NTV'de Noyan Doğan’ın hazırlayıp sunduğu Bakış programında konuşan Teker, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede oluşan güvenlik risklerinin denizcilik sigortaları üzerinde ciddi baskı yarattığını belirtti.

Hürmüz Boğazı küresel ticaret için kritik

Teker, Hürmüz Boğazı’nın dünya enerji ticareti açısından stratejik bir konumda olduğunu vurgulayarak, küresel petrol ve doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu hat üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Bu nedenle bölgedeki herhangi bir gerilimin yalnızca deniz taşımacılığını değil, küresel enerji ve ticaret akışını da doğrudan etkilediğini dile getirdi.

Bölgede sadece boğaz içinde bekleyen gemilerin değil, bölgeye doğru seyir halinde olan çok sayıda geminin bulunduğuna dikkat çeken Teker, toplamda yaklaşık 3 bin geminin bu rotayla bağlantılı hareket ettiğini söyledi.

AXA Sigorta isim sponsorluğunda 72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri için oylama başladı
AXA Sigorta isim sponsorluğunda 72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri için oylama başladı
İçeriği Görüntüle

Türk sahipli gemiler de bölgede

Teker, dünya deniz ticaret filosunun önemli bir bölümünün Türk armatörlere ait olduğunu hatırlatarak, küresel filonun yaklaşık yüzde 10’unun Türk sahipli olduğunu belirtti. Bu nedenle bölgede Türk armatörlerine ait gemilerin bulunmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

P&I tarafında savaş teminatı kaldırıldı

Denizcilik sigortalarında P&I poliçelerinin üçüncü şahıslara yönelik sorumlulukları kapsadığını anlatan Teker, savaş kaynaklı risklerde bu teminatın artık verilemediğini açıkladı.

Armatörlerin Arap Körfezi olarak adlandırılan bölgede gemileri için yalnızca kısa süreli harp teminatı alabildiğini belirten Teker, P&I tarafında savaş riskine ilişkin teminatların iptal edildiğini ve mevcut poliçelerin feshedildiğini söyledi.

Gövde sigortalarında ise armatörlerin ek prim ödeyerek kısa süreli harp teminatı satın alabildiğini ifade eden Teker, ancak bu primlerin son dönemde ciddi şekilde yükseldiğini kaydetti. Örneğin 100 milyon dolar değerindeki bir gemi için haftalık harp primi yaklaşık 200 bin dolardan 1 milyon dolara kadar çıkabiliyor.

Teker, P&I sigortacılarının bir olay için 500 milyon ila 1 milyar dolar arasında teminat sağlayabildiğini ancak savaş kaynaklı sorumluluk risklerinin bu kapasitenin ötesine geçebileceğini belirterek, bu nedenle sigortacıların teminat sağlamaktan kaçındığını söyledi.

Bu kapsamda çevre kirliliği, personel kaybı veya taşınan yükten doğabilecek zararların P&I kapsamına girdiğini hatırlatan Teker, savaş durumlarında sigortacıların poliçeleri 72 saatlik bildirimle iptal edebildiğini aktardı.

Reasürans tarafında da teminat donduruldu

Reasürans şirketlerinin de harp riskleri konusunda kapasiteyi askıya aldığına dikkat çeken Teker, reasürörlerden 72 saat içinde harp risklerine ilişkin teminatların dondurulacağı yönünde bildirim aldıklarını ve bunun üzerine müşterilerine fesih duyurusu yaptıklarını söyledi.

ABD’nin olası teminatı belirsiz

Donald Trump’ın, sigorta şirketlerinin çekildiği alanlarda devlet destekli bir mekanizmanın devreye girebileceğine ilişkin açıklamalarının da gündeme geldiğini belirten Teker, ancak böyle bir sistemin nasıl işleyeceğine dair ayrıntıların henüz netleşmediğini ifade etti.

365 gün sonra “tam ziya” gündeme gelebilir

Teker, Körfez’de uzun süre mahsur kalan gemiler için farklı bir sigorta sürecinin devreye girebileceğini belirterek, bir geminin 365 günden fazla bölgede sıkışıp kalması durumunda armatörün “tam ziya” ilan etme hakkının doğabileceğini söyledi. Bunun armatör açısından avantaj sağlayabileceğini ancak sigorta sektörü için büyük bir mali yük anlamına geldiğini ifade etti.

Risk genişlerse navlunlar yükselebilir

Teker, harp risk bölgesinin Bahreyn, Katar, Umman ve Cibuti’yi kapsayacak şekilde genişletilebileceğine yönelik bilgiler aldıklarını belirterek, böyle bir durumda ek primlerin artacağını ve bunun navlun fiyatlarına da yansıyacağını söyledi.

Bu gelişmelerin nihai olarak küresel ticaret maliyetlerini artırarak son kullanıcıya kadar uzanan bir etki yaratabileceğini belirten Teker, bölgede güvenlik ortamı normalleşmeden P&I teminatlarının yeniden devreye girmesinin zor olduğunu sözlerine ekledi.