AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken Sigorta Postası'na özel açıklamalarda bulunarak İsmail Öztürk'ün sorularını yanıtladı. Ölken, 2025’in Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı bir yıl olduğunu belirterek, teknik zarara rağmen finansal karlılıkla sektörün yılı artıda kapatacağını söyledi.
“Reel büyümenin sağlandığı bir yıl oldu”
2025 yılı bence Türk sigorta sektörü için reel büyümenin sağlandığı, artıların konuşulduğu bir yıl oldu. Sektör, enflasyonun üzerinde bir büyüme sağladı ki bu oldukça kritik bir başarıydı. 2023 sonrasında dünyada oluşan o "sert pazar koşulları" dediğimiz; reasürans arzının azaldığı, teknik sigortacılığın ön plana çıktığı ve risklerin daha yüksek çarpanlarla sigorta edildiği yörüngenin son bulduğu bir yılı geride bıraktık. Ancak veriler, özellikle 2025 yılının ikinci yarısından itibaren rekabetin inanılmaz boyutlara ulaştığını işaret ediyor. Henüz kesin sonuçları görmedik ama elimizdeki dokuzuncu ay verileri, 2025’de teknik zararın olduğu ancak finansal kârın üretildiği bir yıl olacağını gösteriyor.
Türk sigortacılığı; makroekonomik indikatörlere, dünyadaki koşullara ve jeopolitik gelişmelere rağmen faaliyet kârı üretebilen, bu kârın bir miktarını yatırıma yönlendiren, bir kısmını teknik karşılıklarını güçlendirmeye aktaran sağlam bir yapı sergiledi. En önemlisi de bu kârın bir kısmını, sigortalıların satın alma gücünü dikkate alarak fiyatları daha dengeli ve makul seviyelerde tutmak için kullandı.
“90 milyarı aşan bir prim üretimine ulaştık”
2025’i kapatırken iki unsuru unutmamak lazım: Birincisi, son 10 yılın en şanslı doğal afet yılını yaşadık. Eğer deprem, sel veya dolu gibi büyük bir afet yaşasaydık teknik zarar çok daha derin olurdu. İkincisi ise hâlâ prim bazlı büyüyoruz; yani poliçe adedinden ziyade sigorta bedellerinin artışıyla büyüme sağlıyoruz. Sigortalanma oranlarında ise henüz beklenen o büyük ivmeyi yakalayamadık. AXA Türkiye tarafına bakarsak; biz sektörün 6-7 puan üzerinde, reel bir büyüme sergiledik ve 90 milyarı aşan bir prim üretimine ulaştık. Birleşik rasyosu 100’ün altında, teknik tarafı güçlü ve rezervlerini tamamen pekiştirmiş bir yılı geride bıraktık. Özellikle hayat ve hayat dışı sinerjisini iyi kullanarak pazar payı kazandık. 2025, bizim için teknoloji ve süreç optimizasyonuyla 2026’ya güçlü bir hazırlık yılı oldu.
Hem yerelde hem globalde oluşan rekabet ortamında AXA’yı farklı kılan ne?
“Sahanın sesini dinlemek ve "eli sıcak olmak" bizim için vazgeçilmezdir”
Bizi farklı kılan unsurların başında "sahada olmayı sevmemiz" geliyor. 2025 yılında tüm çalışma arkadaşlarımızla beraber her gün sahadaydık diyebilirim. 9 bölgemiz ve 5 temsilciliğimiz var; 2025 içinde 2 yeni temsilcilik daha açtık ve var olanları desteklemeye devam ediyoruz. Sahanın sesini dinlemek ve "eli sıcak olmak" bizim için vazgeçilmezdir. İşimiz güven vermek ama bir taraftan da hasarınızı ödemek. Bugün hasar süreçlerimiz çok güçlü ve "müşteri NPS'i" kavramını işin kalbine oturtmaya çalışıyoruz.
Müşterilerin davranış ekonomisindeki değişikliklerin sigortaya yansımasını çok hızlı anlamaya gayret ediyoruz. Bunun karşılığında ürün ve hizmetlerde, müşteriyi dinleyerek değişiklikler yapıyoruz. Acentelerimizi de çok iyi dinliyoruz çünkü acentelerin yaşadığı yörünge çok dinamik ve maalesef 2026 sonrasında zorluk derecesinin yükselerek artacağını görüyoruz. Onların sürdürülebilir kılınmasını sağlamak bizim önceliğimiz.
AXA’nın uluslararası bir şirket olması bu rekabette size nasıl bir avantaj sağlıyor?
“130 yıldır bu topraklardayız”
Bu topraklarda 130 yılı aşkındır varız. AXA Türkiye markasıyla taçlanan bu süreçte AXA Grubu, Türkiye’ye her zaman önemli bir sermaye sağladı. 2023 yılında, krizin yoğun olduğu bir dönemde satın alma gerçekleştirdik. Bu, AXA’nın Türkiye’ye olan güveninin sonsuz olduğunun kanıtıdır. Grup, Türkiye’deki sigortacılık modelinin global standartlarla uyumunu takdir ediyor. Biz global bir şirketin Türkiye’deki yöneticileriyiz ve burayı yerel gerçeklere, makroekonomik dengelere uygun yönetiyoruz. Paris’te veya Madrid’deki bir çözümü buraya getirmiyoruz; aksine biz burada geliştirdiğimiz modelleri dünyaya ihraç ediyoruz.
AXA Türkiye’nin global ölçekteki ağırlığı ve sizin uluslararası rollerinizden bahseder misiniz?
AXA Türkiye olarak biz "AXA Afrika ve Türkiye" bölgesinin bir parçasıyız ve bu bölgede açık ara lideriz. Uluslararası pazarların toplam prim ve kârının %25’ini biz oluşturuyoruz. Bununla yetinmiyoruz; her iş kolundaki arkadaşımız global çalışma gruplarının lideri veya sponsoru. Benim de iki önemli rolüm var: Bir tanesi data ve yapay zeka konusunda 17 ülkede danışmanlık yürütüyorum. Yeni olarak da "Müşteri Değeri Yönetimi" konusunda 17 ülkeden sorumlu bir liderlik üstlendim. İyi işler yaptığınızda dünya çapında dikkat çekiyor ve sürdürülebilir oluyorsunuz.
Acente modelleri ve onların geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Dağıtım kanalları nasıl bir dönüşüm geçirmeli?
“Acentelerimizin sadeleşmesi, hantal yapılardan kurtulup teknolojiye adapte olması gerekiyor”
Acentelerimiz için temel reçete büyümektir. 2023-2025 arası yüksek enflasyon ve finansal getiriler sebebiyle bir miktar rehavet oluşmuş olabilir ancak 2026 ve sonrası oldukça tehditli görünüyor. Acentelerimizin sadeleşmesi, hantal yapılardan kurtulup teknolojiye adapte olması gerekiyor. Müşteri veri tabanını yönetmeli ve poliçe adetlerine odaklanmalılar. Türkiye’de bir müşterinin ortalama poliçe adedi 1.30 seviyesinde. AXA olarak biz bu oranı 1.47’den 1.52’ye çıkardık. Bu küçük bir artış gibi gözükse de, 3 milyon müşteriniz varsa 150 binin üzerinde yeni poliçe satışı demektir. Ayrıca dağıtım kanalları arasındaki sağlıksız "komisyon iadesi" rekabetini mesleğin itibarı açısından riskli buluyorum. 7/24 müşterinin yanında olan acentenin hizmet bedelinin bu şekilde değersizleştirilmesi sürdürülebilir değildir.
Hangi ürünlerde büyüme fırsatı görüyorsunuz? Sağlık sigortalarındaki ivme ne durumda?
“Gidilecek çok yolumuz var”
Sağlık branşı hayatımızda hep olacak. Ancak Türkiye’deki tabloya baktığımızda gidilecek çok yolumuz var. Bugün özel sağlık, tamamlayıcı sağlık, grup ve bireysel sigortalı sayılarını topladığımızda yaklaşık 6,5 milyon kişiden bahsediyoruz. 85 milyonluk nüfusumuzu düşündüğümüzde penetrasyonun ne kadar düşük olduğu ortada. Sağlık sisteminin, özel hizmet sağlayıcıları ve sigortacılarla el ele vererek büyüyeceğine inanmalıyız. Burada kritik nokta; sağlık sağlayıcıları ile sigortacıların dengeli ve optimize edilmiş bir maliyet çalışması içinde olmasıdır. Ancak bu şekilde sigortayı tabana yayabiliriz. AXA Türkiye olarak biz bu alanda ürünlerimizi tamamen yeniledik ve son 8 yılda neredeyse 8 kat büyüme kaydederek 1 milyon sigortalı sayısına dayandık.
Tabii sadece sağlıkla bitmiyor; risklerin nitelik değiştirmesinden de bahsetmemiz gerek. Her yıl sonbaharda yayınladığımız AXA Gelecek Riskleri Raporu’nu tüm okurlara tavsiye ederim. Web sitemizde de yer alan bu raporlarda; iklim değişimi, küresel ısınma, pandemi, siber riskler ve jeopolitik risklerin nasıl bir düzlemde ilerlediğini sigortacı perspektifiyle anlatıyoruz.
Dijitalleşen dünyada “Bireysel Siber Sigorta” ürünümüz büyük rağbet görüyor. Evlerimizde bile her şey online iken siber güvenliği bir lüks olmaktan çıkardık. KOBİ’ler için ise acentenin kolay satabileceği, en yüksek bedelli siber korumayı ticari paketlerin içine entegre ettik.
Bir diğer önemli ürünümüz ise deprem bölgesine yönelik geliştirdiğimiz “Parametrik Sigorta” ürünümüzdür. Deprem sonucu finansal kayıpları güvence altına alan bu poliçe, binanızda maddi hasar olmasa bile o bölgede hayat durduğu için ortaya çıkan finansal kayıpları hemen ödeyen bir kimlikte.
Teknolojik yatırımlarınızdan, özellikle "Yaver" projesinden bahseder misiniz?
“YaverGPT ile acentelerimize büyük kolaylık sağlıyoruz”
Yaver bizim için sadece bir proje değil, bir ekosistemdir. Bugün hasar dosyalarımızda eksper raporlarını analiz eden yapay zeka modülümüz %20 verimlilik artışı sağladı. Medikal underwriting süreçlerimizi %25 hızlandırdık. Ayrıca YaverGPT ile acentelerimize müthiş bir kolaylık sağlıyoruz. Acentemiz sistem üzerinden hangi müşterinin hangi ek ürüne ihtiyacı olduğunu ve o müşterinin teklifi kabul etme olasılığını görebiliyor. Veriyi yönetmek, doğru değer koymak ve müşteriye uygun hizmet seviyesini belirlemek başarımızın anahtarıdır.
"Güven" ve "Sadakat" bu değerler AXA Türkiye için ne ifade ediyor?
Güven konusu, aslında sigortacılığın üzerinde tartışılmaması gereken en temel zeminidir. Türkiye, regüle bir pazar; arkamızda güçlü bir kanun koyucu (SEDDK) ve net yönetmelikler var. Biz AXA Türkiye olarak güveni sadece finansal rasyolarla değil, somut verilerle ölçüyoruz: Sermayemiz yeterli mi? Teknik karşılıklarımız yerinde mi? Hasarı ne kadar hızlı ve sürtünmesiz ödüyoruz? Müşteri memnuniyet anketlerimizde pazardan 10-15 puan yukarıda olmamız, 5 üzerinden 4,5'i aşan hizmet skorlarımız bu güvenin telkinidir.
Ancak biz bir adım ileri gittik ve güvenin adını “Empati Güvencesi” olarak yeniden tanımladık. Güven zaten olmak zorunda; biz bunun üzerine "duygu" ve "anlama"yı ekledik. Biz genel müdürlüklerimizde oturarak sahayı okuyamayız. Empati, karşı tarafın ne dediğini gerçekten dinlemek ve ona göre aksiyon almaktır. Örneğin; sağlık sigortalarında ömür boyu yenileme garantisini 3 yıldan 2 yıla çeken ilk şirketiz. Neden? Çünkü E-Nabız gibi şeffaf sistemler varken, müşteri bilgisini bizimle paylaşıyorsa onu bekletmenin bir anlamı yok. İşte empati budur; müşteriyi ve acenteyi anladığınızı onlara hissettirmektir.
“Biz empati güvencesinin yanına sadakat programlarını koyuyoruz”
Sadakat, empati güvencesinin ayrılmaz bir parçasıdır. 20 yıllık bir müşterimize davranış biçimimiz farklı olmalı. Onun bizde yarattığı değeri ölçebilmeliyiz. Eğer sadık bir müşterimiz istisnai bir durumla karşılaştıysa, sistem bunu kişi bazlı inisiyatiflere bırakmadan "otomatik" olarak müşteri lehine çözmeli. Biz empati güvencesinin yanına sadakat programlarını koyuyoruz.
AXA Climate ve sürdürülebilirlik tarafında neler yapıyorsunuz? Tarım sigortaları ve iklim riskleri konusunda nasıl bir yol izleniyor?
“Bu birikimlerin korunması geleceğe olan borcumuzdur”
AXA Climate akademimizle Türkiye’de gıdaya erişim sorununa karşı dikey, susuz ve organik tarım projelerine maddi destek sağlıyoruz. 90 milyar TL’lik prim üretimimizin yaklaşık 3 milyar TL’si "Yeşil Prim"den geliyor. Deniz altındaki mercanların karbon salınımını absorbe etme gücünü keşfettikçe biyoçeşitliliği ve su altı kültürel mirasını korumayı önceliklendirdik.
Ayrıca AXA Grubu, dünyada sosyal sorumluluk alanında destekleyeceği üç bölgeden biri olarak Türkiye'yi seçti. Bu kapsamda Hatay’da depremde yok olan kültürel mirasın yeniden inşası için finansal kaynak sağlayacağız. İklim krizi kapımızda; 2026'nın ilk iki ayında 2025 toplamından fazla afet hasarı aldık. Bu birikimlerin korunması geleceğe olan borcumuzdur.
Sizi en çok mutlu eden 3 şey nedir?
Birincisi, ailemdeki huzur; bu benim için vazgeçilmezdir. İkincisi, "iyi olma hali"; yani bardağın her zaman dolu tarafından bakabilmek. Bu benim için bir yaşam tarzı. Üçüncüsü ise AXA; bu yoğun tempoda bu kurumda yarattığımız değer ve geleceğe dönük adımlarımız benim mutluluk hayallerimin bir parçası.
Toteminiz var mı?
Çok iyi bir Beşiktaşlıyım ama totemci değilim. Beşiktaş benim için bir tutku; sosyal hayatımın büyük bir kısmını spora ve kulübüme ayırabiliyorum.
AXA'nın voleybola katkıları ve sizin şahsi spor tutkunuz nasıl birleşiyor?
Eğer bugün cesaretli, mücadeleci ve sabırlı bir yöneticiysem, bunu spora borçluyum. Voleybol camiası bana çok şey öğretti, şimdi bu borcu olimpiyat komitesi ve federasyondaki görevlerimle geri ödüyorum. Kurumumuzda 300 gönüllü ile yürüttüğümüz projeler de bu "iyi olma hali" vizyonumuzun bir parçası. Gönüllülük ve sosyal sorumluluk bu bütünün temelidir.
Yapmaktan en hoşlanmadığınız şey ne?
Yapmaktan en hoşlanmadığım şey, uyumak. Çünkü uyuduğum her an hayattan bir şeyler kaçırıyormuşum gibi geliyor. Üniversite yıllarımda da böyleydim. Sabah 07.00’de Kadıköy çarşısında esnafla beraber hayatın içinde olma heyecanı bende hâlâ taze. Sokakta dolaşmayı, gözlem yapmayı, camdan bakarak hayatı seyretmeyi uyumaya her zaman tercih ederim.
Yaz mı, Kış mı?
Yaz ve bahar.
Dinlenmeli mi, Aktiviteli mi?
Kesinlikle bol aktiviteli.
Dijital mi, Analog mu?
Hibrit.
Zaman Yolculuğu?
Geçmişten feyz alarak geleceğe doğru koşmak.
Yetenek?
Sanatsal özelliklerle doğmayı isterdim.
Son Yemek?
Herhangi bir deniz ürünü.
Başka bir zihin?
Bir köpeğin zihninde yaşayıp dünyayı o sadakat ve pozitiflikle görmeyi çok merak ediyorum. O sevilme ve uyumlanma duygusu gerçekten muazzam bir bilinmezlik.
Son mesajınız nedir?
Bu mesleği çok severek yapıyorum. Sigortacılık çok kutsal ve önemli bir iş. Geleceğe güvenle bakmak ve geceleri biraz daha rahat uyumak için sigorta ekosistemini gündeminize alın. Sektör sizi bekliyor, AXA Türkiye her zaman yanınızda.