TÜİK verilerinden derlenen bilgilere göre Türkiye’nin nüfus yapısı son yüzyılda önemli bir dönüşüm geçiriyor. 1935 yılında geniş tabanlı bir piramit yapısına sahip olan genç nüfus yapısı, 2025 yılı itibarıyla yaşlı nüfusun arttığı ve “fıçı tipi” olarak adlandırılan bir yapıya doğru evrildi. Bu değişim, uzun vadeli tasarruf ve emeklilik planlamasının önemini de artırıyor.
Nüfusun yarısı 35 yaşın üstünde
Türkiye’nin ortanca yaşı da yükselmeye devam ediyor. 2020 yılında 32,7 olan ortanca yaş, 2025 yılında 34,9’a çıktı. Bu artış, toplumun giderek yaşlandığını ve genç nüfus avantajının kademeli olarak azaldığını gösteriyor. Uzmanlar, bu eğilimin bireylerin emeklilik dönemlerine daha erken hazırlanmalarını gerekli kıldığını belirtiyor.
Yaşlı nüfusun iç yapısı da değişiyor
65 yaş ve üzerini kapsayan yaşlı nüfus içinde de dikkat çeken bir değişim yaşanıyor.
-
65-74 yaş grubu 2020’de %63,8 iken 2025’te %62,9’a geriledi.
-
75-84 yaş grubu %27,9’dan %29,3’e yükselerek yaşlı nüfus içindeki payını artırdı.
-
85 yaş ve üzeri grup ise yaklaşık %7,8 seviyesinde kalarak en yaşlı kesimin nüfustaki varlığını koruduğunu gösterdi.
Bu tablo, Türkiye’de sadece yaşlı nüfusun artmadığını, aynı zamanda yaşlı nüfusun kendi içinde de daha ileri yaşlara doğru kaydığını ortaya koyuyor.
BES her yaştan katılımcıya açık
Uzmanlara göre bu demografik dönüşüm, bireysel tasarruf araçlarının önemini artırıyor. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) giriş için üst yaş sınırı bulunmuyor; 0-18 yaş arası çocuklar dahil herkes sisteme katılabiliyor. Sistemin temel şartı ise yaş değil, en az 10 yıl sistemde kalıp 56 yaşını doldurmak.
Yaş sınırı olmaksızın katılımcılar %20 devlet katkısı ve fon getirilerinden yararlanabiliyor. Bu yönüyle BES, değişen demografik yapı karşısında bireylerin emeklilik dönemleri için uzun vadeli birikim yapmalarına olanak tanıyan önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor.






