SEKTÖR

Yargıtay’dan çıraklık sigortası kararı: Üretimde çalışanlar için yeni umut

Çırak ve stajyerler, çıraklık ve stajyerlik sigortasının emeklilikte dikkate alınarak sigorta başlangıcı kabul edilmesini isterken, Yargıtay'dan dikkat çekici bir karar geldi.

Çırak ve stajyerler, uzun süredir mücadele veriyorlar. Çıraklık ve stajyerlik sigortasının sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesini istiyorlar. Çıraklık ve stajyerlik yaptıkları dönemde doğrudan üretimde çalıştıklarını, gerekirse bu süreler için borçlanma hakkı verilmesini talep ediyorlar. Yargı yoluyla hak arıyorlar.

1987 – 1989 yıllarında 16 yaşında iken Makine Kimya Endüstrisinde (MKE) çırak olarak çalışan bir kişi, bu dönemdeki çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık statüsünde geçtiğini belirterek emekliliğine sayılması için iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açtı. İş mahkemesi, o tarihte birlikte çalıştığı işçileri tanık olarak dinledi. Mahkeme, tanıkların ifadelerine dayanarak, davacının söz konusu dönemde üretime yönelik olarak çalıştığını, gün içerisindeki çalışma süresinin meslek öğrenme nitelik ve ağırlığında geçmediğini değerlendirerek, talebi kabul etti. Bölge adliye mahkemesi kararı doğru buldu.

YARGITAY NASIL ARAŞTIRMA YAPILMASI GEREKTİĞİNE AÇIKLIK GETİRDİ

Temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesine geldi. Yargıtay kararında (Tarih: 04.02.2026, Esas No: 2025 / 11878, Karar No: 2026 / 725) sosyal güvenlik hakkının Anayasal haklar arasında yer aldığına dikkat çekilerek, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerektiği belirtildi. Hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde mahkemelerce araştırma yapılarak delil toplanabileceği kaydedildi.

Kararda bu tür davalarda mahkemelerce davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtların işverenden istenmesi, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen iş yerinin Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtların getirtilmesi, aynı dönemde çalışan diğer işçilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi, SGK müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığının sorulması, inceleme yapılmışsa belgelerin getirtilmesi, aynı çevrede faaliyet yürüten tarafsız nitelikteki başka işverenler ve sigortalı işçilerin saptanarak dinlenmesi gerektiği ifade edildi.

506 Sayılı eski Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca sigortalılık niteliğinin, hizmet akdinin kurulması ve çalışmaya başlanması ile edinileceği belirtilen kararda, aynı kanunda, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları hükmünün uygulanamayacağının öngörüldüğü vurgulandı.

“ÜRETİMLE İLGİLİ ÇALIŞMALARA BİLFİİL KATILIYOR, EĞİTİMİ ARKA PLANDA TUTULUYORSA ÇIRAK SAYILMAZ”

Yargıtay kararında, davacının iddia edilen dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken çalışma ilişkisine de bakılması gerektiği belirtildi. Çıraklık sözleşmesinde esas amacın çalışma olgusu değil, bir meslek ve sanat öğretilmesi olduğu kaydedilen kararda, ancak çırak iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceğinin altı çizildi.

Çıraklık döneminde öğrencilerin sigortalı sayılmamalarının, tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işlerinin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürü olduğu kaydedilen kararda, bu işler sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile belirgin olarak öğrenim çevresine girdiği ifade edildi. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme halinin de söz konusu olmayacağı dile getirildi.

YARGITAY İÇTİHADI NE DİYOR?

Kararda, çıraklar hakkında çıraklık süresi içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları hükümleri uygulanmasa da Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin içtihatlarına göre, çıraklar bu süre içinde diğer çalışanlar gibi üretime katılıyorlarsa, meslek ve sanat öğrenimleri geri planda kalıyorsa artık çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceğinin kabul edildiği vurgulandı.

MKE’nin nitelikli askeri malzemeler üreten bir kurum olup iş yerinde üretimde çalışan işçilerin bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kaydedildi. MKE’nin işçileri önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken, bunların kapanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde eğitim alanlar arasından işçi almaya başladığı hatırlatıldı.

Söz konusu dosyaya göre, davacının MKE çırak öğrencisi olarak kayıtlarının mevcut olduğu, çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, SGK’dan gelen yazıda uzun vadeli sigorta kollarından bildirim yapılmadığının bildirildiği, tanıkların davacının normal işçi gibi üretime ve imalata yönelik çalıştığını beyan ettiği ancak mahkemece üretime ne şekilde katıldığı hususunun tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmadığı, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılması amacıyla pratik eğitime yönelik olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmeği kaydedildi.

Yargıtay kararında, böyle bir iş yerinde işe yeni başlayan, henüz 16 yaşında olan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işi öğrenmek için çıraklık okulunda teorik ve pratik eğitim alan davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu hususlarının titizlikle araştırılması, somut olarak ortaya konulması gerektiği belirtildi. Yargıtay bu gerekçelerle bölge idare mahkemesi kararını ortadan kaldırarak iş mahkemesi kararını bozdu.

YARGITAY KARARI NE ANLAMA GELİYOR?

Yargıtay kararında, “çıraklık sigortası kesin olarak emeklilikte dikkate alınamaz” denilmiyor. Çırak eğer bilfiil üretimde çalışmışsa, eğitim geri planda kalıp üretim ön plana çıkmışsa yapılan işin çıraklık olarak kabul edilemeyeceği öngörülüyor. Ancak, bu durumun tüm yönleriyle etraflıca araştırılıp, delilleriyle ortaya konulması gerektiği belirtiliyor.