Sigorta sektörünün en kritik unsurlarından biri olan reasüransın, büyük hasarların ekonomi üzerindeki etkisini sınırlayan temel mekanizmalardan biri olduğunu ifade eden Özdemir, son yıllarda doğal afetlerin artmasıyla birlikte kapasite ve maliyet konularının sektörün ana gündem maddeleri haline geldiğini dile getirdi.
Sektör 2025’te büyüdü, ancak taban genişlemedi
2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdemir, sigorta sektörünün aktif büyüklüğünün yaklaşık 4 trilyon TL’ye ulaştığını, prim üretiminde yüzde 46 artış kaydedildiğini söyledi. Enflasyondan arındırıldığında bu artışın yaklaşık yüzde 11’lik reel büyümeye karşılık geldiğini belirten Özdemir, poliçe sayısında ise aynı ölçüde artış görülmediğine dikkat çekti.
Sektörün büyük ölçüde mevcut müşteri tabanı üzerinden büyüdüğünü ifade eden Özdemir, bireysel tarafta alım gücündeki düşüşün sigortaya olan talebi sınırladığını, buna karşılık işletmelerde deprem sonrası farkındalığın daha istikrarlı bir tablo yarattığını söyledi.
“Reasürans pahalı kalmaya devam edecek”
Deprem sonrası dönemin fiyatlama davranışlarını kalıcı şekilde değiştirdiğini vurgulayan Özdemir, bu eğilimin aslında küresel gelişmelerle de örtüştüğünü belirtti. İklim değişikliğinin etkilerinin artık daha net hissedildiğini ifade eden Özdemir, bu durumun reasürans piyasasında sıkılaşmayı beraberinde getirdiğini söyledi.
Deprem sonrası ödenen yüksek hasarlar ve Türkiye’nin risk profiline yönelik değerlendirmelerin maliyetleri artırdığını belirten Özdemir, “Reasürans yapısal olarak pahalı bir koruma aracı ve bu durumun değişmesi zor görünüyor” dedi.
2025’te fiyatlar gevşedi, rekabet arttı
Özdemir, 2024’ün son çeyreğinden itibaren sigorta fiyatlarında bir gevşeme sürecinin başladığını ve bu eğilimin 2025 boyunca devam ettiğini belirtti. Bu durumun sigortalılar lehine sonuç doğurduğunu ifade eden Özdemir, aynı dönemde sektör içinde fiyat rekabetinin de arttığını kaydetti.
Milli Reasürans’ın kârı 9,8 milyar TL
Şirket performansına ilişkin bilgi veren Özdemir, 2023-2025 döneminde öz sermayenin 10 milyar TL’den 26,3 milyar TL’ye yükseldiğini, aktif büyüklüğün ise 50 milyar TL seviyesine ulaştığını açıkladı. 2025 yılında 9,8 milyar TL kâr elde edildiğini belirten Özdemir, teknik iyileşme, maliyetlerde düşüş ve yatırım gelirlerinin bu sonuçta etkili olduğunu söyledi.
Kapasite artışı fiyatları geçici olarak düşürdü
2025 yılında hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte büyük hasarların sınırlı kalmasının reasürans şirketlerinin finansal sonuçlarını olumlu etkilediğini belirten Özdemir, bu durumun sektörde kapasite artışı yarattığını ifade etti. Artan kapasitenin 2026 yenilemelerinde fiyatları aşağı çektiğini söyleyen Özdemir, bu durumun kalıcı olmayabileceğine dikkat çekti.
Türkiye’nin yüksek getiri potansiyeli sayesinde uluslararası yatırımcılar için cazibesini koruduğunu vurgulayan Özdemir, buna karşın küresel belirsizlikler ve iklim risklerinin fiyatlar üzerinde yeniden yukarı yönlü baskı yaratabileceğini ifade etti.
Jeopolitik riskler maliyetleri artırabilir
Küresel gelişmelerin sigorta sektörüne dolaylı etkilerine de değinen Özdemir, enflasyon ve kur oynaklığının sektör açısından en kritik riskler olduğunu söyledi. Özellikle bölgesel çatışmaların tedarik zinciri ve enerji maliyetleri üzerinden sigorta hasarlarını artırabileceğini belirtti.
Lojistik ve sigorta maliyetlerindeki artışın hasar maliyetlerine doğrudan yansıdığını ifade eden Özdemir, taşıma sigortalarında maliyet artışlarının yüzde 30-40 seviyelerine ulaşabileceğini kaydetti.
İklim riski fiyatlamanın merkezinde
Özdemir, önümüzdeki dönemde hasarların önemli bir kısmının çevresel faktörlerden kaynaklanacağını belirterek, orman yangınları ve sel gibi afetlerin hem Türkiye’de hem dünyada daha sık ve etkili hale geleceğini söyledi.
İklim değişikliğinin reasürans maliyetlerini artıran en önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayan Özdemir, bu risklerin modellenmesinin ise halen önemli zorluklar içerdiğini ifade etti.
Veri ve yapay zeka ön plana çıkıyor
Dijitalleşmenin sektördeki rolüne de değinen Özdemir, özellikle hasar süreçlerinde yapay zekâ uygulamalarının önemli avantajlar sağladığını belirtti. Veri kullanımının reasürans tarafında kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Özdemir, doğru analiz ve karar süreçlerinin rekabette belirleyici olduğunu söyledi.
“Sigorta bir maliyet değil, koruma aracıdır”
Deprem riskinin Türkiye için kaçınılmaz bir gerçek olduğuna dikkat çeken Özdemir, mevcut sigorta ve reasürans sisteminin güçlü bir koruma sağladığını ancak bu korumanın bir maliyeti olduğunu ifade etti.
Sigortanın ekonomik kayıpları telafi etmede en güçlü araçlardan biri olduğunu belirten Özdemir, bireylerin ve işletmelerin varlıklarını mümkün olan en geniş teminatlarla güvence altına almasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.





