<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Sigorta Postası</title>
    <link>https://www.sigortapostasi.net</link>
    <description>Sigorta ve Bireysel emeklik dünyasına dair her şey burada</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/soylesi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 30 Apr 2026 07:53:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/rss/soylesi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Yılmaz'dan Sigorta Postası'na özel: Sigorta sektöründe sessiz dönüşüm ve yeni disiplin dönemi]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/ozgur-yilmazdan-sigorta-postasina-ozel-sigorta-sektorunde-sessiz-donusum-ve-yeni-disiplin-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/ozgur-yilmazdan-sigorta-postasina-ozel-sigorta-sektorunde-sessiz-donusum-ve-yeni-disiplin-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkan Yardımcısı ve İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı Özgür Yılmaz, Sigorta Postası'na özel yazdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta sektöründe bazı dönemler vardır; değişim açıktır, herkes farkındadır ve yön bellidir. Bir de bazı dönemler vardır ki değişim sessiz ilerler, ancak etkisi çok daha derin olur. Bugün içinde bulunduğumuz süreç, işte bu ikinci gruba girmektedir.</p>

<p>Sektör büyüyor, üretim artıyor, dijitalleşme hız kazanıyor. Ancak bu büyümenin içinde, aynı zamanda sistemin sınırlarının zorlandığı, mesleğin tanımının esnemeye başladığı ve dengelerin yeniden kurulduğu bir dönem yaşanmaktadır.</p>

<p>Son dönemde sahada en çok hissedilen konu, sigortacılığın yalnızca teknik bir faaliyet olmaktan çıkıp yeniden “disiplin” ekseninde ele alınması gerekliliğidir. Çünkü sigortacılık, temelde güven üzerine kurulu bir sistemdir ve bu güven ancak kuralların net olduğu, sorumluluğun açık şekilde tanımlandığı bir yapı ile sürdürülebilir.</p>

<p>Uzun süredir devam eden yetkisiz ekran kullanımı, kayıt dışı aracılık faaliyetleri ve denetim dışı dijital uygulamalar karşısında; sektör olarak yürütülen tespit, değerlendirme ve çözüm odaklı çalışmalar artık somut bir sonuç aşamasına ulaşmıştır. Bu yapıların görmezden gelinmesi, hem sektörün güvenilirliğini zedelemekte hem de mesleğini kurallara uygun şekilde icra eden acentelerin emeğini değersizleştirmektedir. Bu nedenle konu yalnızca mesleki bir başlık değil; sistemin bütününü ilgilendiren yapısal bir risk olarak ele alınmaktadır.</p>

<p>Bu çerçevede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sigorta Acenteleri İcra Komitesi olarak yürütülen çalışmalar neticesinde, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu koordinasyonunda başlatılan yeni düzenleme süreci sektör açısından önemli bir dönüm noktasını ifade etmektedir.</p>

<p>Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi altyapısıyla hayata geçirilecek yeni sistem, yalnızca teknik bir güncelleme değil; sigortacılık faaliyetinin sınırlarını yeniden tanımlayan bir yapı ortaya koymaktadır. Artık sigorta şirketi ekranlarına erişim, merkezi doğrulama sistemleri ve e-Devlet entegrasyonu olmadan mümkün olmayacaktır. Yetkisiz erişim, ekran paylaşımı ve üçüncü kişilere kullanım gibi uygulamalar doğrudan tespit edilerek yaptırıma tabi tutulacaktır.</p>

<p>Yeni sistem yalnızca erişimi değil, üretim araçlarını da kapsayacak şekilde tasarlanmıştır. Çoklu teklif ve poliçe üretimi sağlayan robotik yazılımlar akreditasyon sürecine tabi tutulacak, akredite olmayan sistemlerin kullanımı idari ve hukuki yaptırımlarla karşılık bulacaktır. Bununla birlikte internet siteleri, mobil uygulamalar ve çağrı merkezleri üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde sigortalı bazlı doğrulama zorunlu hale getirilecek; doğrulama olmaksızın teklif ve poliçe üretimi mümkün olmayacaktır.</p>

<p>Bu düzenlemelerle birlikte sektörde uzun süredir tartışılan gri alanlar ortadan kaldırılacak ve kayıt dışı işlem alanı bırakılmayacaktır. 6 Nisan 2026 itibarıyla başlatılan hazırlık sürecinin ardından, sistemin 6 ila 12 ay içerisinde zorunlu olarak devreye alınması planlanmaktadır.</p>

<p>Bu süreç yalnızca bir kontrol mekanizması değil; aynı zamanda sektörün kendi kendini koruma refleksidir. Yetkisiz faaliyetlere karşı getirilen yaptırımların kapsamı da bu yeni dönemin ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır. İlgili kişi ve kurumlar hakkında idari yaptırımların yanı sıra faaliyet kısıtlamaları, iptaller ve hukuki süreçler gecikmeksizin uygulanacaktır.</p>

<p>Sigortacılık; disiplin, mevzuat ve sorumluluk üzerine kurulu bir meslektir. Bu yapıyı zedeleyen her uygulama yalnızca rekabeti değil, sistemin tamamını etkilemektedir.</p>

<p>Bu noktada bir diğer önemli başlık ise rekabet anlayışında yaşanan dönüşümdür. Son dönemde bazı platformlarda ortaya çıkan, poliçe fiyatı ve komisyon üzerinden şekillenen agresif rekabet modelleri; kısa vadede avantaj sağlıyor gibi görünse de, orta ve uzun vadede sektör dengeleri açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Aracısından daha düşük fiyatla poliçe sunulması ya da komisyon iadeleri, yalnızca mesleki yapıyı değil, hizmetin sürdürülebilirliğini de doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>Oysa sigortacılıkta değer; satış anıyla sınırlı değildir. Riskin doğru analiz edilmesi, teminat yapısının doğru kurgulanması ve hasar anında sürecin etkin şekilde yönetilmesiyle ortaya çıkan bütüncül bir hizmet anlayışına dayanır. Bu nedenle yalnızca fiyat üzerinden şekillenen bir rekabet modelinin uzun vadede sağlıklı bir zemin oluşturması mümkün değildir.</p>

<p>Sigortacılık sektörü, ekonomik sistem içerisinde yalnızca finansal bir hizmet alanı değil; aynı zamanda toplumsal güvenin sürdürülebilirliğini sağlayan temel yapılardan biridir. Bu yapının sağlıklı işlemesi, güven, şeffaflık ve disiplin ilkelerinin korunmasına bağlıdır.</p>

<p>Son yıllarda hız kazanan dijitalleşme süreci, sektörün iş yapış biçimini köklü şekilde dönüştürmüştür. Teknolojik altyapının gelişmesi, veri analitiğinin yaygınlaşması ve müşteri davranışlarının dijital platformlara kayması, önemli fırsatlar sunarken aynı zamanda mesleki sınırların korunmasını ve yeni risk alanlarının doğru yönetilmesini zorunlu kılmıştır.</p>

<p>Özellikle dağıtım kanalları ve aracılık faaliyetlerinde bu dönüşüm daha belirgin şekilde hissedilmektedir. Yetkisiz erişim yöntemleri, kontrolsüz ekran kullanımları ve denetim dışı dijital platformlar üzerinden yürütülen faaliyetler; yalnızca teknik bir konu değil, sigortacılığın temelini oluşturan güven ilişkisini zedeleyebilecek yapısal risklerdir.</p>

<p>Bu çerçevede sigorta acenteleri, dönüşüm sürecinde sektörün en kritik unsurlarından biri olmaya devam etmektedir. Acenteler; sigortalının ihtiyacını doğru analiz eden, teminat yapısını doğru kurgulayan ve hasar anında süreci yöneten yapılar olarak hizmet kalitesinin belirleyici unsurlarındandır. Bu rol yalnızca bir satış faaliyeti değil, aynı zamanda sistemin sağlıklı işlemesini destekleyen bir sorumluluk alanıdır.</p>

<p>Rekabetin kaçınılmaz olduğu bir ortamda farklılaşma arayışları doğaldır. Ancak bu farklılaşmanın yalnızca fiyat ve komisyon üzerinden şekillenmesi, sigortacılık hizmetinin doğasıyla uyumlu değildir. Sağlıklı rekabet; teminat kalitesi, doğru bilgilendirme, hizmet sürekliliği ve hasar yönetimi başarısı gibi unsurların birlikte değerlendirildiği çok boyutlu bir yaklaşım gerektirir.</p>

<p>Sigortacılık sektörü çok paydaşlı bir yapıya sahiptir. Sigorta şirketleri, acenteler, brokerler, eksperler, teknoloji firmaları ve kamu otoriteleri arasında kurulacak güçlü iş birliği; yalnızca mevcut sorunların çözümünü kolaylaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda sektörün sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesini sağlayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda düzenlenen Sigorta İzmir – Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi gibi organizasyonlar, sektörün kendini değerlendirdiği, sahadan gelen sorunların doğrudan ifade edildiği ve ortak vizyonun şekillendirildiği önemli platformlar olarak öne çıkmaktadır. 11–13 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek bu buluşma, sektörün tüm bileşenlerini bir araya getirerek güçlü bir etkileşim zemini sunacaktır.</p>

<p>Önümüzdeki dönem, sigortacılık sektörü açısından bir eşik niteliği taşımaktadır. Bu eşik; kuralların daha net tanımlandığı, denetim mekanizmalarının güçlendiği ve sorumluluk alanlarının daha belirgin hale geldiği yeni bir döneme işaret etmektedir.</p>

<p>Bu süreçte öne çıkacak olanlar; yalnızca hızlı hareket edenler değil, değişimi doğru analiz eden, kendini doğru konumlandıran ve mesleki değerleri koruyarak sürdürülebilir bir yaklaşım benimseyen yapılar olacaktır. Çünkü kalıcılık, hızdan çok istikrarlı duruşla sağlanır.</p>

<p>Sigortacılık en temelde bir güven işidir. Bu güven; kurallarla korunur, sistemle güçlenir ve doğru uygulamalarla anlam kazanır. Bugün yaşanan dönüşüm, sektörün kendi temelini yeniden sağlamlaştırma sürecidir. Bu süreci doğru okuyan ve yön veren yapılar, yalnızca bugünün değil, yarının sigortacılık anlayışında da belirleyici olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SEKTÖR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/ozgur-yilmazdan-sigorta-postasina-ozel-sigorta-sektorunde-sessiz-donusum-ve-yeni-disiplin-donemi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/ozgur-yilmaz.jpg" type="image/jpeg" length="95165"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ALC Servis’te dijital dönüşüm ve 21 yıllık başarı hikayesi]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/alc-serviste-dijital-donusum-ve-21-yillik-basari-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/alc-serviste-dijital-donusum-ve-21-yillik-basari-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigorta Postası'na özel konuşan ALC Servis Genel Müdürü Mahmut Şevluk, ALC Servis’in 21 yıllık hikayesini, sektördeki yaygın servis ağı ve dijital dönüşüm çalışmalarını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta Postası'na özel konuşan ALC Servis Genel Müdürü Mahmut Şevluk, ALC Servis’in 21 yıllık hikayesini, sektördeki yaygın servis ağı ve dijital dönüşüm çalışmalarını anlattı.</p>

<p><strong>Sektörü tanıyoruz, yıllardır sektördesiniz ama sizi tanımayanlar için hem hikayenizi hem de markalarınızın tarihini ve şu anki konumunu anlatır mısınız?</strong></p>

<p><strong>“ALC’de doğdum, ALC’de büyüdüm”</strong></p>

<p>Şöyle arz edeyim, ailem hariç herkes telefonuna beni ya "ALC Mahmut" ya da "Mahmut ALC" olarak kaydetmiştir. 2007 yılında ALC ailesine işçi danışmanı olarak başladım ve 2013 yılına kadar danışmanlık yaptım. 2013 yılı sonrasında ALC Servis Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür Yardımcısı olarak görevime devam ettim. Yaklaşık yedi-sekiz yıl boyunca bu görevde çalıştım. 2021 yılında da ALC’nin Genel Müdürü olarak göreve başladım. 17 Mart 1990 doğumluyum, evli ve iki çocuk babasıyım. Dolayısıyla ALC’de doğdum, ALC’de büyüdüm diyebilirim. İnşallah önümüzde daha çok yol var, işimizi büyütmeye devam ediyor olacağız.</p>

<p><strong>ALC Servis sigorta sisteminde nasıl bir yer tutuyor?</strong></p>

<p>ALC markası 5 Mayıs 2005 yılında kuruldu. Sektörde satış sonrası hizmetlerde, özellikle mobil parça onarım prosesinde hizmet vermek üzere kurulmuş bir marka. 2013 yılında biz markanın tüm bayi ağını ve marka patentini devraldık. 2013 yılından beri yönetim tamamıyla bizde, yani yaklaşık on üç yıl oldu. Bu zaman zarfı içerisinde ALC markası sadece mobil parça prosesinde değil, hasar onarım, mini onarım ve mobil parça onarımı proseslerinde sigorta sektörüne hizmet vermekte. Tabii bunun yanı sıra periyodik bakım, mekanik onarım ve oto bakım-koruma üzerine de sigortalılara çeşitli hizmetler sunuyor.</p>

<p><strong>“21 yıldır bu markanın yanındayız”</strong></p>

<p>Markamız bu sene 21. yılını kutlayacak. İnşallah Kıbrıs’ta bir bayi toplantısıyla bunu gerçekleştiriyor olacağız, bunun da haberini buradan vermiş olayım. 21 yıldır bu markanın yanındayız. Son üç-üç buçuk sene içerisinde yeni markalar oluşturduk. Şu an toplamda altı grup markamız var: <strong>Türk Asistans, Sovtajyeri, ATC Yazılım, Alcar Filo</strong> ve <strong>ALC Servis</strong>. Bunların kimisi kapalı devre hizmet veriyor, yani sadece bayilerimize ve grup markalarımıza hizmet etmek üzere kuruldu, kimisi de doğrudan bireysele hitap ediyor. Bazı markalarımız da yine sigorta şirketlerinin sigortalılarına hizmet vermek üzere kurulmuş ve büyüyen markalardır.</p>

<p>Ancak ifade ettiğim gibi, ALC 21. yılını kutluyor ve sektörde herkes beni "Mahmut ALC" olarak biliyor. Bu ismi ve markayı koruyup kollamak, bizden sonraki nesillere bırakmak benim yegane görevim. Ben üç kardeşin ortancasıyım, kardeşim endüstri mühendisi, en küçüğümüz ise aktüer. Aile şirketi olduğumuz için büyük amcam Arif Bey’in oğlu da yazılım üzerine lisansını tamamladı ve şu an ATC Yazılım markamızın proje yöneticisi. Onun bir küçüğü yine endüstri, diğeri de aktüer. Takdir edersiniz ki aile şirketleri, sadece para kazanmaktan ziyade kendinden sonra gelen nesillere iş bırakmak üzerine kuruludur.</p>

<p>Ben ALC markasını "genç girişimci" vizyonuyla değerlendiriyorum. Tüccarlar para kazandıkça mutlu olurlar, girişimciler ise başarıyla mutlu olurlar. Biz bu markayı devraldığımızda tek bir servis noktası vardı; bugün ALC Servis’in Türkiye’de 9 şubesi, yurt dışında da Londra ve Kıbrıs olmak üzere 2 şubesi var. Bunun yanı sıra altı grup markası oluştu. En büyük hedefim, bu markayı sürdürülebilir bir şekilde bizden sonraki nesillere bırakmak ve geliştirmektir.</p>

<p><strong>"Değiştirmiyoruz, onarıyoruz, orijinalliği koruyoruz" mottosu nereden çıktı ve markanın merkezine nasıl yerleşti?</strong></p>

<p>2005 yılında kurulan markamız, başlangıçta kendini "küçük hasar uzmanı" olarak konumlandırmıştı. Ancak ALC Servis sadece küçük hasarları yapmıyor, hasar ekosisteminde sigortalılara uçtan uca hasar yönetim hizmeti de veriyor. Dolayısıyla yeni bir mottoya ihtiyacımız vardı. Özellikle 2021 yılında genel müdürlüğümüzü taşıdıktan sonra yönetim kurulu olarak bir karar aldık. "Kurumsal Esnaf" kavramını çok beğenmiştik, çünkü esnaf vizyonunu ve samimiyetini asla kaybetmememiz, müşteriye karşı o duruşu korumamız gerekiyordu ama kurumsal duruşumuzu da her zaman göstermeliydik. Bu vesileyle 2021 yılında <strong>"Değiştirmiyoruz, onarıyoruz, orijinalliği koruyoruz"</strong> mottosuyla yola çıktık.</p>

<p>Peki, bu sigorta şirketlerine nasıl bir fayda sağladı? Sigorta şirketleri, hasar maliyetlerini yönetmek adına parça değiştirmek yerine onarım mantığını çok benimsedi. Özellikle pandemiden sonra yedek parça tedarik sürecinin uzaması ve maliyetlerin artması, buna bağlı olarak ikame araç maliyetlerinin yükselmesi, sigorta şirketlerinin öncelikle onarım yolunu tercih etmesine vesile oldu. Bu da hem zincir servislerin hem de nitelikli onarım yapan firmaların verdiği hizmetin değerini artırdı.</p>

<p><strong>Hasarlı bir aracın servis süreci nasıl işliyor?</strong></p>

<p>Bir sigortalı hasar gerçekleştikten sonra servise başvurduğunda, öncelikle hasarın sigorta kapsamında olup olmadığını anlamak için hasar evrakları istenir. Sonrasında zabıt veya beyan temin edilir ve ilgili sigorta şirketinden sistem üzerinden hasar dosyası açılır. Ardından devletin bağımsız denetçisi olan kıymetli eksperler servisimize gelerek hasar tespiti yaparlar. Tespit sonrası onarım başlar, sigorta şirketi yedek parça tedarik sürecini yönetir ve parçalar servisimize sevk edildikten sonra montaj ve onarım tamamlanır. Kalite kontrolü sağlandıktan sonra araç sigortalıya teslim edilir.</p>

<p><strong>“CRM sürecini titizlikle yürütüyoruz”</strong></p>

<p>Fakat bizim işimiz burada bitmiyor. Aracı teslim ettikten sonra CRM hizmetimiz devreye giriyor. Neticede vermiş olduğumuz bir hizmet var. Türk Ticaret Kanunu gereği yapılan iş iki yıl boyunca garanti kapsamındadır. Hem bu garantinin takibi hem de müşteri memnuniyetini ölçerek hedeflerimizi belirlemek adına bu CRM sürecini titizlikle yürütüyoruz.</p>

<p><strong>Oto hasar onarımında sektörün hala kıramadığı en büyük "ezber" nedir?</strong></p>

<p>Aslında buna sektörün değil de, "sigortalının" kıramadığı ezber diyelim. Neden derseniz; hepimiz araç sahibiyiz, poliçe yaptırıyoruz ama genellikle risk gerçekleştiğinde açıp poliçemize bakıyoruz. Ne satın aldığımızın tam olarak farkında değiliz. Poliçe yaptırırken "en ucuzu olsun" mantığıyla hareket ediliyor ancak bugün kasko prim bedelleri neredeyse trafik priminden daha kritik hale geldi. Sigorta bilincinin tüketici tarafında daha fazla gelişmesi lazım, ne satın aldığını poliçeyi yaptırdığı an kontrol etmeli.</p>

<p><strong>“Sigortalıların poliçe içeriğini mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum”</strong></p>

<p>Asistans hizmetleri de buna bağlı. Sigortalı, poliçesinde ikame araç süresini örneğin 2x7 gün mü, süresiz mi? veya diğer detayları hasar anında öğrendiğinde, eğer beklentisi karşılanmazsa mağduriyet ve şikayet oluşuyor. Bu yüzden sigortalıların poliçe içeriğini mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. Bizler sigorta şirketleriyle projeler geliştiriyoruz, bazı projelerde süresiz ikame araç, bazılarında pasta cila veya oto bakım indirimleri gibi avantajlar sunuyoruz. Sigortalı, şirketi tarafından bize yönlendirildiğinde buranın belli bir standartta hizmet verdiğini biliyor. Biz aslında sigorta şirketlerinin de bir nevi sorumluluğunu üstleniyoruz, çünkü "sigortacı hasar anında belli olur" derler. Biz iyi hizmet verirsek sigorta şirketi de müşterisini korumuş olur.</p>

<p><strong>Hasar onarım süreçlerinde dijitalleşme sizin için ne ifade ediyor?</strong></p>

<p><strong>“Yazılım, bizim geleceğimizi şekillendirecek en önemli husus”</strong></p>

<p>2021 yılından beri genel müdürüm ancak bu markaya en büyük katma değerim nedir diye sorsaydınız "yazılım" derdim. 2013 yılında yönetimi devraldıktan sonra aldığım ilk aksiyon bir yazılım departmanı kurmaktı. 2016 yılında lansmanını yaptığımız <strong>DOST</strong> sistemini şu an tüm Türkiye kullanıyor ve bugüne kadar sistemimiz hiç çökmedi. Yazılım, bizim geleceğimizi şekillendirecek en önemli husustur.</p>

<p>Yaklaşık 6-8 ay önce <strong>ATC Yazılım</strong> adında bir şirket kurduk. Teknopark’ta 170 şirket arasından projemizi sunarak onay aldık. Projemiz, özellikle mobil parça onarım prosesinde karbon salımını azaltmaya, ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve geleceğe yeşil bir dünya bırakmaya odaklıdır. Yazılımın bizim için sonu yok, yapay zeka destekli programlarla evrak okumadan süreç yönetimine kadar her aşamayı geliştiriyoruz. İlerleyen süreçte müşteri deneyimini bu dijital altyapıyla daha da farklılaştıracağız.</p>

<p><strong>ALC’nin yaygın servis ağı ve sektördeki konumu nedir?</strong></p>

<p><strong>“Türkiye’nin en yaygın servis hizmet ağı ALC Servis’tedir”</strong></p>

<p>Şu an Türkiye’de 67 franchise ve 9 şube olmak üzere toplam 76 servis noktamız var. Türkiye’nin en yaygın servis hizmet ağı ALC Servis’tedir. Bunu neden hedefledik? Özellikle mini onarım prosesinde sigortalılar lokasyon yakınlığına çok önem veriyor. İstanbul’da trafikten dolayı hesap yapıyoruz ama Anadolu’da insanlar 20 kilometre mesafeyi bile uzak bulabiliyor. Biz şu an 26 sigorta şirketiyle mini onarım projesinde hizmet veriyoruz ve bu alanda en yaygın ağa sahip markayız.</p>

<p>Bu durum sigorta şirketine operasyonel kolaylık sağlıyor. Mini onarım süreçleri ALC gibi asist edilen bir firmaya devredildiğinde, şirketin üzerindeki dosya inceleme ve ödeme planlama yükü kalkıyor. Bizim yükümlülüğümüz hem maliyetlere olumlu katkıda bulunmak hem de memnuniyeti sağlayarak sigortalının bir sonraki yıl poliçesini yenilemesine vesile olmaktır.</p>

<p><strong>Rakiplerinizden farkınız nedir?</strong></p>

<p><strong>“Hasar onarım maliyetlerimiz minimum %30 daha tasarruflu”</strong></p>

<p>Biz "hasar kökenli" bir aileyiz. Hasarın içinden geliyoruz ve ailenin öz kaynaklarından, insan kaynağından maksimum düzeyde faydalanıyoruz. Kendi bünyemizde çok personel yetiştirdik. Yetkili veya özel servislere nazaran hasar onarım maliyetlerimiz minimum <strong>%30 daha tasarruflu</strong>. Yani piyasada 100 bin TL’ye mal olan bir hasar dosyası, ALC Servis’te yaklaşık 70 bin TL civarında sonuçlanabiliyor. En güçlü yanımız bu operasyonel verimliliktir.</p>

<p><strong>Gelecek hedefleriniz nelerdir?</strong></p>

<p><strong>“Hedefimiz bu altı markayı sürdürülebilir kılmak”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ALC, 21 yıldır sektörde olan bir marka. Biz hasar ekosistemini (asistans, yedek parça, yazılım) oluşturduk. Şu an önceliğimiz bu markaları hazmetmek ve operasyonel süreçlerini ATC Yazılım ile daha iyi yönetmek. Şu an için yeni bir şube açma planımız yok, hedefimiz bu altı markayı sürdürülebilir kılmak. Biz tüccar değil girişimciyiz, başarı bizim için itibar ve istikrarı korumakla, yani sürdürülebilirlikle olur. Belki ilerleyen dönemde yeni mottomuz "Sürdürülebilir Tasarruf" olabilir.</p>

<p><strong>Sektöre son mesajınız nedir?</strong></p>

<p><strong>“Sigorta sektöründen beklentimiz farkındalık yaratılmasıdır”</strong></p>

<p>Tüm sektöre ve büyüklerime saygılarımı sunuyorum, onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Sigorta sektöründen beklentimiz farkındalık yaratılmasıdır. Sigorta şirketleri sadece prim üretmeye odaklanmamalı, hasar süreçlerinde ALC gibi sürdürülebilirlik odaklı firmaları daha çok dinlemelidir. 2013 yılında tek bir şubeyken bugün 76 noktaya ulaştık ve bu sistemi yönetecek güçlü bir altyapımız var.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/alc-serviste-dijital-donusum-ve-21-yillik-basari-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/04/alc-mahmut.jpg" type="image/jpeg" length="86806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yavuz Ölken: Müşteriyi bir poliçe numarası olarak değil, çözüm ortağı olarak görüyoruz]]></title>
      <link>https://www.sigortapostasi.net/yavuz-olken-musteriyi-bir-police-numarasi-olarak-degil-cozum-ortagi-olarak-goruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sigortapostasi.net/yavuz-olken-musteriyi-bir-police-numarasi-olarak-degil-cozum-ortagi-olarak-goruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken Sigorta Postası'na özel açıklamalarda bulundu. Ölken, 2025’in Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı bir yıl olduğunu belirterek, teknik zarara rağmen finansal karlılıkla sektörün yılı artıda kapatacağını söyledi. AXA Türkiye’nin 90 milyar TL’yi aşan prim üretimiyle sektörden daha güçlü büyüdüğünü vurgulayan Ölken, teknoloji yatırımları ve acente dönüşümüyle 2026’ya hazır olduklarını ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken Sigorta Postas</strong>ı'na özel açıklamalarda bulunarak İsmail Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Ölken, 2025’in Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı bir yıl olduğunu belirterek, teknik zarara rağmen finansal karlılıkla sektörün yılı artıda kapatacağını söyledi.</p>

<p><strong>“Reel büyümenin sağlandığı bir yıl oldu”</strong></p>

<p>2025 yılı bence Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı, artıların konuşulduğu bir yıl oldu. Sektör, enflasyonun üzerinde bir büyüme sağladı ki bu oldukça kritik bir başarıydı. 2023 sonrasında dünyada oluşan o "sert pazar koşulları" dediğimiz; reasürans arzının azaldığı, teknik sigortacılığın ön plana çıktığı ve risklerin daha yüksek çarpanlarla sigorta edildiği yörüngenin son bulduğu bir yılı geride bıraktık. Ancak veriler, özellikle 2025 yılının ikinci yarısından itibaren rekabetin inanılmaz boyutlara ulaştığını işaret ediyor. Henüz kesin sonuçları görmedik ama elimizdeki dokuzuncu ay verileri, 2025’de teknik zararın olduğu ancak finansal kârın üretildiği bir yıl olacağını gösteriyor.</p>

<p>Türk sigortacılığı; makroekonomik indikatörlere, dünyadaki koşullara ve jeopolitik gelişmelere rağmen faaliyet kârı üretebilen, bu kârın bir miktarını yatırıma yönlendiren, bir kısmını teknik karşılıklarını güçlendirmeye aktaran sağlam bir yapı sergiledi. En önemlisi de bu kârın bir kısmını, sigortalıların satın alma gücünü dikkate alarak fiyatları daha dengeli ve makul seviyelerde tutmak için kullandı.</p>

<p><img height="819" src="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/03/screenshot-11.png" width="1452" /></p>

<p><strong>“90 milyarı aşan bir prim üretimine ulaştık”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2025’i kapatırken iki unsuru unutmamak lazım: Birincisi, son 10 yılın en şanslı doğal afet yılını yaşadık. Eğer deprem, sel veya dolu gibi büyük bir afet yaşasaydık teknik zarar çok daha derin olurdu. İkincisi ise hâlâ prim bazlı büyüyoruz; yani poliçe adedinden ziyade sigorta bedellerinin artışıyla büyüme sağlıyoruz. Sigortalanma oranlarında ise henüz beklenen o büyük ivmeyi yakalayamadık. AXA Türkiye tarafına bakarsak; biz sektörün 6-7 puan üzerinde, reel bir büyüme sergiledik ve 90 milyarı aşan bir prim üretimine ulaştık. Birleşik rasyosu 100’ün altında, teknik tarafı güçlü ve rezervlerini tamamen pekiştirmiş bir yılı geride bıraktık. Özellikle hayat ve hayat dışı sinerjisini iyi kullanarak pazar payı kazandık. 2025, bizim için teknoloji ve süreç optimizasyonuyla 2026’ya güçlü bir hazırlık yılı oldu.</p>

<p><strong>Hem yerelde hem globalde oluşan rekabet ortamında AXA’yı farklı kılan ne?</strong></p>

<p><strong>“Sahanın sesini dinlemek ve "eli sıcak olmak" bizim için vazgeçilmezdir”</strong></p>

<p>Bizi farklı kılan unsurların başında "sahada olmayı sevmemiz" geliyor. 2025 yılında tüm çalışma arkadaşlarımızla beraber her gün sahadaydık diyebilirim. 9 bölgemiz ve 5 temsilciliğimiz var; 2025 içinde 2 yeni temsilcilik daha açtık ve var olanları desteklemeye devam ediyoruz. Sahanın sesini dinlemek ve "eli sıcak olmak" bizim için vazgeçilmezdir. İşimiz güven vermek ama bir taraftan da hasarınızı ödemek. Bugün hasar süreçlerimiz çok güçlü ve "müşteri NPS'i" kavramını işin kalbine oturtmaya çalışıyoruz.</p>

<p>Müşterilerin davranış ekonomisindeki değişikliklerin sigortaya yansımasını çok hızlı anlamaya gayret ediyoruz. Bunun karşılığında ürün ve hizmetlerde, müşteriyi dinleyerek değişiklikler yapıyoruz. Acentelerimizi de çok iyi dinliyoruz çünkü acentelerin yaşadığı yörünge çok dinamik ve maalesef 2026 sonrasında zorluk derecesinin yükselerek artacağını görüyoruz. Onların sürdürülebilir kılınmasını sağlamak bizim önceliğimiz.</p>

<p><strong>AXA’nın uluslararası bir şirket olması bu rekabette size nasıl bir avantaj sağlıyor? </strong></p>

<p><strong>“130 yıldır bu topraklardayız”</strong></p>

<p>Bu topraklarda 130 yılı aşkındır varız. AXA Türkiye markasıyla taçlanan bu süreçte AXA Grubu, Türkiye’ye her zaman önemli bir sermaye sağladı. 2023 yılında, krizin yoğun olduğu bir dönemde satın alma gerçekleştirdik. Bu, AXA’nın Türkiye’ye olan güveninin sonsuz olduğunun kanıtıdır. Grup, Türkiye’deki sigortacılık modelinin global standartlarla uyumunu takdir ediyor. Biz global bir şirketin Türkiye’deki yöneticileriyiz ve burayı yerel gerçeklere, makroekonomik dengelere uygun yönetiyoruz. Paris’te veya Madrid’deki bir çözümü buraya getirmiyoruz; aksine biz burada geliştirdiğimiz modelleri dünyaya ihraç ediyoruz.</p>

<p><strong>AXA Türkiye’nin global ölçekteki ağırlığı ve sizin uluslararası rollerinizden bahseder misiniz?</strong></p>

<p>AXA Türkiye olarak biz "AXA Afrika ve Türkiye" bölgesinin bir parçasıyız ve bu bölgede açık ara lideriz. Uluslararası pazarların toplam prim ve kârının %25’ini biz oluşturuyoruz. Bununla yetinmiyoruz; her iş kolundaki arkadaşımız global çalışma gruplarının lideri veya sponsoru. Benim de iki önemli rolüm var: Bir tanesi data ve yapay zeka konusunda 17 ülkede danışmanlık yürütüyorum. Yeni olarak da "Müşteri Değeri Yönetimi" konusunda 17 ülkeden sorumlu bir liderlik üstlendim. İyi işler yaptığınızda dünya çapında dikkat çekiyor ve sürdürülebilir oluyorsunuz.</p>

<p><img height="820" src="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/03/screenshot-1-5.png" width="1472" /></p>

<p><strong>Acente modelleri ve onların geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Dağıtım kanalları nasıl bir dönüşüm geçirmeli?</strong></p>

<p><strong>“Acentelerimizin sadeleşmesi, hantal yapılardan kurtulup teknolojiye adapte olması gerekiyor”</strong></p>

<p>Acentelerimiz için temel reçete büyümektir. 2023-2025 arası yüksek enflasyon ve finansal getiriler sebebiyle bir miktar rehavet oluşmuş olabilir ancak 2026 ve sonrası oldukça tehditli görünüyor. Acentelerimizin sadeleşmesi, hantal yapılardan kurtulup teknolojiye adapte olması gerekiyor. Müşteri veri tabanını yönetmeli ve poliçe adetlerine odaklanmalılar. Türkiye’de bir müşterinin ortalama poliçe adedi 1.30 seviyesinde. AXA olarak biz bu oranı 1.47’den 1.52’ye çıkardık. Bu küçük bir artış gibi gözükse de, 3 milyon müşteriniz varsa 150 binin üzerinde yeni poliçe satışı demektir. Ayrıca dağıtım kanalları arasındaki sağlıksız "komisyon iadesi" rekabetini mesleğin itibarı açısından riskli buluyorum. 7/24 müşterinin yanında olan acentenin hizmet bedelinin bu şekilde değersizleştirilmesi sürdürülebilir değildir.</p>

<p><strong>Hangi ürünlerde büyüme fırsatı görüyorsunuz? Sağlık sigortalarındaki ivme ne durumda?</strong></p>

<p><strong>“Gidilecek çok yolumuz var”</strong></p>

<p>Sağlık branşı hayatımızda hep olacak. Ancak Türkiye’deki tabloya baktığımızda gidilecek çok yolumuz var. Bugün özel sağlık, tamamlayıcı sağlık, grup ve bireysel sigortalı sayılarını topladığımızda yaklaşık 6,5 milyon kişiden bahsediyoruz. 85 milyonluk nüfusumuzu düşündüğümüzde penetrasyonun ne kadar düşük olduğu ortada. Sağlık sisteminin, özel hizmet sağlayıcıları ve sigortacılarla el ele vererek büyüyeceğine inanmalıyız. Burada kritik nokta; sağlık sağlayıcıları ile sigortacıların dengeli ve optimize edilmiş bir maliyet çalışması içinde olmasıdır. Ancak bu şekilde sigortayı tabana yayabiliriz. AXA Türkiye olarak biz bu alanda ürünlerimizi tamamen yeniledik ve son 8 yılda neredeyse 8 kat büyüme kaydederek 1 milyon sigortalı sayısına dayandık.</p>

<p>Tabii sadece sağlıkla bitmiyor; risklerin nitelik değiştirmesinden de bahsetmemiz gerek. Her yıl sonbaharda yayınladığımız AXA Gelecek Riskleri Raporu’nu tüm okurlara tavsiye ederim. Web sitemizde de yer alan bu raporlarda; iklim değişimi, küresel ısınma, pandemi, siber riskler ve jeopolitik risklerin nasıl bir düzlemde ilerlediğini sigortacı perspektifiyle anlatıyoruz.</p>

<p>Dijitalleşen dünyada “Bireysel Siber Sigorta” ürünümüz büyük rağbet görüyor. Evlerimizde bile her şey online iken siber güvenliği bir lüks olmaktan çıkardık. KOBİ’ler için ise acentenin kolay satabileceği, en yüksek bedelli siber korumayı ticari paketlerin içine entegre ettik.</p>

<p>Bir diğer önemli ürünümüz ise deprem bölgesine yönelik geliştirdiğimiz “Parametrik Sigorta” ürünümüzdür. Deprem sonucu finansal kayıpları güvence altına alan bu poliçe, binanızda maddi hasar olmasa bile o bölgede hayat durduğu için ortaya çıkan finansal kayıpları hemen ödeyen bir kimlikte.</p>

<p><strong>Teknolojik yatırımlarınızdan, özellikle "Yaver" projesinden bahseder misiniz? </strong></p>

<p><strong>“YaverGPT ile acentelerimize büyük kolaylık sağlıyoruz”</strong></p>

<p>Yaver bizim için sadece bir proje değil, bir ekosistemdir. Bugün hasar dosyalarımızda eksper raporlarını analiz eden yapay zeka modülümüz %20 verimlilik artışı sağladı. Medikal underwriting süreçlerimizi %25 hızlandırdık. Ayrıca YaverGPT ile acentelerimize müthiş bir kolaylık sağlıyoruz. Acentemiz sistem üzerinden hangi müşterinin hangi ek ürüne ihtiyacı olduğunu ve o müşterinin teklifi kabul etme olasılığını görebiliyor. Veriyi yönetmek, doğru değer koymak ve müşteriye uygun hizmet seviyesini belirlemek başarımızın anahtarıdır.</p>

<p><strong>"Güven" ve "Sadakat" bu değerler AXA Türkiye için ne ifade ediyor?</strong></p>

<p>Güven konusu, aslında sigortacılığın üzerinde tartışılmaması gereken en temel zeminidir. Türkiye, regüle bir pazar; arkamızda güçlü bir kanun koyucu (SEDDK) ve net yönetmelikler var. Biz AXA Türkiye olarak güveni sadece finansal rasyolarla değil, somut verilerle ölçüyoruz: Sermayemiz yeterli mi? Teknik karşılıklarımız yerinde mi? Hasarı ne kadar hızlı ve sürtünmesiz ödüyoruz? Müşteri memnuniyet anketlerimizde pazardan 10-15 puan yukarıda olmamız, 5 üzerinden 4,5'i aşan hizmet skorlarımız bu güvenin telkinidir.</p>

<p>Ancak biz bir adım ileri gittik ve güvenin adını “Empati Güvencesi” olarak yeniden tanımladık. Güven zaten olmak zorunda; biz bunun üzerine "duygu" ve "anlama"yı ekledik. Biz genel müdürlüklerimizde oturarak sahayı okuyamayız. Empati, karşı tarafın ne dediğini gerçekten dinlemek ve ona göre aksiyon almaktır. <a name="_Hlk223418888">Örneğin; sağlık sigortalarında ömür boyu yenileme garantisini 3 yıldan 2 yıla çeken ilk şirketiz. Neden? Çünkü E-Nabız gibi şeffaf sistemler varken, müşteri bilgisini bizimle paylaşıyorsa onu bekletmenin bir anlamı yok. İşte empati budur; müşteriyi ve acenteyi anladığınızı onlara hissettirmektir.</a></p>

<p><a name="_Hlk223418925"><strong>“Biz empati güvencesinin yanına sadakat programlarını koyuyoruz”</strong></a></p>

<p>Sadakat, empati güvencesinin ayrılmaz bir parçasıdır. 20 yıllık bir müşterimize davranış biçimimiz farklı olmalı. Onun bizde yarattığı değeri ölçebilmeliyiz. Eğer sadık bir müşterimiz istisnai bir durumla karşılaştıysa, sistem bunu kişi bazlı inisiyatiflere bırakmadan "otomatik" olarak müşteri lehine çözmeli. Biz empati güvencesinin yanına sadakat programlarını koyuyoruz.</p>

<p><img height="532" src="https://sigortalifedergicom.teimg.com/sigortalifedergi-com/uploads/2026/03/sigorta-life-sayi-66.jpeg" width="365" /></p>

<p><strong>AXA Climate ve sürdürülebilirlik tarafında neler yapıyorsunuz? Tarım sigortaları ve iklim riskleri konusunda nasıl bir yol izleniyor?</strong></p>

<p><strong>“Bu birikimlerin korunması geleceğe olan borcumuzdur”</strong></p>

<p>AXA Climate akademimizle Türkiye’de gıdaya erişim sorununa karşı dikey, susuz ve organik tarım projelerine maddi destek sağlıyoruz. 90 milyar TL’lik prim üretimimizin yaklaşık 3 milyar TL’si "Yeşil Prim"den geliyor. Deniz altındaki mercanların karbon salınımını absorbe etme gücünü keşfettikçe biyoçeşitliliği ve su altı kültürel mirasını korumayı önceliklendirdik.</p>

<p>Ayrıca AXA Grubu, dünyada sosyal sorumluluk alanında destekleyeceği üç bölgeden biri olarak Türkiye'yi seçti. Bu kapsamda Hatay’da depremde yok olan kültürel mirasın yeniden inşası için finansal kaynak sağlayacağız. İklim krizi kapımızda; 2026'nın ilk iki ayında 2025 toplamından fazla afet hasarı aldık. Bu birikimlerin korunması geleceğe olan borcumuzdur.</p>

<p><strong>Sizi en çok mutlu eden 3 şey nedir?</strong></p>

<p>Birincisi, ailemdeki huzur; bu benim için vazgeçilmezdir. İkincisi, "iyi olma hali"; yani bardağın her zaman dolu tarafından bakabilmek. Bu benim için bir yaşam tarzı. Üçüncüsü ise AXA; bu yoğun tempoda bu kurumda yarattığımız değer ve geleceğe dönük adımlarımız benim mutluluk hayallerimin bir parçası.</p>

<p><strong>Toteminiz var mı?</strong></p>

<p>Çok iyi bir Beşiktaşlıyım ama totemci değilim. Beşiktaş benim için bir tutku; sosyal hayatımın büyük bir kısmını spora ve kulübüme ayırabiliyorum.</p>

<p><strong>AXA'nın voleybola katkıları ve sizin şahsi spor tutkunuz nasıl birleşiyor?</strong></p>

<p>Eğer bugün cesaretli, mücadeleci ve sabırlı bir yöneticiysem, bunu spora borçluyum. Voleybol camiası bana çok şey öğretti, şimdi bu borcu olimpiyat komitesi ve federasyondaki görevlerimle geri ödüyorum. Kurumumuzda 300 gönüllü ile yürüttüğümüz projeler de bu "iyi olma hali" vizyonumuzun bir parçası. Gönüllülük ve sosyal sorumluluk bu bütünün temelidir.</p>

<p><strong>Yapmaktan en hoşlanmadığınız şey ne?</strong></p>

<p>Yapmaktan en hoşlanmadığım şey, uyumak. Çünkü uyuduğum her an hayattan bir şeyler kaçırıyormuşum gibi geliyor. Üniversite yıllarımda da böyleydim. Sabah 07.00’de Kadıköy çarşısında esnafla beraber hayatın içinde olma heyecanı bende hâlâ taze. Sokakta dolaşmayı, gözlem yapmayı, camdan bakarak hayatı seyretmeyi uyumaya her zaman tercih ederim.</p>

<p><strong>Yaz mı, Kış mı?</strong></p>

<p>Yaz ve bahar.</p>

<p><strong>Dinlenmeli mi, Aktiviteli mi?</strong></p>

<p>Kesinlikle bol aktiviteli.</p>

<p><strong>Dijital mi, Analog mu?</strong></p>

<p>Hibrit.</p>

<p><strong>Zaman Yolculuğu?</strong></p>

<p>Geçmişten feyz alarak geleceğe doğru koşmak.</p>

<p><strong>Yetenek?</strong></p>

<p>Sanatsal özelliklerle doğmayı isterdim.</p>

<p><strong>Son Yemek?</strong></p>

<p>Herhangi bir deniz ürünü.</p>

<p><strong>Başka bir zihin?</strong></p>

<p>Bir köpeğin zihninde yaşayıp dünyayı o sadakat ve pozitiflikle görmeyi çok merak ediyorum. O sevilme ve uyumlanma duygusu gerçekten muazzam bir bilinmezlik.</p>

<p><strong>Son mesajınız nedir?</strong></p>

<p>Bu mesleği çok severek yapıyorum. Sigortacılık çok kutsal ve önemli bir iş. Geleceğe güvenle bakmak ve geceleri biraz daha rahat uyumak için sigorta ekosistemini gündeminize alın. Sektör sizi bekliyor, AXA Türkiye her zaman yanınızda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL RÖPORTAJLAR, SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sigortapostasi.net/yavuz-olken-musteriyi-bir-police-numarasi-olarak-degil-cozum-ortagi-olarak-goruyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sigortapostasinet.teimg.com/crop/1280x720/sigortapostasi-net/uploads/2026/03/a-x-a-turkiye-yavuz-olken-2.jpg" type="image/jpeg" length="83838"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
