedenler tasarruf bilincini ön plana çıkarıyor. Eskiden BES’in çok sade bir tanımı vardı, <em>Sisteme girersiniz, minimum 10 yıl katkı payı ödersiniz ve 56 yaşını tamamlayınca emeklilik hakkı kazanırsınız.</em> Ancak bugün bu davranış biçimi evrildi. Katılımcılar sistemi sadece emeklilik için değil, çocuklarının eğitimi, gelecekteki konut alımı veya finansal bir market içerisindeki uzun vadeli, avantajlı bir yatırım ürünü olarak görmeye başladı.</p>

<p>Sistemde çok zengin bir fon evreni var. Biz HDI Fibaemeklilik olarak 15 farklı portföy yönetim şirketiyle çalışıyor ve 45’in üzerinde emeklilik fonu yönetiyoruz. BEFAS tarafına baktığınızda ise katılımcının kendi risk grubuna ve beklentisine göre seçebileceği gümüşten altına, yurt dışı hisse senetlerine kadar 350’ye yakın fon alternatifi bulunuyor. Ayrıca sistem, fonlar üzerindeki stopaj avantajıyla uzun vadeli yatırımcılar için benzersiz bir finansal koruma alanı yaratıyor. Türkiye’de hane halkının tasarruf edilebilir geliri maalesef gelişmiş ülkelerin altında. Avrupa’da bu oran %15 civarındayken Türkiye'de %10 seviyelerinde ve nominal olarak satın alma karşılığı daha geride. Bu kısıtlı tasarrufları BES bünyesinde büyütmenin en önemli anahtarı ise doğru fon yönetimidir. Şu anda bir katılımcının sektör içerisine baktığımızda bir yıl içerisindeki fonda dağılım değişikliği oranı %12 civarında. %12 civarında bir katılımcı aslında burada bir fonda dağılım değişikliği yapmış. Bunun özellikle uzun vadeli bir yatırımda ve değişen piyasa koşulları içerisinde biraz daha artması gerekiyor.</p>

<p><strong>- Türkiye’de 18 yaş altı Bireysel Emeklilik Sistemi’nin uygulanmaya başlamasından bu yana geçen süreyi sektör açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Beklenen büyüme ivmesi yakalandı mı?</strong></p>

<p><strong>“Sisteme başlamak, erken girmek çok çok değerli”</strong></p>

<p>18 yaş altı BES tarafında şu anda sektöre giren her 6 katılımcıdan bir tanesi 18 yaş altı. 18 yaş altına girişi hem sektör olarak hem şirket olarak uzun vadede sermaye birikimi içinde çok önemsiyoruz. Bugün 18 yaş altına baktığımızda ağırlıklı olarak 0-10 yaş grubunun daha bir yoğunluğu olduğunu görüyoruz. Güzel taraflardan bir tanesi devam oranları da oldukça yüksek.</p>

<p>Ebeveynler 18 yaş altına katkı payı yatırdığında buradaki devam oranları gönüllü BES'e göre daha yüksekte gidiyor. Ama en önemli nokta şu, 18 yaşına geldiğinde çocuklarımızın eğitim ihtiyacı olabilir, ileride işe girdi, bir konut edinimi olabilir veyahut da erkek katılımcı gençlerimizin askerlikle ilgili bir finansal ihtiyacı olabilir. Finansal ihtiyaçları için aslında bugünden bir sermaye birikimi sağlıyor. Bu noktada burada küçük katkı payları da olsa, sisteme başlamak, erken girmek çok çok değerli.</p>

<p><strong>- Ebeveynlerin çocukları için tasarruf yapma bilincinde 18 yaş altı BES ile birlikte nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Devlet katkısı ebeveynlerin yönelmesinde ne kadar belirleyici? Mevcut ekonomik konjonktürde ailelerin uzun vadeli tasarruf araçlarına yaklaşımı nasıl şekilleniyor? 18 yaş altı BES’e olan güven ve ilgi hangi seviyede?</strong></p>

<p>En dikkat çekici gözlemimiz şu, 18 yaş altı sözleşmelerin sistemde kalma ve devam oranları, yetişkinlerin gönüllü BES’ine göre çok daha yüksek. Ebeveynler, çocuklarının geleceği söz konusu olduğunda ekonomik dalgalanmalardan bağımsız olarak bu tasarrufa çok daha sıkı sadık kalıyor.</p>

<p>Devlet katkısı ise sistemin genelinde olduğu gibi bu segmentte de çok güçlü bir motivasyon aracı. Devlet katkısı oranımız bildiğiniz gibi %20 olarak güçlü bir şekilde devam ediyor. Devlet katkısının kademeli hak ediş süreleri var, tamamını emeklilik hakkı kazanınca alıyorsunuz ancak 10 yıldan sonra %60'ını hak ediyorsunuz. Bu %60'lık oran 18 yaş altı çocukların ebeveynleri için ciddi bir motivasyon. Örneğin 0 yaşında sisteme giren bir çocuk, 18 yaşına geldiğinde zaten devlet katkısının %60’ını doğrudan hak etmiş oluyor.</p>

<p><strong>“En önemli motivasyon aslında tasarruf ihtiyacının hissedilmesi”</strong></p>

<p>Devlet katkısı burada bir motivasyon olsa da aslında bu sözleşmeye başlamada hem 18 yaş altı hem gönüllü BES için en önemli motivasyon aslında tasarruf ihtiyacının hissedilmesi. Tasarruf ihtiyacının hissedilmesiyle beraber bireysel emeklilik sözleşmesine yatırılan katkı payları uzun vadede gelecekte her katılımcı için bir değer atfediyor. Aslında o motivasyon sistemi içerisine girmeyi sağlayan, sistemde büyümeyi sağlayan da yatırılan katkı payının karşılığının getir olarak gözüküyor olması. Bu noktada katılımcılar istedikleri bir yatırım fonunu veya yatırım araçlarına girdiklerinde, yatırım yapabildiklerinde bunu getiri olarak gördüklerinde burada da süre olarak zaman içerisinde devam etme motivasyonu daha çok artıyor. İkinci bir grup da var, bunlar da yatırımcı grubu. Aslında bireysel emeklilik sistemini tamamen bir yatırım enstrümanı olarak görüyor. Buradaki en önemli nokta stopaj avantajı ve bireysel emeklilik fonlarının gerçekten de getiri olarak birçok beklentiye cevap verebiliyor olması diyebilirim.</p>

<p><strong>- Bu segmentte sizi rakiplerinizden ayıran temel hizmetler veya sunduğunuz özel avantajlar nelerdir?</strong></p>

<p><strong>"Gelecek Net Planı" ile rakiplerimizden çok net bir şekilde ayrışıyoruz</strong></p>

<p>HDI Fibaemeklilik olarak 18 yaş altı kategorisinde tasarladığımız "Gelecek Net Planı" ile rakiplerimizden çok net bir şekilde ayrışıyoruz. Bu plandaki en büyük motivasyonumuz ve değer ölçütümüz, giriş aidatının olmaması ve düzenli ödeme yapıldığı sürece hiçbir kesintinin uygulanmamasıdır. Sisteme giriş katkı payı barajını da oldukça makul bir seviyede, 500 TL civarında tuttuk.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- 18 yaş altı BES katılımcılarında ortalama aylık katkı payı ve tasarruf eğilimleri hakkında genel bir tablo paylaşabilir misiniz?</strong></p>

<p>Bireysel Emeklilik Sistemi'nin genelinde gönüllü BES'teki ortalama aylık katkı payı şu an sektör genelinde 2.700 TL civarında seyrediyor. Tabii bu rakam il bazında değişiyor; İstanbul ve İzmir bu ortalamada biraz daha önde yer alıyor. 18 yaş altı segmentine özel olarak baktığımızda ise aylık katkı payı ortalamalarının 1.200 - 1.300 TL civarında şekillendiğini görüyoruz. Tasarruf eğilimi olarak aileler bütçelerine göre düzenli ve istikrarlı ödemeler yapmaya oldukça yatkınlar. 18 yaş altı BES’te en önemli belki de son dönemde ortaya çıkan, bizim de şirket olarak hayata geçireceğimiz noktalardan bir tanesi Hediye BES. 18 yaş altı BES katılımcısının anne veya babası ödeme yapıyor. Ama bu ödemelere de özellikle dedesinin, amcasının, halasının katkı payı ödeyeceği, bayramlarda orayı destekleyebileceği Hediye BES / Hediye Ödeme noktasında da teşvikleri artırmak buranın büyüklüğünü daha da çok artıracaktır.</p>

<p><strong>- Sisteme dahil olan çocukların yaş dağılımına baktığınızda daha çok hangi yaş grubunda yoğunluk görüyorsunuz? Ebeveynler çocuklarının hangi döneminde sisteme girmeyi tercih ediyor?</strong></p>

<p><strong>“Sisteme giriş "0 yaş" anında başlıyor”</strong></p>

<p>Sisteme giriş tarafında ebeveynlerin konsantrasyonu çocukların en erken döneminde, yani "0 yaş" anında başlıyor. Yoğunluk net bir şekilde 0-7 yaş grubunda. Toplam 18 yaş altı portföyümüzün yaklaşık %25-30’u bu yaş aralığında toplanıyor. Çocuk büyüyüp yaş ilerledikçe okul giderlerinin artması veya "nasılsa ileride kendisi de yapabilir" düşüncesiyle sisteme yeni giriş adetleri biraz düşüyor.</p>

<p><strong>- Ailelerin sisteme katılımını kolaylaştırmak adına dijital kanallarınızda ne gibi yenilikler veya kolaylıklar sundunuz?</strong></p>

<p><strong>“Dijitalleşme bizim şirketsel olarak asıl varlık sebebimiz”</strong></p>

<p>Dijitalleşme bizim şirket olarak asıl varlık sebebimiz. Kurulduğumuz günden beri tüm süreçlerde dijitalleşmeyi hep ön planda tuttuk. HDI Fibaemeklilik olarak temas ettiğimiz tüm kanallarda, kendi web sitemiz, mobil uygulamamız, entegre çalıştığımız bankaların mobil şubeleri ya da web sitemizdeki chatbot’umuz üzerinden sözleşme başlatmak yalnızca 1 dakikalık son derece basit ve kağıtsız bir süreçtir. Yapay zeka destekli araçlarımızla buralara erişimi daha da kolaylaştırıyoruz. Müşterinin kendi yaşamsal ihtiyaçlarına göre hem BES hem de risk/hayat sigortası ürünlerini tek bir platformdan uçtan uca alabileceği dijital yapılar üzerinde çalışıyoruz.</p>

<p><strong>- Sisteme dahil olan çocuklar 18 yaşına geldiklerinde bireysel olarak devam edebilme imkânına sahip oluyor. Bu geçiş sürecinde katılımcıların sistemde kalmasını teşvik etmek adına nasıl bir strateji izliyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>“Beklediğimizden çok daha yüksek bir yatırım bilinci var”</strong></p>

<p>Bizim gözlemlerimize göre gençler paralarına ve geleceklerine ebeveynlerinden daha çok sahip çıkıyorlar, şu anki Z ve Alfa kuşağında beklediğimizden çok daha yüksek bir yatırım bilinci var. Borsayı, dövizi ve dijital varlıkları çok sıkı takip ediyorlar. 18 yaşını doldurup hakları devraldıklarında sistemden kitlesel bir çıkış eğilimi görmüyoruz. Buradaki en büyük teşvik ve stratejimiz mevzuatın sunduğu yeni esneklikler. Artık "kısmi çekiş" hakkı sayesinde gençler evlilik veya konut edinimi gibi büyük ihtiyaçlarında sistemden tamamen çıkmak zorunda kalmadan içeriden nakit çekebiliyorlar. Ayrıca BES sözleşmelerini bir bankaya teminat (temlik) göstererek ihtiyaç duyduklarında çok daha rahat kredi kullanabiliyorlar. Sözleşmede 10 yılı doldurdukları için devlet katkısının %60'ını zaten hak etmiş oluyorlar, bu da onlara sistemi kapatmak yerine katkı paylarını kendi bütçelerine göre artırarak devam etme motivasyonu veriyor.</p>

<p><strong>-18 yaş altı BES’e yönelik yeni ürün, fon seçenekleri ya da kampanyalar planlıyor musunuz?</strong></p>

<p>Kampanyaları dijital kanallarımız üzerinden sürekli aktif tutuyoruz. En son 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda dijitalden sözleşme başlatan 18 yaş altı katılımcılarımıza 1.500 TL'lik hediye çekleri vermiştik. Önümüzdeki süreçte çok önemsediğimiz <strong>"Hediye BES / Hediye Ödeme"</strong> projesini hayata geçireceğiz. Bu projeyle, bayramlarda veya özel günlerde çocuklara nakit harçlık vermek yerine, dedelerinin, amcalarının, teyzelerinin doğrudan çocuğun BES hesabına bir dijital tıkla katkı payı/ara ödeme gönderebileceği bir teşvik mekanizması kuracağız.</p>

<p><strong>- Çocuklarının geleceği için henüz 18 yaş altı BES’e adım atmamış ebeveynlere vermek istediğiniz en önemli mesaj ne olur?</strong></p>

<p><strong>“Bu sistemdeki tek sır erken girmek”</strong></p>

<p>Eğer bizi dinleyen veya okuyan ebeveynlerin çocukları için hala bir sözleşmesi yoksa, şu andan itibaren hemen yaptırın. Rakamın büyüklüğü veya küçüklüğü hiç önemli değil. Yol uzun, finansal olarak sıkıştığınızda ara verebilir, bütçeniz rahatladığında ise ara ödemelerle içeriyi destekleyebilirsiniz. Zamanın para üzerinde muazzam bir katlama etkisi var. Bugün 10 yaşındaki bir çocuk için başlatacağınız 500 TL'lik bir BES planının yaratacağı bileşik değeri, o çocuk 40-45 yaşına geldiğinde kendisi sıfırdan yapmaya çalışsa aylık 5.500 TL ödemesi gerekir, yani tam 10-11 katı bir maliyetle karşılaşır. Katkı payı, fon getirisi ve devlet katkısı bir araya geldiğinde uzun vadede yatırılan ana paranın 5 ila 10 katı arasında bir büyüme gerçekleşiyor. Bu sistemdeki tek sır erken girmek.</p>

<p><strong>- Sigorta ve emeklilik sektöründe dijitalleşme müşteri davranışlarını nasıl değiştiriyor? Yapay zekâ ve veri analitiği, emeklilik ürünlerinin geliştirilmesinde nasıl rol oynuyor?</strong></p>

<p><strong>“Bize müşteriyi daha iyi tanıma fırsatı veriyor”</strong></p>

<p>Dijitalleşme, müşterilerimizin hız ve şeffaflık beklentisini en üst seviyeye çıkardı. Artık tüketiciler uzun formlar doldurmak veya şubeye gitmek istemiyor; tüm finansal süreçlerini tek bir tıkla, şeffaf şekilde mobilden takip etmeyi arzuluyor. Yapay zeka ve büyük veri analitiği ise bu noktada bize müşteriyi daha iyi tanıma fırsatı veriyor. Veri analitiği sayesinde katılımcılarımızın yaş, gelir ve risk algılarını analiz ederek onlara tamamen kişiselleştirilmiş fon önerileri sunabiliyoruz. Yapay zeka tabanlı algoritmalarımızla, piyasa koşullarına göre en doğru fon dağılım optimizasyonunu otomatikleştirerek hem ürün geliştirme süreçlerimizi hızlandırıyor hem de katılımcılarımızın birikim performansını maksimize ediyoruz.</p>

<p><strong>- HDI Fibaemeklilik’te sosyal sorumluluk projeleri kurum stratejisinin neresinde duruyor? HDI Fibaemeklilik olarak meme kanseri farkındalığı gibi sosyal projelere bakışınız nedir? Tasarruf alışkanlığını sadece ebeveynlere değil, çocuklara da kazandırmak adına yürüttüğünüz eğitim, farkındalık veya sosyal sorumluluk projeleri bulunuyor mu? Bu projeler şirket kültürünü nasıl etkiliyor?</strong></p>

<p><strong>“Topluma değer katmayı bir kurumsal ödev olarak görüyoruz”</strong></p>

<p>Sosyal sorumluluk, HDI Fibaemeklilik için kurumsal stratejinin tam merkezinde, sürdürülebilirlik ilkelerimizin ayrılmaz bir parçası olarak duruyor. Özellikle kadın sağlığı ve meme kanseri farkındalığı gibi hayati konularda uzun yıllardır aktif projeler yürütüyor, farkındalık sponsorlukları ve özel sigorta ürünlerimizle kadınların yanında yer alıyoruz. Topluma değer katmayı bir kurumsal ödev olarak görüyoruz.</p>

<p>Tasarruf tarafında ise bilincin çocuk yaşta başladığına inanıyoruz. Bu amaçla, yaklaşık iki yıl önce dijital mecralarda ve YouTube'da başlattığımız <strong>"BES’ini Fonla Büyüt"</strong> serimizle çok değerli ekonomistleri konuk ederek tasarrufu, yatırımı ve fon yönetimini herkesin anlayacağı dilde, en yalın haliyle anlatıyoruz. Çocuklara finansal okuryazarlık aşılamaya yönelik içerikler üretiyoruz. Bu projeler içerideki ekiplerimizin işe olan bağlılığını, ortak bir amaca hizmet etme motivasyonunu ve dolayısıyla şirket kültürümüzü inanılmaz derecede olumlu etkiliyor ve bizi kenetliyor.</p>

<p><strong>- Bu çalışmalarda sizi kişisel olarak motive eden şey nedir?</strong></p>

<p>Beni kişisel olarak en çok motive eden şey, insanların hayatlarına dokunabilmek ve onların gelecek güvencelerini inşa etmelerine liderlik edebilmektir. Bugün sisteme dahil ettiğimiz 0 yaşındaki bir bebeğin, 18 yıl sonra üniversiteye başlarken ya da kendi işini kurarken bizim vesilemizle biriken o güçlü sermayeyi arkasında hissedeceğini bilmek, bir profesyonel için paha biçilemez bir manevi tatmin. Toplumsal tasarruf bilincini yukarı taşımak ve bireylerin gelecek kaygılarını azaltarak huzurlu yarınlar planlamasına katkı sağlamak, 26 yıldır bu sektöre duyduğum heyecanı her gün ilk günkü gibi taze tutuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/hdi-fibaemeklilik-gmy-erhan-ileriden-18-yas-alti-bes-vurgusu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/05/erhan-ileri.jpg" type="image/jpeg" length="77372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ALC Servis’te dijital dönüşüm ve 21 yıllık başarı hikayesi]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/alc-serviste-dijital-donusum-ve-21-yillik-basari-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/alc-serviste-dijital-donusum-ve-21-yillik-basari-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Postası'na özel konuşan ALC Servis Genel Müdürü Mahmut Şevluk, ALC Servis’in 21 yıllık hikayesini, sektördeki yaygın servis ağı ve dijital dönüşüm çalışmalarını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta Postası'na özel konuşan ALC Servis Genel Müdürü Mahmut Şevluk, ALC Servis’in 21 yıllık hikayesini, sektördeki yaygın servis ağı ve dijital dönüşüm çalışmalarını anlattı.</p>

<p><strong>Sektörü tanıyoruz, yıllardır sektördesiniz ama sizi tanımayanlar için hem hikayenizi hem de markalarınızın tarihini ve şu anki konumunu anlatır mısınız?</strong></p>

<p><strong>“ALC’de doğdum, ALC’de büyüdüm”</strong></p>

<p>Şöyle arz edeyim, ailem hariç herkes telefonuna beni ya "ALC Mahmut" ya da "Mahmut ALC" olarak kaydetmiştir. 2007 yılında ALC ailesine işçi danışmanı olarak başladım ve 2013 yılına kadar danışmanlık yaptım. 2013 yılı sonrasında ALC Servis Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür Yardımcısı olarak görevime devam ettim. Yaklaşık yedi-sekiz yıl boyunca bu görevde çalıştım. 2021 yılında da ALC’nin Genel Müdürü olarak göreve başladım. 17 Mart 1990 doğumluyum, evli ve iki çocuk babasıyım. Dolayısıyla ALC’de doğdum, ALC’de büyüdüm diyebilirim. İnşallah önümüzde daha çok yol var, işimizi büyütmeye devam ediyor olacağız.</p>

<p><strong>ALC Servis sigorta sisteminde nasıl bir yer tutuyor?</strong></p>

<p>ALC markası 5 Mayıs 2005 yılında kuruldu. Sektörde satış sonrası hizmetlerde, özellikle mobil parça onarım prosesinde hizmet vermek üzere kurulmuş bir marka. 2013 yılında biz markanın tüm bayi ağını ve marka patentini devraldık. 2013 yılından beri yönetim tamamıyla bizde, yani yaklaşık on üç yıl oldu. Bu zaman zarfı içerisinde ALC markası sadece mobil parça prosesinde değil, hasar onarım, mini onarım ve mobil parça onarımı proseslerinde sigorta sektörüne hizmet vermekte. Tabii bunun yanı sıra periyodik bakım, mekanik onarım ve oto bakım-koruma üzerine de sigortalılara çeşitli hizmetler sunuyor.</p>

<p><strong>“21 yıldır bu markanın yanındayız”</strong></p>

<p>Markamız bu sene 21. yılını kutlayacak. İnşallah Kıbrıs’ta bir bayi toplantısıyla bunu gerçekleştiriyor olacağız, bunun da haberini buradan vermiş olayım. 21 yıldır bu markanın yanındayız. Son üç-üç buçuk sene içerisinde yeni markalar oluşturduk. Şu an toplamda altı grup markamız var: <strong>Türk Asistans, Sovtajyeri, ATC Yazılım, Alcar Filo</strong> ve <strong>ALC Servis</strong>. Bunların kimisi kapalı devre hizmet veriyor, yani sadece bayilerimize ve grup markalarımıza hizmet etmek üzere kuruldu, kimisi de doğrudan bireysele hitap ediyor. Bazı markalarımız da yine sigorta şirketlerinin sigortalılarına hizmet vermek üzere kurulmuş ve büyüyen markalardır.</p>

<p>Ancak ifade ettiğim gibi, ALC 21. yılını kutluyor ve sektörde herkes beni "Mahmut ALC" olarak biliyor. Bu ismi ve markayı koruyup kollamak, bizden sonraki nesillere bırakmak benim yegane görevim. Ben üç kardeşin ortancasıyım, kardeşim endüstri mühendisi, en küçüğümüz ise aktüer. Aile şirketi olduğumuz için büyük amcam Arif Bey’in oğlu da yazılım üzerine lisansını tamamladı ve şu an ATC Yazılım markamızın proje yöneticisi. Onun bir küçüğü yine endüstri, diğeri de aktüer. Takdir edersiniz ki aile şirketleri, sadece para kazanmaktan ziyade kendinden sonra gelen nesillere iş bırakmak üzerine kuruludur.</p>

<p>Ben ALC markasını "genç girişimci" vizyonuyla değerlendiriyorum. Tüccarlar para kazandıkça mutlu olurlar, girişimciler ise başarıyla mutlu olurlar. Biz bu markayı devraldığımızda tek bir servis noktası vardı; bugün ALC Servis’in Türkiye’de 9 şubesi, yurt dışında da Londra ve Kıbrıs olmak üzere 2 şubesi var. Bunun yanı sıra altı grup markası oluştu. En büyük hedefim, bu markayı sürdürülebilir bir şekilde bizden sonraki nesillere bırakmak ve geliştirmektir.</p>

<p><strong>"Değiştirmiyoruz, onarıyoruz, orijinalliği koruyoruz" mottosu nereden çıktı ve markanın merkezine nasıl yerleşti?</strong></p>

<p>2005 yılında kurulan markamız, başlangıçta kendini "küçük hasar uzmanı" olarak konumlandırmıştı. Ancak ALC Servis sadece küçük hasarları yapmıyor, hasar ekosisteminde sigortalılara uçtan uca hasar yönetim hizmeti de veriyor. Dolayısıyla yeni bir mottoya ihtiyacımız vardı. Özellikle 2021 yılında genel müdürlüğümüzü taşıdıktan sonra yönetim kurulu olarak bir karar aldık. "Kurumsal Esnaf" kavramını çok beğenmiştik, çünkü esnaf vizyonunu ve samimiyetini asla kaybetmememiz, müşteriye karşı o duruşu korumamız gerekiyordu ama kurumsal duruşumuzu da her zaman göstermeliydik. Bu vesileyle 2021 yılında <strong>"Değiştirmiyoruz, onarıyoruz, orijinalliği koruyoruz"</strong> mottosuyla yola çıktık.</p>

<p>Peki, bu sigorta şirketlerine nasıl bir fayda sağladı? Sigorta şirketleri, hasar maliyetlerini yönetmek adına parça değiştirmek yerine onarım mantığını çok benimsedi. Özellikle pandemiden sonra yedek parça tedarik sürecinin uzaması ve maliyetlerin artması, buna bağlı olarak ikame araç maliyetlerinin yükselmesi, sigorta şirketlerinin öncelikle onarım yolunu tercih etmesine vesile oldu. Bu da hem zincir servislerin hem de nitelikli onarım yapan firmaların verdiği hizmetin değerini artırdı.</p>

<p><strong>Hasarlı bir aracın servis süreci nasıl işliyor?</strong></p>

<p>Bir sigortalı hasar gerçekleştikten sonra servise başvurduğunda, öncelikle hasarın sigorta kapsamında olup olmadığını anlamak için hasar evrakları istenir. Sonrasında zabıt veya beyan temin edilir ve ilgili sigorta şirketinden sistem üzerinden hasar dosyası açılır. Ardından devletin bağımsız denetçisi olan kıymetli eksperler servisimize gelerek hasar tespiti yaparlar. Tespit sonrası onarım başlar, sigorta şirketi yedek parça tedarik sürecini yönetir ve parçalar servisimize sevk edildikten sonra montaj ve onarım tamamlanır. Kalite kontrolü sağlandıktan sonra araç sigortalıya teslim edilir.</p>

<p><strong>“CRM sürecini titizlikle yürütüyoruz”</strong></p>

<p>Fakat bizim işimiz burada bitmiyor. Aracı teslim ettikten sonra CRM hizmetimiz devreye giriyor. Neticede vermiş olduğumuz bir hizmet var. Türk Ticaret Kanunu gereği yapılan iş iki yıl boyunca garanti kapsamındadır. Hem bu garantinin takibi hem de müşteri memnuniyetini ölçerek hedeflerimizi belirlemek adına bu CRM sürecini titizlikle yürütüyoruz.</p>

<p><strong>Oto hasar onarımında sektörün hala kıramadığı en büyük "ezber" nedir?</strong></p>

<p>Aslında buna sektörün değil de, "sigortalının" kıramadığı ezber diyelim. Neden derseniz; hepimiz araç sahibiyiz, poliçe yaptırıyoruz ama genellikle risk gerçekleştiğinde açıp poliçemize bakıyoruz. Ne satın aldığımızın tam olarak farkında değiliz. Poliçe yaptırırken "en ucuzu olsun" mantığıyla hareket ediliyor ancak bugün kasko prim bedelleri neredeyse trafik priminden daha kritik hale geldi. Sigorta bilincinin tüketici tarafında daha fazla gelişmesi lazım, ne satın aldığını poliçeyi yaptırdığı an kontrol etmeli.</p>

<p><strong>“Sigortalıların poliçe içeriğini mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum”</strong></p>

<p>Asistans hizmetleri de buna bağlı. Sigortalı, poliçesinde ikame araç süresini örneğin 2x7 gün mü, süresiz mi? veya diğer detayları hasar anında öğrendiğinde, eğer beklentisi karşılanmazsa mağduriyet ve şikayet oluşuyor. Bu yüzden sigortalıların poliçe içeriğini mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. Bizler sigorta şirketleriyle projeler geliştiriyoruz, bazı projelerde süresiz ikame araç, bazılarında pasta cila veya oto bakım indirimleri gibi avantajlar sunuyoruz. Sigortalı, şirketi tarafından bize yönlendirildiğinde buranın belli bir standartta hizmet verdiğini biliyor. Biz aslında sigorta şirketlerinin de bir nevi sorumluluğunu üstleniyoruz, çünkü "sigortacı hasar anında belli olur" derler. Biz iyi hizmet verirsek sigorta şirketi de müşterisini korumuş olur.</p>

<p><strong>Hasar onarım süreçlerinde dijitalleşme sizin için ne ifade ediyor?</strong></p>

<p><strong>“Yazılım, bizim geleceğimizi şekillendirecek en önemli husus”</strong></p>

<p>2021 yılından beri genel müdürüm ancak bu markaya en büyük katma değerim nedir diye sorsaydınız "yazılım" derdim. 2013 yılında yönetimi devraldıktan sonra aldığım ilk aksiyon bir yazılım departmanı kurmaktı. 2016 yılında lansmanını yaptığımız <strong>DOST</strong> sistemini şu an tüm Türkiye kullanıyor ve bugüne kadar sistemimiz hiç çökmedi. Yazılım, bizim geleceğimizi şekillendirecek en önemli husustur.</p>

<p>Yaklaşık 6-8 ay önce <strong>ATC Yazılım</strong> adında bir şirket kurduk. Teknopark’ta 170 şirket arasından projemizi sunarak onay aldık. Projemiz, özellikle mobil parça onarım prosesinde karbon salımını azaltmaya, ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve geleceğe yeşil bir dünya bırakmaya odaklıdır. Yazılımın bizim için sonu yok, yapay zeka destekli programlarla evrak okumadan süreç yönetimine kadar her aşamayı geliştiriyoruz. İlerleyen süreçte müşteri deneyimini bu dijital altyapıyla daha da farklılaştıracağız.</p>

<p><strong>ALC’nin yaygın servis ağı ve sektördeki konumu nedir?</strong></p>

<p><strong>“Türkiye’nin en yaygın servis hizmet ağı ALC Servis’tedir”</strong></p>

<p>Şu an Türkiye’de 67 franchise ve 9 şube olmak üzere toplam 76 servis noktamız var. Türkiye’nin en yaygın servis hizmet ağı ALC Servis’tedir. Bunu neden hedefledik? Özellikle mini onarım prosesinde sigortalılar lokasyon yakınlığına çok önem veriyor. İstanbul’da trafikten dolayı hesap yapıyoruz ama Anadolu’da insanlar 20 kilometre mesafeyi bile uzak bulabiliyor. Biz şu an 26 sigorta şirketiyle mini onarım projesinde hizmet veriyoruz ve bu alanda en yaygın ağa sahip markayız.</p>

<p>Bu durum sigorta şirketine operasyonel kolaylık sağlıyor. Mini onarım süreçleri ALC gibi asist edilen bir firmaya devredildiğinde, şirketin üzerindeki dosya inceleme ve ödeme planlama yükü kalkıyor. Bizim yükümlülüğümüz hem maliyetlere olumlu katkıda bulunmak hem de memnuniyeti sağlayarak sigortalının bir sonraki yıl poliçesini yenilemesine vesile olmaktır.</p>

<p><strong>Rakiplerinizden farkınız nedir?</strong></p>

<p><strong>“Hasar onarım maliyetlerimiz minimum %30 daha tasarruflu”</strong></p>

<p>Biz "hasar kökenli" bir aileyiz. Hasarın içinden geliyoruz ve ailenin öz kaynaklarından, insan kaynağından maksimum düzeyde faydalanıyoruz. Kendi bünyemizde çok personel yetiştirdik. Yetkili veya özel servislere nazaran hasar onarım maliyetlerimiz minimum <strong>%30 daha tasarruflu</strong>. Yani piyasada 100 bin TL’ye mal olan bir hasar dosyası, ALC Servis’te yaklaşık 70 bin TL civarında sonuçlanabiliyor. En güçlü yanımız bu operasyonel verimliliktir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Gelecek hedefleriniz nelerdir?</strong></p>

<p><strong>“Hedefimiz bu altı markayı sürdürülebilir kılmak”</strong></p>

<p>ALC, 21 yıldır sektörde olan bir marka. Biz hasar ekosistemini (asistans, yedek parça, yazılım) oluşturduk. Şu an önceliğimiz bu markaları hazmetmek ve operasyonel süreçlerini ATC Yazılım ile daha iyi yönetmek. Şu an için yeni bir şube açma planımız yok, hedefimiz bu altı markayı sürdürülebilir kılmak. Biz tüccar değil girişimciyiz, başarı bizim için itibar ve istikrarı korumakla, yani sürdürülebilirlikle olur. Belki ilerleyen dönemde yeni mottomuz "Sürdürülebilir Tasarruf" olabilir.</p>

<p><strong>Sektöre son mesajınız nedir?</strong></p>

<p><strong>“Sigorta sektöründen beklentimiz farkındalık yaratılmasıdır”</strong></p>

<p>Tüm sektöre ve büyüklerime saygılarımı sunuyorum, onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Sigorta sektöründen beklentimiz farkındalık yaratılmasıdır. Sigorta şirketleri sadece prim üretmeye odaklanmamalı, hasar süreçlerinde ALC gibi sürdürülebilirlik odaklı firmaları daha çok dinlemelidir. 2013 yılında tek bir şubeyken bugün 76 noktaya ulaştık ve bu sistemi yönetecek güçlü bir altyapımız var.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/alc-serviste-dijital-donusum-ve-21-yillik-basari-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/alc-mahmut.jpg" type="image/jpeg" length="34206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Allianz Türkiye İstanbul Buluşmasında sektörün geleceğini konuştu]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/allianz-turkiye-istanbul-bulusmasinda-sektorun-gelecegini-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/allianz-turkiye-istanbul-bulusmasinda-sektorun-gelecegini-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Allianz Türkiye, Acente Kulüpleri İstanbul Buluşması kapsamında acenteleriyle bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Allianz Türkiye</strong>, Acente Kulüpleri İstanbul Buluşması kapsamında acenteleriyle bir araya geldi. <strong>CEO Tolga Gürkan</strong>, etkinlikte sigortacılık sektörünün hızla dönüşüm geçirdiğine dikkat çekti. Gürkan, “Teknoloji ve veri oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Ancak değişmeyen bir şey var: güvene dayalı güçlü ilişkiler” dedi.</p>

<p><a href="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-09-at-145439.jpeg" rel="nofollow" title=""><img height="1067" src="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-09-at-145439.jpeg" width="1600" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gürkan, acentelerle birlikte odağının müşteriyi daha iyi anlamak, gerçek değer sunmak ve bu değeri birlikte büyütmek olduğunu vurguladı. Etkinlik, sektör paydaşlarının aynı vizyon etrafında buluştuğu, geleceğe dair fikirlerini paylaştığı değerli bir platform olarak öne çıktı.</p>

<p>CEO Gürkan, organizasyona katkı sunan ekip arkadaşları ve acentelere teşekkürlerini iletti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/allianz-turkiye-istanbul-bulusmasinda-sektorun-gelecegini-konustu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-09-at-145439-1.jpeg" type="image/jpeg" length="79112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gurbetçilere kritik uyarı: Sigorta kayıtlarındaki hatalar emekliliği etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/gurbetcilere-kritik-uyari-sigorta-kayitlarindaki-hatalar-emekliligi-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/gurbetcilere-kritik-uyari-sigorta-kayitlarindaki-hatalar-emekliligi-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurt dışında çalışan gurbetçi işçilere sigorta konusunda önemli uyarılar yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle farklı ülkelerde çalışma süresi bulunan kişilerin <strong>sosyal güvenlik haklarını </strong>koruyabilmesi için sigorta süreçlerini dikkatle takip etmesi gerektiğini belirtiliyor.</p>

<p>Ekonomi çevrelerinden edinilen bilgilere göre, yurt dışında çalışan vatandaşların Türkiye’deki emeklilik haklarını etkileyen en önemli unsurların başında sigorta kayıtları geliyor. Eksik ya da hatalı bildirimler, ilerleyen süreçte ciddi hak kayıplarına neden olabiliyor.</p>

<p>Gurbetçi işçilerin çalıştıkları ülkeler ile Türkiye arasındaki sosyal güvenlik anlaşmalarını dikkate alarak işlem yapmaları gerektiğini vurgulanıyor. Bu kapsamda, hizmet borçlanması ve prim gün sayılarının doğru hesaplanması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Ayrıca yurt dışında geçirilen çalışma sürelerinin <strong>Türkiye’</strong>de emekliliğe saydırılabilmesi için gerekli başvuruların zamanında yapılması gerektiği ifade ediliyor. Aksi durumda, emeklilik süresi uzayabiliyor ya da maaşta düşüş yaşanabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle emeklilik planı yapan gurbetçilerin, <strong>sigorta </strong>kayıtlarını düzenli kontrol etmeleri ve gerektiğinde profesyonel destek almalarının olası mağduriyetlerin önüne geçeceğine dikkat çekiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>izmirdesondakika</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/gurbetcilere-kritik-uyari-sigorta-kayitlarindaki-hatalar-emekliligi-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/03/screenshot-1-1.png" type="image/jpeg" length="11281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yavuz Ölken: Müşteriyi bir poliçe numarası olarak değil, çözüm ortağı olarak görüyoruz]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/yavuz-olken-musteriyi-bir-police-numarasi-olarak-degil-cozum-ortagi-olarak-goruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/yavuz-olken-musteriyi-bir-police-numarasi-olarak-degil-cozum-ortagi-olarak-goruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken Sigorta Postası'na özel açıklamalarda bulundu. Ölken, 2025’in Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı bir yıl olduğunu belirterek, teknik zarara rağmen finansal karlılıkla sektörün yılı artıda kapatacağını söyledi. AXA Türkiye’nin 90 milyar TL’yi aşan prim üretimiyle sektörden daha güçlü büyüdüğünü vurgulayan Ölken, teknoloji yatırımları ve acente dönüşümüyle 2026’ya hazır olduklarını ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken Sigorta Postas</strong>ı'na özel açıklamalarda bulunarak İsmail Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Ölken, 2025’in Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı bir yıl olduğunu belirterek, teknik zarara rağmen finansal karlılıkla sektörün yılı artıda kapatacağını söyledi.</p>

<p><strong>“Reel büyümenin sağlandığı bir yıl oldu”</strong></p>

<p>2025 yılı bence Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı, artıların konuşulduğu bir yıl oldu. Sektör, enflasyonun üzerinde bir büyüme sağladı ki bu oldukça kritik bir başarıydı. 2023 sonrasında dünyada oluşan o "sert pazar koşulları" dediğimiz; reasürans arzının azaldığı, teknik sigortacılığın ön plana çıktığı ve risklerin daha yüksek çarpanlarla sigorta edildiği yörüngenin son bulduğu bir yılı geride bıraktık. Ancak veriler, özellikle 2025 yılının ikinci yarısından itibaren rekabetin inanılmaz boyutlara ulaştığını işaret ediyor. Henüz kesin sonuçları görmedik ama elimizdeki dokuzuncu ay verileri, 2025’de teknik zararın olduğu ancak finansal kârın üretildiği bir yıl olacağını gösteriyor.</p>

<p>Türk sigortacılığı; makroekonomik indikatörlere, dünyadaki koşullara ve jeopolitik gelişmelere rağmen faaliyet kârı üretebilen, bu kârın bir miktarını yatırıma yönlendiren, bir kısmını teknik karşılıklarını güçlendirmeye aktaran sağlam bir yapı sergiledi. En önemlisi de bu kârın bir kısmını, sigortalıların satın alma gücünü dikkate alarak fiyatları daha dengeli ve makul seviyelerde tutmak için kullandı.</p>

<p><img height="819" src="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/03/screenshot-11.png" width="1452" /></p>

<p><strong>“90 milyarı aşan bir prim üretimine ulaştık”</strong></p>

<p>2025’i kapatırken iki unsuru unutmamak lazım: Birincisi, son 10 yılın en şanslı doğal afet yılını yaşadık. Eğer deprem, sel veya dolu gibi büyük bir afet yaşasaydık teknik zarar çok daha derin olurdu. İkincisi ise hâlâ prim bazlı büyüyoruz; yani poliçe adedinden ziyade sigorta bedellerinin artışıyla büyüme sağlıyoruz. Sigortalanma oranlarında ise henüz beklenen o büyük ivmeyi yakalayamadık. AXA Türkiye tarafına bakarsak; biz sektörün 6-7 puan üzerinde, reel bir büyüme sergiledik ve 90 milyarı aşan bir prim üretimine ulaştık. Birleşik rasyosu 100’ün altında, teknik tarafı güçlü ve rezervlerini tamamen pekiştirmiş bir yılı geride bıraktık. Özellikle hayat ve hayat dışı sinerjisini iyi kullanarak pazar payı kazandık. 2025, bizim için teknoloji ve süreç optimizasyonuyla 2026’ya güçlü bir hazırlık yılı oldu.</p>

<p><strong>Hem yerelde hem globalde oluşan rekabet ortamında AXA’yı farklı kılan ne?</strong></p>

<p><strong>“Sahanın sesini dinlemek ve "eli sıcak olmak" bizim için vazgeçilmezdir”</strong></p>

<p>Bizi farklı kılan unsurların başında "sahada olmayı sevmemiz" geliyor. 2025 yılında tüm çalışma arkadaşlarımızla beraber her gün sahadaydık diyebilirim. 9 bölgemiz ve 5 temsilciliğimiz var; 2025 içinde 2 yeni temsilcilik daha açtık ve var olanları desteklemeye devam ediyoruz. Sahanın sesini dinlemek ve "eli sıcak olmak" bizim için vazgeçilmezdir. İşimiz güven vermek ama bir taraftan da hasarınızı ödemek. Bugün hasar süreçlerimiz çok güçlü ve "müşteri NPS'i" kavramını işin kalbine oturtmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Müşterilerin davranış ekonomisindeki değişikliklerin sigortaya yansımasını çok hızlı anlamaya gayret ediyoruz. Bunun karşılığında ürün ve hizmetlerde, müşteriyi dinleyerek değişiklikler yapıyoruz. Acentelerimizi de çok iyi dinliyoruz çünkü acentelerin yaşadığı yörünge çok dinamik ve maalesef 2026 sonrasında zorluk derecesinin yükselerek artacağını görüyoruz. Onların sürdürülebilir kılınmasını sağlamak bizim önceliğimiz.</p>

<p><strong>AXA’nın uluslararası bir şirket olması bu rekabette size nasıl bir avantaj sağlıyor? </strong></p>

<p><strong>“130 yıldır bu topraklardayız”</strong></p>

<p>Bu topraklarda 130 yılı aşkındır varız. AXA Türkiye markasıyla taçlanan bu süreçte AXA Grubu, Türkiye’ye her zaman önemli bir sermaye sağladı. 2023 yılında, krizin yoğun olduğu bir dönemde satın alma gerçekleştirdik. Bu, AXA’nın Türkiye’ye olan güveninin sonsuz olduğunun kanıtıdır. Grup, Türkiye’deki sigortacılık modelinin global standartlarla uyumunu takdir ediyor. Biz global bir şirketin Türkiye’deki yöneticileriyiz ve burayı yerel gerçeklere, makroekonomik dengelere uygun yönetiyoruz. Paris’te veya Madrid’deki bir çözümü buraya getirmiyoruz; aksine biz burada geliştirdiğimiz modelleri dünyaya ihraç ediyoruz.</p>

<p><strong>AXA Türkiye’nin global ölçekteki ağırlığı ve sizin uluslararası rollerinizden bahseder misiniz?</strong></p>

<p>AXA Türkiye olarak biz "AXA Afrika ve Türkiye" bölgesinin bir parçasıyız ve bu bölgede açık ara lideriz. Uluslararası pazarların toplam prim ve kârının %25’ini biz oluşturuyoruz. Bununla yetinmiyoruz; her iş kolundaki arkadaşımız global çalışma gruplarının lideri veya sponsoru. Benim de iki önemli rolüm var: Bir tanesi data ve yapay zeka konusunda 17 ülkede danışmanlık yürütüyorum. Yeni olarak da "Müşteri Değeri Yönetimi" konusunda 17 ülkeden sorumlu bir liderlik üstlendim. İyi işler yaptığınızda dünya çapında dikkat çekiyor ve sürdürülebilir oluyorsunuz.</p>

<p><img height="820" src="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/03/screenshot-1-5.png" width="1472" /></p>

<p><strong>Acente modelleri ve onların geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Dağıtım kanalları nasıl bir dönüşüm geçirmeli?</strong></p>

<p><strong>“Acentelerimizin sadeleşmesi, hantal yapılardan kurtulup teknolojiye adapte olması gerekiyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acentelerimiz için temel reçete büyümektir. 2023-2025 arası yüksek enflasyon ve finansal getiriler sebebiyle bir miktar rehavet oluşmuş olabilir ancak 2026 ve sonrası oldukça tehditli görünüyor. Acentelerimizin sadeleşmesi, hantal yapılardan kurtulup teknolojiye adapte olması gerekiyor. Müşteri veri tabanını yönetmeli ve poliçe adetlerine odaklanmalılar. Türkiye’de bir müşterinin ortalama poliçe adedi 1.30 seviyesinde. AXA olarak biz bu oranı 1.47’den 1.52’ye çıkardık. Bu küçük bir artış gibi gözükse de, 3 milyon müşteriniz varsa 150 binin üzerinde yeni poliçe satışı demektir. Ayrıca dağıtım kanalları arasındaki sağlıksız "komisyon iadesi" rekabetini mesleğin itibarı açısından riskli buluyorum. 7/24 müşterinin yanında olan acentenin hizmet bedelinin bu şekilde değersizleştirilmesi sürdürülebilir değildir.</p>

<p><strong>Hangi ürünlerde büyüme fırsatı görüyorsunuz? Sağlık sigortalarındaki ivme ne durumda?</strong></p>

<p><strong>“Gidilecek çok yolumuz var”</strong></p>

<p>Sağlık branşı hayatımızda hep olacak. Ancak Türkiye’deki tabloya baktığımızda gidilecek çok yolumuz var. Bugün özel sağlık, tamamlayıcı sağlık, grup ve bireysel sigortalı sayılarını topladığımızda yaklaşık 6,5 milyon kişiden bahsediyoruz. 85 milyonluk nüfusumuzu düşündüğümüzde penetrasyonun ne kadar düşük olduğu ortada. Sağlık sisteminin, özel hizmet sağlayıcıları ve sigortacılarla el ele vererek büyüyeceğine inanmalıyız. Burada kritik nokta; sağlık sağlayıcıları ile sigortacıların dengeli ve optimize edilmiş bir maliyet çalışması içinde olmasıdır. Ancak bu şekilde sigortayı tabana yayabiliriz. AXA Türkiye olarak biz bu alanda ürünlerimizi tamamen yeniledik ve son 8 yılda neredeyse 8 kat büyüme kaydederek 1 milyon sigortalı sayısına dayandık.</p>

<p>Tabii sadece sağlıkla bitmiyor; risklerin nitelik değiştirmesinden de bahsetmemiz gerek. Her yıl sonbaharda yayınladığımız AXA Gelecek Riskleri Raporu’nu tüm okurlara tavsiye ederim. Web sitemizde de yer alan bu raporlarda; iklim değişimi, küresel ısınma, pandemi, siber riskler ve jeopolitik risklerin nasıl bir düzlemde ilerlediğini sigortacı perspektifiyle anlatıyoruz.</p>

<p>Dijitalleşen dünyada “Bireysel Siber Sigorta” ürünümüz büyük rağbet görüyor. Evlerimizde bile her şey online iken siber güvenliği bir lüks olmaktan çıkardık. KOBİ’ler için ise acentenin kolay satabileceği, en yüksek bedelli siber korumayı ticari paketlerin içine entegre ettik.</p>

<p>Bir diğer önemli ürünümüz ise deprem bölgesine yönelik geliştirdiğimiz “Parametrik Sigorta” ürünümüzdür. Deprem sonucu finansal kayıpları güvence altına alan bu poliçe, binanızda maddi hasar olmasa bile o bölgede hayat durduğu için ortaya çıkan finansal kayıpları hemen ödeyen bir kimlikte.</p>

<p><strong>Teknolojik yatırımlarınızdan, özellikle "Yaver" projesinden bahseder misiniz? </strong></p>

<p><strong>“YaverGPT ile acentelerimize büyük kolaylık sağlıyoruz”</strong></p>

<p>Yaver bizim için sadece bir proje değil, bir ekosistemdir. Bugün hasar dosyalarımızda eksper raporlarını analiz eden yapay zeka modülümüz %20 verimlilik artışı sağladı. Medikal underwriting süreçlerimizi %25 hızlandırdık. Ayrıca YaverGPT ile acentelerimize müthiş bir kolaylık sağlıyoruz. Acentemiz sistem üzerinden hangi müşterinin hangi ek ürüne ihtiyacı olduğunu ve o müşterinin teklifi kabul etme olasılığını görebiliyor. Veriyi yönetmek, doğru değer koymak ve müşteriye uygun hizmet seviyesini belirlemek başarımızın anahtarıdır.</p>

<p><strong>"Güven" ve "Sadakat" bu değerler AXA Türkiye için ne ifade ediyor?</strong></p>

<p>Güven konusu, aslında sigortacılığın üzerinde tartışılmaması gereken en temel zeminidir. Türkiye, regüle bir pazar; arkamızda güçlü bir kanun koyucu (SEDDK) ve net yönetmelikler var. Biz AXA Türkiye olarak güveni sadece finansal rasyolarla değil, somut verilerle ölçüyoruz: Sermayemiz yeterli mi? Teknik karşılıklarımız yerinde mi? Hasarı ne kadar hızlı ve sürtünmesiz ödüyoruz? Müşteri memnuniyet anketlerimizde pazardan 10-15 puan yukarıda olmamız, 5 üzerinden 4,5'i aşan hizmet skorlarımız bu güvenin telkinidir.</p>

<p>Ancak biz bir adım ileri gittik ve güvenin adını “Empati Güvencesi” olarak yeniden tanımladık. Güven zaten olmak zorunda; biz bunun üzerine "duygu" ve "anlama"yı ekledik. Biz genel müdürlüklerimizde oturarak sahayı okuyamayız. Empati, karşı tarafın ne dediğini gerçekten dinlemek ve ona göre aksiyon almaktır. <a name="_Hlk223418888">Örneğin; sağlık sigortalarında ömür boyu yenileme garantisini 3 yıldan 2 yıla çeken ilk şirketiz. Neden? Çünkü E-Nabız gibi şeffaf sistemler varken, müşteri bilgisini bizimle paylaşıyorsa onu bekletmenin bir anlamı yok. İşte empati budur; müşteriyi ve acenteyi anladığınızı onlara hissettirmektir.</a></p>

<p><a name="_Hlk223418925"><strong>“Biz empati güvencesinin yanına sadakat programlarını koyuyoruz”</strong></a></p>

<p>Sadakat, empati güvencesinin ayrılmaz bir parçasıdır. 20 yıllık bir müşterimize davranış biçimimiz farklı olmalı. Onun bizde yarattığı değeri ölçebilmeliyiz. Eğer sadık bir müşterimiz istisnai bir durumla karşılaştıysa, sistem bunu kişi bazlı inisiyatiflere bırakmadan "otomatik" olarak müşteri lehine çözmeli. Biz empati güvencesinin yanına sadakat programlarını koyuyoruz.</p>

<p><img height="532" src="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/03/sigorta-life-sayi-66.jpeg" width="365" /></p>

<p><strong>AXA Climate ve sürdürülebilirlik tarafında neler yapıyorsunuz? Tarım sigortaları ve iklim riskleri konusunda nasıl bir yol izleniyor?</strong></p>

<p><strong>“Bu birikimlerin korunması geleceğe olan borcumuzdur”</strong></p>

<p>AXA Climate akademimizle Türkiye’de gıdaya erişim sorununa karşı dikey, susuz ve organik tarım projelerine maddi destek sağlıyoruz. 90 milyar TL’lik prim üretimimizin yaklaşık 3 milyar TL’si "Yeşil Prim"den geliyor. Deniz altındaki mercanların karbon salınımını absorbe etme gücünü keşfettikçe biyoçeşitliliği ve su altı kültürel mirasını korumayı önceliklendirdik.</p>

<p>Ayrıca AXA Grubu, dünyada sosyal sorumluluk alanında destekleyeceği üç bölgeden biri olarak Türkiye'yi seçti. Bu kapsamda Hatay’da depremde yok olan kültürel mirasın yeniden inşası için finansal kaynak sağlayacağız. İklim krizi kapımızda; 2026'nın ilk iki ayında 2025 toplamından fazla afet hasarı aldık. Bu birikimlerin korunması geleceğe olan borcumuzdur.</p>

<p><strong>Sizi en çok mutlu eden 3 şey nedir?</strong></p>

<p>Birincisi, ailemdeki huzur; bu benim için vazgeçilmezdir. İkincisi, "iyi olma hali"; yani bardağın her zaman dolu tarafından bakabilmek. Bu benim için bir yaşam tarzı. Üçüncüsü ise AXA; bu yoğun tempoda bu kurumda yarattığımız değer ve geleceğe dönük adımlarımız benim mutluluk hayallerimin bir parçası.</p>

<p><strong>Toteminiz var mı?</strong></p>

<p>Çok iyi bir Beşiktaşlıyım ama totemci değilim. Beşiktaş benim için bir tutku; sosyal hayatımın büyük bir kısmını spora ve kulübüme ayırabiliyorum.</p>

<p><strong>AXA'nın voleybola katkıları ve sizin şahsi spor tutkunuz nasıl birleşiyor?</strong></p>

<p>Eğer bugün cesaretli, mücadeleci ve sabırlı bir yöneticiysem, bunu spora borçluyum. Voleybol camiası bana çok şey öğretti, şimdi bu borcu olimpiyat komitesi ve federasyondaki görevlerimle geri ödüyorum. Kurumumuzda 300 gönüllü ile yürüttüğümüz projeler de bu "iyi olma hali" vizyonumuzun bir parçası. Gönüllülük ve sosyal sorumluluk bu bütünün temelidir.</p>

<p><strong>Yapmaktan en hoşlanmadığınız şey ne?</strong></p>

<p>Yapmaktan en hoşlanmadığım şey, uyumak. Çünkü uyuduğum her an hayattan bir şeyler kaçırıyormuşum gibi geliyor. Üniversite yıllarımda da böyleydim. Sabah 07.00’de Kadıköy çarşısında esnafla beraber hayatın içinde olma heyecanı bende hâlâ taze. Sokakta dolaşmayı, gözlem yapmayı, camdan bakarak hayatı seyretmeyi uyumaya her zaman tercih ederim.</p>

<p><strong>Yaz mı, Kış mı?</strong></p>

<p>Yaz ve bahar.</p>

<p><strong>Dinlenmeli mi, Aktiviteli mi?</strong></p>

<p>Kesinlikle bol aktiviteli.</p>

<p><strong>Dijital mi, Analog mu?</strong></p>

<p>Hibrit.</p>

<p><strong>Zaman Yolculuğu?</strong></p>

<p>Geçmişten feyz alarak geleceğe doğru koşmak.</p>

<p><strong>Yetenek?</strong></p>

<p>Sanatsal özelliklerle doğmayı isterdim.</p>

<p><strong>Son Yemek?</strong></p>

<p>Herhangi bir deniz ürünü.</p>

<p><strong>Başka bir zihin?</strong></p>

<p>Bir köpeğin zihninde yaşayıp dünyayı o sadakat ve pozitiflikle görmeyi çok merak ediyorum. O sevilme ve uyumlanma duygusu gerçekten muazzam bir bilinmezlik.</p>

<p><strong>Son mesajınız nedir?</strong></p>

<p>Bu mesleği çok severek yapıyorum. Sigortacılık çok kutsal ve önemli bir iş. Geleceğe güvenle bakmak ve geceleri biraz daha rahat uyumak için sigorta ekosistemini gündeminize alın. Sektör sizi bekliyor, AXA Türkiye her zaman yanınızda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/yavuz-olken-musteriyi-bir-police-numarasi-olarak-degil-cozum-ortagi-olarak-goruyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/03/a-x-a-turkiye-yavuz-olken-2.jpg" type="image/jpeg" length="22625"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
